Başbakan Erdoğan, son günlerdeki konuşmalarda işi ağız kavgasına götürecek sözler söylemeye başladı. Özellikle salı günleri yapılan grup toplantılan adeta liderlerin ağız kavgası haline geliyor. Önce Başbakan konuşuyor, muhalefet parti liderleri bu konuşmaları odalarında kurmayları ile dinleyip, kendi grup toplantılarında yanıt veriyorlar. Birçok korumuz bize mail atıyor ve " İnanın, Salı günlerinin gelmesini bu yüzden istemiyoruz. Sorunlarımıza, sıkıntılarımıza çözüm olacak hiçbir şey yapılmıyor. Söz düellosu ve karşılıklı suçlamalardan artık bıktık" diyorlar.
Ancak, dikkat ettiniz mi bilmiyoruz, Başbakan son günlerde oldukça sinirli, telaşlı ve gergin görünüyor. Sadece muhalefeti suçluyor. Örneğin, petrol, elektrik, doğalgaz gibi tüketim maddelerine yapılan aşın zamma hiç değinmiyor. Adeta bu zamlardan şikâyet edenleri sözleri ile susturmaya çalışıyor. Sürekli olarak gündem değiştirme yolunu seçiyor.
SÜREKLİ GÜNDEM DEĞİŞTİRİLİYOR
Halbuki Başbakanın bu konulan da gündeme taşıması, kamuoyu ile paylaşması gerekmez mi? Aylardır, memur ve emeklilere verilecek zam hala netlik kazanmadı. Dar gelirliler sıkıntı içinde sıkıntı yaşıyor. Bu kesimin sorunları niye çözüme kavuşturulmuyor? Niçin kendilerini ilgilendiren konularda bir gecede yasa değişikliğine gidenler, milletin sorunlarına bu kadar uzaklar bunun da hesabı soruluyor.
Geçmiş dönemlere baktığımızda, siyasi parti liderlerinin en büyük kayıplarını, birbirlerine karşı kullandıkları ağır suçlamalardan verdiğini görüyoruz. Ağız kavgaları, gerginleştirilen ortam, çözüm bulunamayan sorunlar nice liderleri devirmiş, nice hükümetleri ortadan kaldırmıştır. Dönüp dolaşıp, bugün yine eski günlere geliyoruz. Artık, millet liderlerin ağız kavgasından, birbirini suçlamasından, siyasi gerginlikten bıkmış durumda. Bunu da yüksek sesle dile getiriyorlar. Aslına bakılacak olursa, bugünkü hükümet ülkeyi iyi yönetemiyor. Başbakan‘daki gerginlik ve telaşın ana nedeni bizce budur. Bir yandan Suriye üzerindeki başarısızlıklar ve beklentilerinin yerini bulamamış olması, diğer yandan komşularımızla olan sorunların giderek büyümesi başlı başına sorunlar yumağı olarak karşımızda duruyor. Ekonomik alanda da iyi şeyler olmuyor. Eğer, AKP Hükümeti ekonomiyi iyi yönetebilseydi dünyanın en pahalı akaryakıtını kullanmazdık. Eğer AKP Hükümeti ekonomiyi iyi yönetebilseydi, elektriğe yüzde 9, doğalgaza yüzde 19 oranlarında zammın altında ezilmezdik.
MİLLETİN SORUNLARI BÜYÜYOR
Bugün, halinden memnun olanı göremiyoruz. Hiç kimse ortaya çıkıp ekonomik yönden ezilmediğini söylemiyor. Alım gücü giderek düşüyor. Pahalılıkla iç içe yaşıyoruz. Günlerdir yazıyoruz, uyarıyoruz piyasalar başıboş, ne yediğimizi, ne içtiğimizi bilemiyoruz. Bütün bu sıkıntılar ortada dururken, Başbakan‘ın halen ortaya çıkıp, hiç ilgisi olmayan, milleti rahatlatmayan konularla gündemi işgal etmeye devam ediy or. Halen karşılıklı atışmalar ve suçlamalarla gündem değiştirilmeye çalışılıyor. Milletin bütün bunlara tepkisinin de artmaya başladığını görüyoruz. Bakın, sağlık konusunda bile tam bir düzen kurulamadı. İşler yaz-boz tahtasına döndü. Kim ne yapıyor, kimin eli kimin cebinde belli değil. Özel hastanelere getirilen düzenle "Paran varsa sağlığını koruyabilirsin" sistemi getirildi. Hocaların çoğu iş yapamaz durumda. Doktorların çoğu işi bırakıyor. Açık giderek genişliyor. Birçok hastanede doktor yok, ameliyatlar yapılamıyor.hastalar başka yerlere sevk ediliyor. Tam bir kargaşa yaşanıyor.
GÜNÜ KURTARMAYA MI ÇALIŞIYORLAR?
Şimdi elimizde bazı veriler var. Bu veriler ışığı altında, elektriğe " yapılan yüzde 9 oranındaki zam, bu hali ile kalmayacak. Zaten Elektrik Mühendisleri Odası da bu konuda bir açıklama yaptı ve "Hektriğe yapılan zamların devamı gelecek" dedi. Odanın bu konudaki görüşlerini de sizlerle paylaşalım:
"Elektrik fiyatlarının artmasının asıl nedeni AKP iktidarının elektrik alanında uyguladığı yanlış politikalardır. Elektrik karaborsasında Şubat ayında 1 kilovat saat elektriğin fiyatı 2 TL. ye kadar yükselmiştir. Buna karşı önlem alınmadığı gibi, borsa sisteminde fiyatın 2 TL.‘ye kadar yükselmesinin normal olduğu kabul "‘ettirilmeye çalışılmaktadır. Bunun yanında kayıp ve kaçak elektrik bedelinin neye göre tarifelere yansıdığını da anlamak mümkün değildir. Kayıp ve kaçak kalemi bugün şirketlerin soygun aracına dönüşmüş, EPDK ve AKP iktidan bu soyguna yasal zemin hazırlamışlardır. Bu yanlış uygulamalar göz önüne alındığında elektrik zamlarının devam edeceğini söylememiz mümkündür."
İşte görüldüğü gibi kamuoyundan büyük tepki alan zamları savunmak mümkün değil. O halde ne yapılacak, gündem değiştirilecek ve çeşitli salvolarla muhalefete yüklenip, ağız kavgası ile günü kurtarmaya çalışılacak. Bugün yapılan budur. Hiç kimse şüphe etmesin, Başbakan bu zamlann altında kalmıştır ve bugünkü gerginliğinin ve telaşının asıl nedeni de budur.
(İstanbul; 06.04.2012)