Maliyet Düşürülmesi, arz güvenliğinin ve kalitesinin artırılması, kayıp-kaçak oranının azaltılması, yenileme ve genişleme yatırımlarının özel sektör tarafından yapılması, rekabet faydalarının tüketiciye yansıması" amacıyla yapılan elektrik özelleştirmeleri, beklendiği gibi mucize yaratmıyor, hatta aksine üretim ekonomisini tehdit ediyor.
Doğalgaz ve elektrikte yapılan zamların son yıllarda periyodunun son derece sıklaşması hem tüketiciyi hem de sanayiciyi mağdur ediyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, bu konudaki en önemli otorite olarak, "Enerjide dışa bağımlıyız ve dünyanın yükünü çekiyoruz" diyerek dolarla alım, TL ile satışın açık pozisyon anlamına geldiğini söylüyor. Türkiye‘nin elektrik üretimi yaklaşık 228,4 milyar kilovatsaat. İthalat miktarı 54 milyar dolar. Dış kaynak bağımlılığı ise yüzde 56. Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Cengiz Göltaş, bu konuda öncelikle 1998‘de yüzde 10 seviyesindeki elektrik üretiminde doğalgazın payının yüzde 53‘e çıkarılmasını eleştiriyor. Ona göre, enerjide doğalgazın yeni ve yenilenebilir enerji politikaları içinde ayrı bir öncelik sıralamasında yer alması gerekiyordu. Göltaş, en idealinin doğalgazın sadece ısınma ağırlıklı kullanılması olduğunu söylüyor.
Dışa bağımlılık önemli bir gerçek ama bir de Türkiye‘de tam da tüketici ve sanayicinin ucuz elektrik edinmesi için yapılan özelleştirme ve enerji politikası sonuçları var. İşte bu nokta çok iç açıcı değil. 2008-2011 tarihleri arasında bakıldığında mesken aboneliklerinde yüzde 91,3lük, tarımsal sulama ve alçak gerilim sanayi aboneliklerinde (küçük sanayi-ticarethane) yüzde 84,7‘lik zam oranı uygulanmış. İkincisi, sanayi üretiminde maliyetleri artırarak ekonomik büyümeye darbe vuruyor.
Cengiz Göltaş, kayıp kaçak oranlarıyla ilgili "tuhaf" bir duruma da dikkat çekiyor. EPDK tarafından 2006-2010 yıllan arasında belirlenen kayıp-kaçak hedef oranları 2011-2015 yılları için 2010 yılına göre daha aşağıya çekilmesi gerekirken, bazı dağıtım şirketlerinde bu oran aksine büyük oranda artırılmış durumda. Buna karşın gerçekleşmelerle ilgili herhangi bir bilgiye ulaşma imkanı yok. Çünkü resmi kurumlar en son 2009 gerçekleşmelerini açıklamış durumdalar. Örneğin son zammın içinde yer alan yüzde 9,93‘lük kayıpkaçak oranının neye göre yapıldığı belli değil. Ama şu belli; ulusal ölçekte 14,07 kuruş/kilovatsaat olan 2010 yılı Türkiye ortalama elektrik toptan satış fiyatı dikkate alınarak hesaplama yapıldığında kayıp kaçak hedefinin yükseltilmesi nedeniyle tüketiciden fazladan yapılacak tahsilatın en iyimser tahminle 1,13 milyar TL olması bekleniyor.
Önemli bir konu ise elektrik borsa sistemi...Kamu adına serbest üretim şirketlerinden satın alınan elektrik enerjisinde zaman zaman akıl ve mantıkdışı fahiş fiyatların oluştuğunu, bu piyasada elektrik enerjisi birim fiyatlarının 2 TL‘nin üzerine çıktığı saatler yaşandığını hatırlatan Göltaş, "Çünkü şirketler en yoğun kullanılan saatlerde elektrik satmayı tercih ediyorlar. Hem ithal bağımlılığını artıran tercihler, hem de özelleştirmenin getirdiği sonuçlar sanayici ve tüketici için elektrikte ucuzluğu hayal hale getiriyor. Bütün bunlar merkezi planlama anlayışından uzaklaşılmasımn sonucu" diyor.
(Fortune Türkiye; 01.05.2012)