Tüm Haberlere Dön
GÜNDE 4 İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRİYOR (EGEMEN)
Basından Genel Merkez

GÜNDE 4 İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRİYOR (EGEMEN)

319 işçi iş kazası sonucunda hayatını kaybetti

Türkiye‘de işçi sağlığı ve güvenliği konularında alınan önlemlere karşın, kazalar bir türlü sona erdirilemiyor. İstatistiklere göre, ülkede günde ortalama 4 kişi iş kazası sonucu yaşamını yitiriyor.

Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre 2010 yılında bin 444 işçi, iş kazası sonucu hayatını kaybederken, bu rakam 2011 yılında 119 artışla bin 563‘a çıktı. 2012 yılının ilk beş ayında ise 319 işçi "iş kazalarından" dolayı hayatını kaybetti. Bu korkunç tablonun ürkütücü boyutlara ulaşmasından endişe ediliyor.

Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş,bir inceleme yazısında iş kazalarının Türkiye‘nin gündeminden düşmeyen ve neredeyse seri cinayetlere dönüşen ciddi toplumsal bir sorun olduğunu bildirdi. Göltaş, "Ülkemizin dört bir yanından işçilerin ölüm haberleri geliyor. Savrularak, yanarak, boğularak, göçük altında kalarak, ezilerek her gün en az 4 işçi hayatını kaybediyor" dedi. Göltaş insanların göz göre göre öldüğünü belirterek, şunları kaydetti: "Davutpaşa‘da, Karadon‘da, Ostim‘de, Dursunbey‘de, Afşin‘de, Erzurum‘da, Tuzla‘da ve her yerde. Ülkemizin dört bir yanından işçiler yaşamını yitirdi. Savrularak, yanarak, boğularak, göçük altında kalarak, ezilerek her gün en az 4 işçi hayatını kaybediyor."

AKP, KADER‘ DİYE DEĞERLENDİRİYOR

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre 2010 yılında bin 444 işçi, 2011 yılında ise bin 563 işçi hayatını kaybetti. Bu gerçeklere rağmen AKP iktidarı işçi ölümlerini ‘kader‘, ‘vadeleri dolmuş‘, ‘ölüm bu işin doğasında‘ diye değerlendiriyor. Oysa tüm iş kazaları ve meslek hastalıkları önlenebilir. Bizler önlenebilir oldukları halde gerçekleştiği için yaşananları ‘iş cinayeti‘ olarak tanımlıyoruz. Karadon ve Elbistan göçük altında kalan kömür madeni işçileri ile Adana Kozan baraj suları altında kalan, yine Erzurum Aşkale deniz bisikletinden düşerek baraj gölünde donarak, boğularak ölen enerji işçileri ile, Esenyurt alışveriş merkezleri inşaatında çadırlarda yanan inşaat işçileri ile, Davutpaşa ve Ostim güvencesiz ve denetimsizce ilkel koşullarda sürdürülen üretimlerin sonucunda canların yok olduğu toplu felaketlerle anılıyor artık."

EKONOMİK BÜYÜME CAN KAYIPLARIYLA SAĞLANIYOR

Son 5 aylık istatistiklerin bile çalışma yaşamında tablonun giderek ağırlaştığını ortaya koyduğunu kaydeden Göltaş, "2012 Ocak ayında 62, Şubat ayında 42, Mart ayında 59, Nisan ayında 87 ve Mayıs ayında 69 olmak üzere son 5 ayda 319 emekçi bugün aramızda değil" diye konuştu. İstatistiklerin ve rakamların yaşanan acıları yansıtmaktan uzak olduğunu ifade eden Göltaş, ekonomik büyümenin can kayıpları ile sağlandığına dikkat çekti.

Göltaş, "Karlarına ve büyüme istatistiklerine kadın erkek demeden kurban verdiğimiz insanların ödedikleri bedelin karşılığı AKP iktidarı tarafından Türkiye‘nin Çin ve Arjantin‘den sonra dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi olduğu müjdesiyle sunuluyor" dedi. Göltaş, ülkemizde en fazla can kaybının yaşandığı alanları "inşaat, maden, enerji ve hizmet" sektörleri olarak sıraladı. Yaralanmaların en çok gerçekleştiği alanların ise "inşaat, tekstil, hizmet, gıda, metal, maden, gemi inşa ve enerji" sektörleri olarak sıralandığını kaydeden Göltaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bir yandan teşvik kapsamına alınan sanayilerin yine bu sektörlerde yoğunlaştığı da açık. Hükümetin teşvik verdiği bölge ve sektörlerde üretimin artması beklenen bir durum. Ancak bu sürecin daha fazla iş kazalarına yol açmaması için var olan tüzük ve yönetmeliklerin harfi harfine uygulanması ve daha önce gerçekleşen iş cinayetleri için açılmış davaların da hızla daha fazla mağduriyet yaratmayacak şekilde sonuçlanması gerekiyor. İnşaat sektörü için Türkiye ekonomisinin lokomotifi denmektedir. İnşaat sektörü büyürken, ölümler de katlanarak artmaktadır. İnşaat sektörü ölümlü kazalarda ilk sıraya yerleşmiştir ve bu konumunu değiştireceğine dair bir umut görünmemektedir. İnşaat sektörünün şaha kalktığı söylenen yıllarda, iş cinayetleri de şaha kalkmıştır. 2010 yılı verilerine bakıldığında iş kazaları sonucu meydana gelen bin 434 ölümün 475‘inin‘ yani her 3 ölümden birinin inşaat sektöründe olduğu görülecektir. Bu uzun yılların en yüksek sayısı ve oranıdır." İşçi ölümlerinin altında yatan en önemli nedenin sağlıklı ve güvenli çalışmanın bir "maliyet" olarak görülmesi olduğunu belirten Göltaş, "Sermaye bu yüzden ‘işçi sağlığı‘ yerine ‘iş sağlığı‘ kavramını kullanıyor. Yani işçilerin değil işin sağlığı, işletmenin verimliliği ön planda tutuluyor" dedi.

AKP döneminde işçilerin can güvenliğini sağlayacak denetimlerin sıklaştırılması yerine küresel rekabet yani işletmelerin karlılığı gerekçe gösterilerek emekçileri koruyan mevcut düzenlemelerin dahi ortadan kaldırıldığına dikkat çekti.

SİSTEM TOPLU ÖLÜMLER DOĞURUYOR

Başta Esenyurt, Ostim, Davutpaşa‘da yaşananlar olmak üzere iş kazalarının toplu ölümlere yol açtığına dikkat çeken Göltaş, konuşmasına şöyle devam etti: "Taşeron sistemine dayalı üretim yapısı, uzun ve yorucu çalışma saatleri, geçici ve esnek istihdamın iş cinayetlerinde belirleyici olduğunu biliyoruz. İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin kısıntıya gidilecek ilk maliyet kalemi olarak görüldüğünü, devletin işçi sağlığı ve iş güvenliği denetiminden tamamen çekildiğini, tüm bunlarla birlikte en basit iş güvenliği önlemlerinin bile alınmamasının, tekil ölümler değil artık toplu ölümler doğurduğunun farkındayız."

(Egemen; 16.09.2012)