Orman ve Su İşleri Bakanlığı‘nın geçtiğimiz günlerde ormanlık alanlarda lisanssız santrallere izin vermeyeceğini açıklamasının ardından enerji üretiminde lisans tartışması başladı. EMO Enerji Birim Koordinatörü Olgun Sakarya, her türlü üretim tesisinin çevre tahribatı yaratmayacak, tabiat ve kültür varlıklarına zarar vermeyecek şekilde planlanmasını gerektiğini savunarak, "Lisanslı elektrik üretiminde her türlü çevre tahribatını görmezden geleceksiniz, lisanssıza gelince yok diyeceksiniz. Sadece bunun ticaretini yapanlar izinden faydalanacak, kendi ihtiyacını karşılamaya yönelik tesisler ise engellenecek. Bu tamamıyla çelişkilidir" dedi.
Türkiye‘nin elektrik üretiminde yalnızca doğalgaza bağlı bir görünüme doğru gittiğini söyleyen Sakarya, Enerji Bakanı Taner Yıldız‘ın doğalgaz santrallerine kısıtlama geleceği yönündeki açıklamalarını hatırlatarak şunları söyledi:
"Bakan böyle derken EPDK doğalgaza dayalı lisansları vermeye hem de büyük güçlerde vermeye devam ediyor. Bırakın bakanın açıklamasını 2009 yılında yayınlanmış "Strateji Belgesi" var. Doğalgaza dayalı üretimin yüzde 30‘a kadar sınırlandırılması öngörülüyor. EPDK bunu da her ne hikmetse görmezden geliyor. Üretim lisansı vermeye de devam ediyor. Bu tür açıklamaların karşılığını bulamıyoruz, dolayısıyla samimi de bulmuyoruz."
BİR YILDA ÇİFTÇİYE YÜZDE 34,6 ZAM
Son zamlara da değinen Sakarya, cari açığın en önemli etkenlerinden birinin enerjide dışa bağımlılık olduğunu, 54 milyar dolara denk gelen bu payın 2012 yılında artarak devam ettiğini dile getirdi. Doğalgazda yüzde 98, petrolde de yüzde 93 olan dışa bağımlılığın ikincil bir enerji kaynağı olan elektrik enerjisi üretiminde de 55-60 seviyelerinde olduğunun altını çizen Sakarya, bu durumun ekonomik anlamda da bir dizi sorun yarattığını ifade ederek şunları söyledi:
"Girdi olarak kullandığınız birincil kaynakların uluslararası pazardaki fiyatları, döviz kurlarında yaşanan değişiklikler üretim maliyetlerini etkileyecek ve tarifeler de zamlanacaktır. Yapılan zamların da muhatabı her zaman olduğu gibi vatandaş olmaktadır. Bu nedenle bir an önce yerli ve yenilenebilir kaynakların kullanımına önem verilmesi kaçınılmazdır. Ülkemiz linyit rezervleri ile özellikle rüzgâr ve güneş potansiyeli açısından oldukça zengin birincil kaynaklara sahiptir. Çevreyi koruyarak toplumla barışık projeler geliştirilerek, bu kaynaklarımızın kullanımı sağlanmalıdır"
Sakarya, mesken abonelerinin elektrik faturasının bir yılda yüzde 32,16‘lık artışla enflasyon oranını neredeyse dörde katladığını hatırlatarak, "1 Ekim‘den itibaren geçerli tarifede ise en yüksek zam yüzde 11,12 ile tarımsal sulama abonelerine yapıldı ve bir yılda tarımsal sulamaya yapılan elektrik zammı yüzde 34,6‘ya ulaştı" diye konuştu.
"ENERJİ YOKSULLUĞU SINIRINI AŞTIK"
Asgari ücretin bir yılda yüzde 12,2 oranında artmasına rağmen asgari ücretle geçinen ailenin bütçesindeki elektrik faturası payının yüzde 11,16‘ya yükseldiğinin altını çizen Sakarya, "Böylece uluslararası literatürde enerji yoksulluğu için belirlenen yüzde 10 sınırı da aşılmıştır. Hal böyle olunca elektrik enerjisinin kaçak tüketiminde artış olabileceğini öngörmek için kâhin olmaya gerek yoktur" diye konuştu. Sakarya ayrıca elektrik enerjisini temel girdi olarak kullanan bütün sektörlerin mağdur olacağını ifade ederken "Bu zamlar soframızdaki ekmekten içtiğimiz bir bardak suya kadar hayatımızın her alanında etkili olacaktır"dedi.
Son dönemde kullanımı giderek artan sözde "tasarruf cihazları"nın da tüketicileri kandırmaya yönelik olduğunu vurgulayan Sakarya, "Bu ve benzer olaylarda kamu otoritesinin denetim görevini yerine getirmesi ve girişimleri engelleyerek cezalandırması gerekmektedir" dedi.
(ticaretgazetesi.com.tr; 15.10.2012)