Hidroelektrik santraller (HES) uzunca bir süredir Türkiye‘nin gündeminden düşmüyor. Gerze, Tortum ve son olarak Trabzon‘un Çaykara İlçesi‘ndeki 36 HES projesinin planlandığı Solaklı Vadisi‘nde yaşanan protestolar, halkın yaşam alanlarını tehdit ettiği öne sürülen projelere karşı tepkisini ortaya koydu. Ancak yaşam alanlannı savunan halkın tepkilerini biber gazı ve cop kullanarak bastırmaya çalışan yetkililerin tavrı infial yaratırken bir yandan da yeni HES yatırımları hızlandırılıyor. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu da Trabzon ve Rize‘de seçilen birer pilot derede inşa edilecek HES‘lerin "turistik" birer cazibe merkezi haline gelebileceğini söylüyor.
Öfke dinmiyor
HES‘lere karşı ortaya çıkan tepkilerin büyük çoğunluğunun yersiz olduğunu dile getiren Eroğlu, "Halk, Solaklı ve İyidere vadilerindeki ekolojik çalışmaları görünce, diğer vadilerin bu şekilde olmasını isteyecektir" açıklamasında bulunurken, bazı çevrelerden de Solaklı Vadisi‘ndeki halkın dışarıdan gelenler tarafından kışkırtıldığı öne sürüldü. Ancak Bakan Eroğlu‘nun ve HES firmalarının açıklamalarına karşın vadilerdeki öfke dinmiyor.
2 bin HES projesi var
Resmi olmayan rakamlara göre 2 binin üzerinde HES projesi bulunduğu belirtilen Türkiye‘de en büyük tepki Doğu Karadeniz bölgesinden geliyor. Geçtiğimiz hafta konuşan Bakan Eroğlu "Ülkenin boşa akan kaynaklarını değerlendiriyoruz. Bin 500 santral müracaatı var. HES‘ler çevreyi kirletmiyor, nehirde nokta gibi, taşkınları önlüyor, fazla suyun enerjisini alıyor" ifadesini kullanmıştı. Türkiye‘nin 2023 hedefinin ise 40 bin HES olduğu söyleniyor. Elektrik Mühendisleri Odası‘nın (EMO) geçtiğimiz aylarda hazırladığı bir rapora göre ise 10 bin "mikro HES" de kapıda. Buna rağmen inşasına başlanan birçok proje yargıdan dönüyor.
‘Güvenimiz kalmadı‘
Bakan Eroğlu‘nun açıklamalarını ve "Dışarıdan kışkırtılıyorlar" iddialarını tartışmaların odağındaki Solaklı Vadisi‘ndeki yaşam savunucularına sorduk. Karaçam Köyü‘nde doğan 35 yaşındaki Murat San, "Kolluk kuvvetleri ve şirket yetkilileri tarafından bizlere verilen hiçbir söz yerine getirilmedi. Dolayısıyla bu saatten sonra yargıya da güvenimiz yok. Çıkacak karar ne olursa olsun biz vadimizde kesinlikle HES istemiyoruz ve bu anlamda sonuna kadar mücadele vereceğimizi de herkese duyuruyoruz" diye konuşuyor.
Solaklı‘da 36 HES
Biri faaliyette, 10 tanesi de inşaat halinde olan toplam 36 HES projesinin bulunduğu Solaklı‘daki firmaların birçoğunun taşeron, bazılarının da yabancı ortaklı olduğunu öne süren Murat Sarı, Bakan Eroğlu‘nun Solaklı‘daki HES projesinin, tamamlandığında Uzungöl‘den bile daha güzel mesire alanı olacağını söylemesi, üstelik tarih ve saat verip herkesi açılışa davet etmesi karşısında söyleyecek söz bulamadığını dile getirerek, Solaklı Vadisi‘nde doğup büyüdüm. Bu bölgenin nasıl olduğunu bir bakan kadar iyi biliyorum. Bu açıklama bir komedidir. HES‘lerin nasıl bir tahribat yaptığını, vadinin HES‘ten‘önce ve sonraki halini biliyoruz. Buraları nasıl eskisinden daha güzel hale getirecekler bunu anlamış değilim. Mesirenin buralardaki anlamı yalnızca piknik yapılan alan değil, insanların iki-üç aylık yaşamlarını sürdürdüğü birer üretim yeridir de. Bu da bakış açısını gösteriyor. Bölge insanının mesire yerine değil, yaşamı korumaya ihtiyacı var" diyor.
Öte yandan Solaklı Vadisi‘ndeki HES inşaatlarından etkilenerek vadinin yukarı bölgelerine doğru kaçışan yaban hayvanlarının köylerine sığındığını anlatan Sarı, "Karaçam Köyü, yaban hayvanlarının sığınağı gibi oldu. Bakan buna nasıl bir açıklama getirecek merak ediyorum" diye soruyor.
‘Eroğlu‘nu kınıyoruz‘
Eroğlu‘nun tarih, saat ve dakika vererek Mayıs ayında yapılması planlanan HES‘in açılışına şimdiden davette bulunmasını, "Bakan Eroğlu‘nu bu konuda şiddetle kınıyoruz. Şu an kış mevsimindeyiz ve bilirkişilerin bölgede tespit yapması çok zor. Büyük ihtimalle bahar aylarına kalacak çünkü" diye değerlendiriyor
‘Bu dere yok olursa...‘
Solaklı‘daki HES direnişine destek veren Safiye Yüksek Öcal, uzunca bir süredir Türkiye‘yi bir uçtan diğerine dolaşan bir yaşam savunucusu. Nisan ayında çok sayıda arkadaşıyla Artvin‘den Ankara‘ya kadar yürüyerek HES‘lerin yarattığı tahribata dikkat çekmeye çalışan Öcal, Solaklı‘da en çok direnen köylerin Karaçam ve Köknar olduğunu söylüyor. Bölgede büyük tarım arazileri bulunmadığını dile getiren Öcal, "Küçücük bahçelerde sadece karatahtana yetiştiriyorlar. Bir de inekleri var. Peynir ve tere yağı üretiyorlar. Karaçam Köyü‘nden bir teyze, ‘Şimdi ben bu ineğimi sadece bu dereden ve vadiden besliyorum. Bu dere yok olursa ben ne yaparım‘ diye bize soruyor. Tarımsal üretim yok denilecek kadar az. Yiyeceklerinin büyük kısmını vadiye yakın olan Bayburt‘tan getiriyorlar. Köy halkı davaların bilirkişi masraflarını bile aralarında toplayarak karşılıyor" diyor.
(Aydınlık; 21.11.2011)