Cumhuriyet Enerji‘yi birlikte çıkardığımız Elektrik Mühendisleri Odası‘nın (EMO) eşgüdümünde İstanbul Kültür Üniversitesi‘nde 8. Uluslararası Enerji Sempozyumu gerçekleştirildi. Sempozyuma, enerji alanında çalışan ve bu konuda uluslararası otorite olmuş çok sayıda araştırmacı katıldı. Türkiye‘den de enerji konusunda çalışan akademisyenler ve TMMOB‘a bağlı odalardaki araştırmacıların katılımıyla sempozyum başarıyla tamamlandı. Cumhuriyet Enerji‘nin bu sayısındaki yazı ve haberlerini büyük oranda bu sempozyumdan seçtik.
Sempozyumun önemli konularından biri nükleer enerji idi. Nükleer enerjinin geleceğine, mevcut teknolojisine ve insan sağlığına etkileri konusunda uzman isimler oturumlarda görüşlerini açıkladılar. Son nükleer kazanın yaşandığı Japonya‘dan gelen Liberal Parti Milletvekili Taro Kono, nükleer santrallardan sızan radyasyonun insan sağlığına etkileri konusunda uzman olan Dr. Helen Caldicott‘un tespitleri dikkat çekiciydi.
Ülkesindeki nükleer lobinin benzerinin hemen hemen her ülkede olduğunu anlatan Japon Parlamenter Kono, Fukuşima‘daki kazanın deprem nedeniyle olduğunu anımsattı. Türkiye‘nin de deprem ülkesi olduğunu söyleyen Kono, "Dünyada hiçbir hükümetin nükleer atıklarla başedebileceğine inanmadığım için bence nükleer enerji kullanılmamalı" değerlendirmesini yaptı.
Dr. Caldicott ise Türkiye‘nin Çernobil‘den en çok etkilenen ülkelerden olduğnu anımsattı. Kömür ve doğalgazın doğaya verdiği tahribatı da anlatan Caldicott, "Sizin fındıklarınızda, kayısılarınızda radyasyon yıllarca devam edecek. Nükleer santrallar bomba ve kanser makinalarıdır, genetik hastalık makinalarıdır" görüşünü açıkladı.
Sempozyumda, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kaynakları, küresel aktörlerin enerji politikalarına ilişkin uzmanlarınca derinliğine açıklamalar, sunumlar yapıldı. Uzman ve ilgili yurttaşların sorularıyla zenginleşen oturumlar önümüzdeki dönemde kitaplaştırılacak.
TMMOB‘un sempozyumları İstanbul‘dakiyle sınırlı kalmadı. Diyarbakır‘da da Mezopotamya Enerji Sempozyumu gerçekleştirildi. Burada da emperyalizmin Mezopotamya enerji kaynaklarına yönelik hedeflerine dikkat çekildi. Türkiye‘nin sınırları içinde kalan Mezopotamya topraklarının ise enerji üretimi açısından zengin tüketim bakımından yoksul olduğu vurgulandı.
Tunus‘da başlayan "Arap Baharı" Libya, Mısır, Yemen ve son olarak da Suriye‘de etkilerini sürdürüyor. Bu ülkelerde yaşanan yönetim değişiklikleri ve oluşan istikrarsızlıklar yalnızca siyasi boyutuyla sınırlı kalmıyor. Enerji kaynaklarıyla yakından bağlantılı bu ülkelerin durumu, küresel enerji politikalarının da beklemeye alınmasına neden olmuş durumda...
Yeni sayımızda görüşmek üzere...
(Cumhuriyet Enerji; 06.12.2011)