Geçtiğimiz Mart ayında Ankara‘nın en önemli simgelerinden biri olan Mülkiyeliler Birliği‘nde başkanlık seçimleri vardı. 43. Olağan Genel Kurul‘da Mülkiyeliler Birliği tarihinin ikinci kadın başkanı olarak Sevilay Çelenk seçilerek başkanlığa geldi. Çelenk‘in seçilmesi birlik, sendika ve odalarda yönetim kademesindeki kadınlar üzerine düşündürdü. Yönetim kademesindeki kadınların varlığının artması elbette ki uzun dönemli bir mücadelenin sonucu. Bu artış simgeselliği ile güç verse de, kadınlar o kademelere gelene dek çok sayıda engelle başetmek zorunda kalıyor.
Uçan Süpürge Haber Merkezi 7 Haziran 2012
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Kadın Komisyonu‘ndan Fatoş Bentli, Uçan Süpürge için EMO Ankara Şube Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akgün ve EMO İstanbul Şube Yönetim Kurulu Başkanı Beyza Metin ile bir röportaj gerçekleştirdi.
EMO Türkiye çapında 14 şubesi olan köklü bir örgüt. Bu 14 şube içinde en büyüklerinden ikisi olan İstanbul ve Ankara şubelerinin Yönetim Kurulu başkanları kadın. Aynı zamanda EMO Merkez Yönetim Kurulu‘nda da 1 kadın üye bulunuyor. Bentli sordu, Akgün ve Metin yanıtladı:
(Ebru Akgün)
-Toplum içerisinden genel yargı olarak "erkek mesleği" gibi görülen Elektrik Mühendisliği‘ni neden meslek olarak seçtiniz?
E.A: Aslında mesleğim elektronik mühendisliği, nispeten erkek mesleği olan Elektrik Mühendisliği‘nden biraz farklı. Samimi olarak söylemek gerekirse çok bilinçli bir tercih değildi benimkisi. Mühendis olmak kulağa hoş geliyordu ve tabiri caizse tornavidaya, tamir etmeye bir ilgim vardı çocukluğumdan beri. Elektrik ile ilgili de acı bir tecrübem vardı aslında. İlkokul 4. sınıfta taşındığımız yeni evimizde, bina elektrik muhafaza kutusunun yalıtımı henüz yapılmamıştı ve ben çok ciddi bir şekilde çarpılmıştım. Bunlar kişisel deneyimlerin olmasına rağmen ne yazık ki meslek tercihi noktasında ülkemiz eğitim sistemi çok kötü durumda. Öğrencilere meslek seçimi noktasında bir yönlendirme söz konusu değil, son yapılan 4+4+4 değişikliği ile de pedagojik bir yaklaşımdan tamamen uzak bir yönlendirmeden bahsediliyor. Gençler mesleklerini seçerken neyi yapmak istediklerinden çok nasıl iş bulurum, nasıl çok para kazanırım soruları üzerinden hareket ediyorlar. Bu noktada biz, şube olarak özellikle liselere gidip öğrencilerle tanıtım toplantıları yapıyoruz. Meslek alanlarımıza ilişkin bilgilendirmeler yapıyoruz.
B.M: Liseyi bitirdiğimde kafamdaki iki tercihten biri mühendislikti. Gerek lisede aldığım formasyon, gerek yeteneğimin sayısal alanda yoğunlaşması ve en önemlisi "erkek" mesleği olması ve benim o zamanlar erkeklerle kafamdaki müthiş yarış, mühendisliği seçmeme neden oldu. Küçüklüğümden beri "sen kızsın" yapamazsın söylemlerine verilmiş bir tepki de olabilir. Kadınların "yapamayacağı" her şeye verdiğim tepki gibi, mühendisliği seçmem de "Hayır yaparım" tepkisiydi belki de. Tabi o zamanlar bu tepki sadece bireysel bir tepkiydi, şimdiyse kadın mücadelesiyle bir çok zorluğun aşılabileceğine inanıyorum.
(Beyza Metin)
-Mesleğinizi yaparken cinsiyetiniz dolayısıyla ayrımcı uygulamalar ile karşılaştınız mı?
E.A: Tabii ki bürokrasinin erkek egemen yapısı, toplumdaki cinsiyetçi yaklaşımları sıklıkla önümüze getiriyor. Daha çok aktif sosyal ve mesleki hayatımdan kaynaklı klasik söylemlerle karşılaşıyorum, "kadın başına bu işlerle ne uğraşıyorsun, evinle eşinle ilgilen, çocuk yap" gibisinden söylemler esprili de olsa karşılaştığım sözler. Hak arama mücadelelerinde göstermiş olduğunuz tavırlar bile "10 erkeğe taş çıkartır" gibisinden cinsiyetçi sözlerle takdir edilebiliyor. Fakat bütün bunların yanında bir o kadar da destek alıyorum. Kadın mühendislerin sorunlarının başında iş alanlarının özellikle, saha, üretim şantiye ortamlarının erkeklere göre tasarımlanmış olması, mühendislik hizmetlerinin daha çok masa başı bölümlerinin kadın mühendislerce yapılabileceği algısı, doğum/süt izinleri, kreş, servis gibi sorunlar da ayrıca problemler olarak çıkabiliyor karşımıza. Teknik bilgi ve içeriğe dayalı, bilimsel metotlarla çalışılan mühendislik alanında biz kadın mühendislere yönelik önyargılar sadece toplumsal yaşamdaki geleneksel ayrımcılığı desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda mesleğimize dair verimliliğimizi ve birer mühendis olarak topluma karşı yerine getirmeye çalıştığımız mesleki sorumluluklarımızı da olumsuz etkiliyor.
B.M: Bolca karşılaştım. Ayrımcılık iş ilanlarında başlıyor bir kere. Birçok iş ilanında "askerliğini tamamlamış" ibaresi zaten kadın mühendis istemediklerini gösteriyor, hatta bu kamuda da oldu. Kadın mühendislerin yürüttükleri mücadele ve imza kampanyası ile ilan değiştirildi. İlanlar ne kadar değişirse değişsin, bir kadın olarak öncelikle erkek egemen olan bir alanda iş bulmakta zorlanıyorsunuz. Bu uzun süren iş aramalar sonrasından birçok kadın istemeye istemeye satış mühendisi olarak çalışmak zorunda kalıyor. Şantiyede ya da üretimde çalışabilenler ise, erkek meslektaşlarından iki kat daha fazla çalışarak kendilerini ispat etmek zorundalar. Çoğu şantiyede kadın lavabosu yok. Kadının erkek üzerinde otorite kuramaz, iş yaptıramaz yargısı kadınlara erkekleşmeyi dayatıyor. Fazla mesaiye kalamazsın, evlenince kocan izin vermez, hadi çalışmana izin verdi seyahat etmene izin vermez, çocuk doğuracaksın vb söylemlerini aşıp işinizi layıkıyla yapabilmeniz çok zor. Son iş görüşmemde defalarca "Kocan çalışmanızı istemezse ne yaparsın?" sorusuna maruz kalıp, daha evvel defalarca teklif gelen bir şirketten, tahminimce 3 kadının doğum izninde olmasının da etkisiyle geri çevrildim. Bir erkek 4 ay bel fıtığından yattığında hiçbir sorun olmazken, kadın çocuk doğurup aynı izni aldığında göze batıyor. Konumu değiştiriliyor. Kadınlar genelde daha çok tekrar ve dikkat gerektiren işlerde çalıştırılıyor. Üniversite eğitimi sırasında "İngilizce öğretmeni olun, evinize de zaman ayırırsınız" vb söylemlere maruz kalıp, ısrar ve inadım üzerine stajlarda fotokopicilikten kurtulup sahaya gidebildim. Tüm bu sorunları aşıp kendi işinizi yaptığınız zaman da "Erkek gibi kadın helal olsun" söylemiyle karşılaşıyorsunuz.
-Üye sayısının yaklaşık olarak yüzde 10‘ununu kadınların oluşturduğu bir meslek örgütünde yönetici kadroların çoğunlukla erkek olmasından dolayı yaşadığınız sıkıntılar nelerdir?
E.A: 2 dönemdir TMMOB bünyesinde kadın mühendis, mimar ve şehir plancılar kurultayları düzenleniyoruz. Oda birimlerimizde kadın komisyonları oluşturduk. Örgütümüzün genelinde kadın meslektaşlarının sorunları hakkında bilgi sahibi olmayan, fakat bu konularda kadınlardan daha çok söz söyleme hakkı olduğunu düşünen meslektaşlarımız var. Kadın mühendislerin taleplerinin dilendirildiği kurullarda bu meseleler tartışma konusu olabiliyor. Ama bunların tartışılıyor olmasını bile bir gelişme olarak değerlendiriyorum. EMO tarihinde ilk defa iki büyük şubemizde İstanbul ve Ankara da kadınlar yönetim kurullarında başkanlık görevini üstlendiler. Bu noktada üyelerimizin bizlere vermiş olduğu güven ve destek aslında odalarımızdaki kadın mücadelesi açısından iyi şeylerin de olduğunun bir göstergesi.
B.M: Çok eril ve kavgacı bir dil var, genel kurullardaki tartışmalara bir kadın olarak dayanmak oldukça zor. Farklı siyasal aidiyetlerden kadınlar çok rahatlıkla kadın kurultaylarını örgütleyebilirken, erkek meslektaşlarımız ve yöneticilerimiz ne yazık ki bunu yapamıyor. Yönetimlerde ve temsili kadrolarda kadınların olmayışı, bizlerin parmakla gösterilen, "acaba nasıl yapacak" diye bakılan, tüm işleri göze batan ve sorgulanan noktalarda olmamıza neden oluyor. İyi bir şey yaptığımızda da gereksiz ve abartılı "aferinler" aslında yaşadığımız bir tür mobbing diye düşünüyorum.
-Yönetici kadrolara kadın üyelerin de dahil olarak söz sahibi olmasıyla örgütünüz içinde ne gibi değişiklikler/yansımalar olacağını düşünüyorsunuz?
E.A: Öncelikle artık kadın komisyonlarımızın marifetiyle yapılan etkinliklerin odamızın diğer etkinlikleri ile çakışmasının önlenebileceğini düşünüyorum. Nitekim kurullarda kadınların varlığı olmadığında çalışma programlarında göz ardı edilebiliyorduk. Her platformda kadın meslektaşlarımızın taleplerinin ve sorunlarının dillendirilebildiği bir dönem olacağını düşünüyorum
B.M: Bir defa daha az kavga olacağını ve olabildiğinde kolektif yönetimler olacağını düşünüyorum. Kadın duyarlılığı ve algısının üyeyle kurulacak ilişkileri ve empatiyi güçlendireceğine inanıyorum. Bizlerin yönetim kurulularında yer almamız, özellikle genç ve kadın mühendislerin oda kurularında çaba gösterdikleri zaman yer alabileceklerini görmeleri ve cesaret kazanmalarını sağlayacaktır.
Yönetim Kurulu veya diğer kurullar içerisinde kadın olduğunuz için yaşadığınız pozitif veya negatif ayrımcılıklardan bahseder misiniz?
E.A: Yönetim kurulumuz hem genç hem de toplumsal cinsiyet konusunda çok duyarlı bir ekip. O yüzden aslında onların çok ciddi destekleri ve katkıları var. Şubemizde kabul gören genel yaklaşım "kadınlara, gençlere daha fazla söz hakkı" o yüzden kendimi şanslı hissediyorum. Özelikle adaylık sürecimde karar vermeme, çeşitli çekincelerim olmasına karşın arkadaşlarımın güvenleri ve destekleri etkili oldu.
B.M: Başkan adaylığım sürecinde her ikisine de maruz kaldığımı belirtmek istiyorum. Seçim esnasında karşı listenin yedek yönetim kurulu üyesi imzasıyla üyelere "Eğer yarından itibaren EMO‘nun demokrat bir bayan mühendis tarafından yönetilmesini istiyorsanız, gelip bize oy vermemeniz yeterlidir" şeklinde bir mesaj atıldı. Hem genç, hem kadın, hem de demokrat tehlikeli bir tiptim onlar için. Diğer yandan çok destekleyen, her süreçte yanımda olan insanlar olduğu gibi, söylenmeyen "acaba"lar da yok değildi.
-Yönetici olduğunuz dönem içerisinde kadın üyeleriniz için yapmayı düşündüğünüz özel proje/etkinlik vb var mı?
E.A: Bir önceki dönem başlatmış olduğumuz, etkinliklerimizde çocuk bakım desteği verilmesi örgüt genelinde güzel yansımalara neden oldu. Bu konuyu olanaklarımız çerçevesinde devam ettirmeyi hedefliyoruz. Her komisyonumuzda olduğu gibi kadın komisyonumuzun da dönem içinde belirlediği bir konuda, bir ya da birden çok etkinliği yapmasını ve bu etkinliklerini yaygınlaştırmasını hedefliyoruz. Kadın üyelerimize yönelik istatistikî verileri derleyerek çözümlenmesini sağlayacağız. Kadın mühendislik öğrencilerinin örgütlenmesi için ayrıca etkinlikler düzenleyeceğiz. Diğer karma örgütlerdeki kadınlarla ve kadın örgütleriyle daha fazla bir araya gelerek mücadele yöntemlerimizi tartışabileceğimiz ortak etkinlikleri hayata geçireceğiz.
B.M: Kadınların ortak çabalarıyla 2 dönemdir TMMOB Kadın Kurultayları örgütlendi. Bir çok yerelde yapılan kurultayların ardından sürdürülen çalışma ile hem komisyonlarımızı kurduk ve hem odalar bazından hem de TMMOB İl Koordinasyon kurullarında bir çok panel, etkinlik, atölye vb düzenledik. Bu dönem de kadın komisyonumuz ile birlikte çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bu dönem merkezimiz 8 Mart‘ta çok güzel bir kadın ajandası bastı ve tüm üyelerimize gönderdi ve çok olumlu tepkiler aldık. Etkinliklerde çocuk bakım hizmeti sağlamak gibi hedeflerimiz var.
-Daha fazla kadının örgüt içerisinde söz sahibi olabilmesi ve yönetici karar mercilerine gelebilmesi için önerileriniz nelerdir?
E.A: TMMOB Kadın Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları Kurultaylarında alınmış kararlar var özelikle kota ve pozitif ayrımcılık konularında. Bu kararların örgüt genelinde bilince çıkarıldığı etkinlikleri örgütlemeliyiz. Yoksa genel kurullarda vermiş olduğumuz önergeler yeterli tartışma olanağına sahip olmadığından hak etmediği tartışmalara mahkûm edilmekte ve dolayısıyla reddedilebilmekte.
B.M: Kadın kurultaylarında aldığımız bir dizi karar ve öneriler var. Kadınların yönetim kademelerine gelmelerinin önündeki engeller kaldırılmalı ve pozitif destek sağlanmalı diye düşünüyorum. Tüm toplumda olduğu gibi oda üyelerinde ve yöneticilerindeki erkek egemen algının kırılması kadınların mücadelesine bağlı. Tabi kadın meslektaşlarımızın sadece kadın komisyonlarında değil, diğer mesleki ve teknik komisyonlarda da çalışma yürütmeleri gerekmekte, yoksa kadın komisyonları bizler için steril kalan, kimsenin de karışmadığı alanlar olarak kalıyor. Her alanda mücadele etmemiz gerekiyor.