Tüm Haberlere Dön
BUNCA YOKSULLUK VARKEN! (GERCEKGUNDEM.COM)
Basından Genel Merkez

BUNCA YOKSULLUK VARKEN! (GERCEKGUNDEM.COM)

Türkiye ekonomisi aslında ilginç bir dönemeçte...

Dönecek mi dönemeyecek mi bilinmez ama dönemeçte duramayacağı kesin...

Çünkü hem gaz-fren tartışmaları hem de zam ekonomisiyle gelinen nokta sürdürülebilirlikten çok uzak...

Gerçi burada patinaj yapılıyor görünüyor ama adı üzerinde patinaj!

Demek ki, ya geri ya ileri gitmek zorunda...

Ama bu konuda Hükümetin içinde önemli görüş ayrılıkları var...

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan anlaşamıyorlar...

Bu yeni bir şey değil tabi ancak artık daha önemli, çünkü izlenen politika tıkandı...

Son yapılan yüksek oranlı zamlar bunun bir göstergesi...

Bir anlamda da cari açığı indirmek üzere bir süredir kurgulanan ekonomi politikasının başarılı olmadığının kanıtı...

Neden farklı bir politika izlenmeye karar verilmişti?

Cari açık hızla yükseliyor, döviz dengesinin iyiden iyiye bozulmasının krize yol açacağı düşünülüyordu... Bu korkuyla yavaş yavaş frene basılmaya başlandı...

Sonuç büyüme yüzde 9‘lardan yüzde 3‘lere geriledi.

Böyle bir gelişme tabi ki gelir dağılımı bozuk olan ve yoksulu çok olan bir ülke için son derece üzücü...

Gerçi Türkiye‘nin büyümesi istihdam yaratmayan bir büyüme ama ekonominin eksiye doğru yol alması mevcut çalışanların da hayatını tehdit ediyor ki, konunun en önemli yüzlerinden biri bu...
İkincisi cari açıktaki azalma, büyümedeki azalmaya rağmen hala çok düşük...

Yani cari açık, frene basıldığı halde beklendiği gibi azalmıyor.

Bir açıdan mevcut büyüme hala dış kaynakla sağlanıyor ki, bu da Türkiye‘nin nasıl bir yapısal sorun içinde olduğunu herkese anlatıyor.

Bu arada bütçe açık veriyor ve kamu, kaynak israfından geri durmuyor.

Bu açığın kapatılması için ise vergi ve zamlara yükleniliyor.

Burada yine ilk göz önünde bulundurulacak kesim yoksul kesim...

Yoksul kesimden bahsederken, sürekli yoksulluk riski altında bulunanların oranının yüzde 18.5 olduğunu unutmamak gerekiyor.

Bu dokuya rağmen Türkiye dünyadaki en pahalı benzini kullanıyor,1 yılda elektriğe yüzde 32.6 zam yapılıyor.

Elektrik Mühendisleri Odası‘nın açıklamasına göre 4 kişilik ailenin asgari tüketim standardı üzerinden 230 kilovat saat aylık tüketim gerçekleştirmesi durumunda; faturası 75.2 liradan 82.6 liraya yükselecek.

Demek ki 1 yıl içinde yapılan elektrik zamlarıyla bir ailenin elektrik faturası, yüzde 32.6 zamlanarak, 20.1 lira artmış oldu.

Üstelik bu zamların sürmesi bekleniyor çünkü açığın kapatılması lazım...

Yoksulların daha da yoksullaşması anlamına gelen bu patinaj politikası içinde ise bir ‘yol ayrımı‘ politikası tartışılıyor hükümet içinde...

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, sıkı para politikasından yana iken, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, genişlemeyi savunuyor hatta Merkez Bankası‘na kızıyor.

İyi de her ikisinin savunduğu nokta Türkiye‘yi bir adım ileri götürecek nokta değil ki, sadece antibiyotik etkisi yaratan bir nokta...

Tabi ki ekonomide öngörülmeyen bir sürü gelişme, öngörülmeyen bir sürü sonucu içinde barındırabilir ama Hükümetin izlediği rejim-rejimler, ‘yeni ve kesin iyileştirici ilaç etkisi‘ zaten hiç yaratmadı...

Büyüme arttı, cari açık büyüdü, büyüme küçüldü cari açık küçülmedi...

Üstelik hiçbir politika istihdam yaratmadı...

Ekonominin yapısal sorunları ağır olduğu için, büyüme gerçekten refahı, kalkınmayı ve istihdamı desteklemediği için hangi bakanın sözü geçerse geçsin, farklı sonuçlar ortaya çıkacak ama sorunlar çözülmeyecek... Hatta ağırlaşacak...

Şöyle ki, frene daha fazla basılırsa, büyüme daha da düşecek, ihracat azalacak, işsizlik artacak...

Gaza basılırsa, krediler artacak, enflasyon yükselecek, cari işlemler açığı ve borçlanma artacak...

Ne ağır bir durum değil mi?
Üstelik bunca yoksulluk varken!

(gercekgundem.com; 04.10.2012)