Tüm Haberlere Dön
ENERJİ HER YÖNÜYLE TARTIŞILDI (CUMHURİYET ENERJİ)
Basından Genel Merkez

ENERJİ HER YÖNÜYLE TARTIŞILDI (CUMHURİYET ENERJİ)

8. ENERJİ SEMPOZYUMU’NA DÜNYA ÇAPINDA UZMANLAR KATILDI

TMMOB 8. Enerji Sempozyumu, uluslararası katılımlı olarak 17-18-19 Kasım tarihleri arasında İstanbul Kültür Üniversitesi‘nde gerçekleştirildi. Elektrik Mühendisleri Odası‘nın (EMO) sekretaryasını üstlendiği sempozyum, "Küresel Enerji Politikaları ve Türkiye" ana temasıyla gerçekleştirildi. Enerji alanının önemli isimlerinin konuk edildiği sempozyum kapsamında; ABD‘den AB‘ye, Rusya‘dan Çin‘e, Ortadoğu‘dan Kuzey Afrika‘ya uzanan enerji alanındaki çıkar çatışmaları ortaya konulurken, küresel krizin enerji alanına yansımaları ele alındı.

Etkinliğin açılışında, Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Gazi İpek, İstanbul Kültür Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Durmuş Dündar, Dünya Mühendislik Örgütleri Federasyonu (WFEO) İkinci Başkanı Marwan Abdelhamid, EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş ve TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı konuştu. Açılış konuşmalarında, enerji ve çevre uyumu ön planda tutularak, yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi vurgulandı.

‘IEA Enerjinin NATO‘sudur‘

Sempozyum çalışmaları EMO Enerji Çalışma Grubu Üyesi Kemal Ulusaler tarafından TMMOB adına sunulan "Küresel Enerji Politikaları ve Türkiye" açılış bildirisi ile başladı. Ulusaler, arz edilen dünya petrollerinin yüzde 63.5‘ini ve dünya doğalgazının yüzde 64.6‘sını 6-7 ülkenin tükettiğine dikkat çekerek, şu saptamaları yaptı:

"Petrol ve gaz rezervlerinin yoğun olduğu bölgelerde bu kaynaklara ilk elden ulaşabilmek, bu fosil enerji kaynaklarının naklinde güvenliği sağlamak, rakiplerin bu kaynaklara ulaşmasını zorlaştırmak finans-kapital zorba için enerji politiğin ana konularıdır. Jeopolitik konum, boru hatları, finansal güç, teknolojik üstünlük vs. her zaman enerji politikalarında silah olarak kullanılıyor. Küresel enerji politikalarındaki bu saldırgan tutumun arkasında öncelikle enerji kaynaklarının sınırsız ve sorumsuz kullanımı yatmaktadır.

Enerji kaynaklarının çıkış noktalarında ilk elden hakimiyet girişimleri enerji politiğin sadece bir ayağıdır. İkinci ayak enerji yollarının güvenliğidir. Bugün dünya petrolleri büyük oranda, (yüzde 60) deniz yoluyla taşınmaktadır. Doğalgazda ise bu taşımacılık, yüzde 75 ile boru hatları üzerinden yapılmaktadır. Sıvılaştırılmış doğalgazın deniz yoluyla taşınması petrole göre yedi kat daha maliyetlidir. Hal böyle olunca petrol denizyolları- özellikle boğazlar önem kazanırken, gazda boru hatlarının güzergahı ön plana çıkmaktadır.

Dünya petrollerinin büyük bölümü Ortadoğu‘dan çıkarılmaktadır. Ve bu petrollerin büyük bir kısmı da Basra Körfezi çıkışlıdır. 2020‘li yıllarda tüm dünya petrol ihracatının üçte birinden fazlası Hürmüz Boğazı‘ndan geçirilerek yapılacaktır. Bu körfezin üzerindeki hakimiyet, çıkış yolunun güvenliğini sağlayacaktır. Bunun için de her halükarda İran‘ın Basra Körfezi‘ndeki baskısı yok edilmeliydi.

Kapitalizmin içine girdiği süreğen kriz dönemi uzadıkça, ikna yöntemleri de değişmektedir. Gelinen son nokta; ‘Ya benimsin ya da kara toprağın‘ anlayışına denk düşmektedir. Artık kartlar açık oynanmaktadır. Libya ne ilktir ne de son olacaktır. NATO geçmişte de enerji konusunda tetiğe dokunmaktan kaçınmamıştır. NATO, evet hedefe giderken bir basamaktır. Ancak başka basamaklar da vardır. Örneğin, IEA, OECD... IEA‘ya Enerji NATO‘su denmesi üzerinde durulacak bir benzetmedir."

‘Ucuz enerji dönemi bitti‘

İlk gün düzenlenen özel oturumda, İktisatçı-Diplomat Mehmet Öğütçü "Dünya Enerji Görünümündeki Değişimler ve Türkiye" başlıklı sunumunu yaptı. Öğütçü, fosil yakıtlara görünür gelecekte bağımlılığın süreceğini belirtirken, ucuz enerji döneminin bittiğine dikkat çekti. Mehmet Öğütçü, enerji alanında BP, Shell gibi uluslararası kartellerin döneminin bittiğini, ulusal şirketlerin ön plana çıkmaya başladığını söyledi. Nükleer Rönesans‘ın Fukuşima‘dan sonra yavaşlamaya girdiğini belirten Öğütçü, "İran‘da henüz pandoranın kutusu açılmadı" derken, Irak‘ta Türkiye‘nin çok fazla şansının olmadığının göründüğünü, buradaki Türk firmalarının bölük pörçük ve küçük varlıklar halinde kaldıklarını söyledi.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı‘nın (TPAO) Türkiye‘de petrol bulma ısrarı yerine başka ülkeler gibi yurtdışında petrol ve gaz yatakları olan bölgelerde arama ve üretim faaliyetlerine girmesinin Türkiye‘nin enerji güvenliği açısından daha önemli olduğu görüşünü savunan Öğütçü, doğalgazda yeni sahaların bulunmasıyla bir oyun değişimi yaşandığını da sözlerine ekledi. Türkiye‘nin enerjisinin olmamasını "Aşil topuğu" olarak nitelendiren Öğütçü, "Bu anlamda Türkiye‘nin temiz enerji ekonomisine geçişi son derece önemli" diye konuştu.

‘Gidişat iyi değil‘

İkinci gün gerçekleştirilen özel oturumda IEA Baş Ekonomisti Dr. Fatih Birol "Dünya Enerji Görünümü" sunumunu yaptı. Birol, enerji alanında gidişatın iyi olmadığını belirterek, 3 önemli sorunu şöyle sıraladı:

"1- Enerji arz güvenliğinin giderek daha riskli hale gelecek olması. 2- İklim değişikliği trendlerinin giderek daha fazla alarm veren trende oturuyor olması. 3- Enerji tüketimi konusunda zengin ve fakir arasındaki uçurumunun giderek daha büyüyecek olması."

Fatih Birol, Fukuşima‘dan sonra bir çok ülkede nükleerde sorular doğduğunu anımsatırken, kömürle ilgili de çevre ve iklim değişikliğinden ötürü soru işaretleri olduğunu, yenilenebilir enerji kaynaklarının da avantajlarına rağmen maliyet açısından dezavantajlarının var olduğunu anlatırken, doğalgazın dünya enerji piyasalarındaki payının hızlı bir şekilde büyümesini beklediklerini kaydetti.

‘1.3 milyar elektrik yoksulu‘

BM Genel Sekreteri tarafından 2012 yılının enerji yoksulluğuna karşı bir yıl ilan edildiğini belirten Dr. Birol, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 20‘sini oluşturan 1.3 milyar insanın elektriğinin bulunmadığına işaret etti. Bugün Afrika Kıtası‘nda 800 milyon insanın kullandığı elektriğin Newyork‘un kullandığı elektriğe eşit olduğuna dikkat çeken Birol, "Bu insanların elektriğe kavuşması için gerekli olan para, her yıl bütün dünyadaki enerji yatırımlarına giden paranın sadece yüzde 3‘ü" dedi. Fatih Birol, bazı ülkelerdeki hükümetlerin tutumları nedeniyle bu yatırımların gerçekleşmediğini ileri sürerek, o ülkelerin nasıl yönetildiği konusunda soru işaretleri oluştuğunu söyledi. ■

(Cumhuriyet Enerji; 06.12.2011)