Tüm Haberlere Dön
AĞ VE BİLGİ GÜVENLİĞİ TARTIŞILDI (BAŞKENT GAZETESİ, 29.11.2011)
Basından Ankara

AĞ VE BİLGİ GÜVENLİĞİ TARTIŞILDI (BAŞKENT GAZETESİ, 29.11.2011)

 

Ağ ve bilgi güvenliği tartışıldı Elektrik Mühendisleri Odası Ankara Şubesi, Atılım Üniversitesi ve ODTÜ işbirliği ile 25-26 Kasım 2011 tarihlerinde Atılım Üniversitesi Orhan Zaim Konferans Salonu‘nda "4. Ağ ve Bilgi Güvenliği Sempozyumu" düzenlendi. "Kurumsal ve Bireysel Bilgi Güvenliği ve Kamu Politikaları" teması ile gerçekleştirilen etkinliğe çok sayıda izleyici katıldı. Etkinlik çağrılı konuşmacı İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eşref Adalı‘nın sunduğu "Türkiye ve Dünyada Ağ ve Bilgi Güvenliği" ile başladı. 4. Ağ ve Bilgi Güvenliği Sempozyumu açılışında konuşan Atılım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdürrahim Özgenoğlu şunları söyledi; "Bu sempozyum EMO Ankara Şubesi, Atılım Üniversitesi ve ODTÜ işbirliği ile gerçekleştirilmiş bulunuyor. Kısaca veri alışverişinin işlendiği, yapıldığı ve paylaşıldığı haberleşme sistemi olarak tanımlanabilecek olan ağların güvenliği günümüzde son derece önemli hale gelmiştir. Bilgiye izinsiz ulaşım, kullanım hasar verilmesi, değiştirilmesi, izinsiz erişim konularını kapsayan bilgi güvenliği konunun ayrılmaz parçasıdır. Bu sempozyumun öncelikli amaçlarından biri ağ ve bilgi güvenliği alanında çalışan akademisyenleri, araştırıcıları ve uygulayıcıları bir araya getirerek tartışma yaratmak için zemin yaratmaktır. Sempozyumun amaçlarından bir diğeri de teknik gelişmelerin hukuki ve sosyal yönlerinin bilgi güvenliği perspektifinden değerlendirmelerinin yapılmasının sağlanmasıdır. Sempozyum bilgi ve etik, sistemi ağ güvenliği, veri güvenliği, kriptoloji, mobil güvenlik uygulamaları, bilgi güvenliği hukuku, gözetim ve toplum, güvenlik boyutuyla sektörel uygulamalar gibi konu başlığında ele alınacaktır." Sempozyumda konuşan EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Pektaş yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi: "Bilgi ve teknoloji insanlık açısından her zaman önemli olmuş ve bilgiye sahip olmak tarih boyunca önemsenmiştir. Ancak gözden kaçırılmaması gereken bir nokta da bilgiye sahip olan kesimlerin bu bilgiyi ne amaçla kullandıkları, bilginin doğruluğu ve bilginin gerçekten toplumu iler götüren bir işlevle kullanılıp kullanılmadığıdır. Günümüzde bilgi kadar bilgi kirliliğinin de önemi bulunmakta, toplumun geniş kesimleri kirli bilgi bombardımanına tutulmaktadır. Örneğin, Irak, Libya Suriye gibi ülkelerin işgal edilmesi ya da girişimleri demokrasi götürme, kamuya ait mal ve hizmet üretim araçlarını peşkeş çekmek özelleştirme, hukuk sisteminin aksak bile olsa bağımsızlığının tümüyle ortadan kaldırılmasını darbecilerle savaş, internetin sansürlenmesini ve herkesin gözetlenmesini fikri mülkiyeti korumak ve güvenli internet kullanımı sağlamak diye açıklayanlar bulunmaktadır. Bu örmekler daha da çoğaltılabilir. Bugün bilgiye yüklenen çok özel işlevler bulunmakta ve bilgi bugün hayatımızda çok daha önemli bir yer kaplamaktadır. Toplum yaşamında bu denli önemli olan bilginin de tıpkı diğer önemli kavramlar gibi güvenliği gündeme gelmektedir. Milattan önce abaküs ile başlayan hesaplamayı makine kullanarak yapma isteği, 20. yüzyılda karmaşık hesapları yapmak zorunluluğu ile bizim bilgisayar dediğimiz makinenin geliştirilmesine ve yaygınlaşmasına büyük bir ivme kazandırmıştır. Bu ivme artışı sonucunda bilgisayar alanında yaşanan gelişmeler izlemenin bile güçleştiği bir hıza erişmiştir. Günümüz modern bilgisayarları bellek kapasitesinden hızına, işlem hacminden boyutuna kadar hızla gelişmekte ve kullanım alanları yaygınlaşmaktadır. Bilgisayarların kurumsal ağlar ve internet ile birlikte hayatımızdaki yerinin artması sonucu, hesaplama amacı dışında bilgisayarın bilgi bulundurma, haberleşme, bilgi paylaşma, veri işleme, alışveriş, medya vb işlevleri de hızlı bir şekilde artmıştır. Bilgi güvenliğinin salt yönetim erkini elinde bulunduranların sahip oldukları bilgiler olarak düşünmek oldukça yanlış ve tehlikeli bir yaklaşımdır. Bilgi güvenliği kavramı öncelikle bireyin kişisel mahremiyet haklarını korumalıdır. Ancak günümüz uygulamalarının bunun tam tersi olduğuna telekulak tartışmalarından, güvenlik kamerası haberlerinden, sansür ve filtre uygulamalarından ve başka benzeri gündemlerden sıklıkla tanık oluyoruz." (Başkent)