Tüm Haberlere Dön
ENERJİ POLİTİKALARINA MERCEK (BİRGÜN)
Basından Genel Merkez

ENERJİ POLİTİKALARINA MERCEK (BİRGÜN)

TMMOB`nin düzenlediği, yarın başlayacak enerji sempozyumunu EMO Genel Başkanı Göltaş`a sorduk. Göltaş `Amacımız bütün tarafları demokratik bir kürsüde bir araya getirmek` dedi.

TMMOB‘nin düzenlediği enerji sempozyumu yarın başlıyor. Küresel enerji politikaları ve Türkiye‘nin tartışılacağı ve üç gün sürecek panel sempozyum öncesi EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş ile konuştuk. Göltaş, üç gün sürecek sempozyumu, hedeflerini ve Türkiye ile Dünya enerji politikalarını anlattı.

»Sempozyum yarın başlıyor. Bu sene ilk defa uluslararası olma niteliği taşıyor. İsterseniz buradan başlayalım.

TMMOB adına sekretaryasını EMO olarak üstlendik. Tabi bunu yaparken diğer odalarla birlikte düzenleme kurulu oluşturduk. Sempozyumun temel felsefesi konunun bütün taraflarını bir araya getirmek. Aynı zamanda ülkedeki enerjide yönelimin ne olduğuna dair sorulara açıklık getirmek ve Türkiye‘de enerjinin hem üretimi, hem tüketimi, hem yaşadığımız sorunların neler olduğunu masaya sermeyi amaçladık. Sorunun uluslararası kısmına gelirsek, Türkiye‘nin içinde bulunduğu coğrafya çok kritik. Ortadoğu enerjinin en yoğun tartışıldığı bir yer. Emperyalizmin saldırganlığının da, iktidar değişikliğinin de arka planında mevcut zengin enerji kaynaklarına sahip olmak hafife alınmayacak bir faktör. Ortadoğu‘yu biraz daha açarsak hemen dibinde Orta Asya-Hazar bölgesinde doğalgazı, petrolü de içeren enerji kaynaklarına, taşıma yollarına ve su kaynaklarına sahip olma çatışması var. Bu nedenle bu dönem enerji sempozyumunu, enerji alanında belli yatırımları doygunluğa ulaşan, yatırımlarını üst seviyede yapan ancak gerek nüfus artışı olarak, gerekse üretim, kalkınma, sanayileşme olarak gelişmekte olan ülkelerin enerji politikalarını incelemek istedik. Yine tabiî ki petrol konusunu, hem AB‘de hem Orta Asya‘da, ne durumda olduğunu tekrar konuşmamız gerektiğini düşündük. Bütün bunların ötesinde bugün bütün dünyada emperyalist hegemonya içerisinde en önemli aktör olan Amerika‘nın enerji konusundaki yaklaşımları da çok doğrudan öğrenilememişti. Ayrıca ‘Arap Baharı‘ ve Suriye‘deki son gelişmelerin bir enerji profili içerisinde tartışılması gerekiyordu

»EMO ne öneriyor? Enerji politikaları ne olacak?

EMO enerji politikaları noktasında yıllardır çok sade, anlaşılır ve toplumun genel ihtiyaçlarına uygun enerji politikalarını savunuyor. Sadece EMO olarak değil. TMMOB düzleminde de bu böyle. Enerji son derece stratejik bir alan.Yani kendi odamız açısından söylersek, temel bir hizmet olarak elektrik enerjisinin vazgeçilmezliği var. Kullanımının bir sosyal hak olduğunu düşünüyoruz. Elektrik enerjisinin bir meta ürünü olmadığını ifade ediyoruz. Elektrik enerjisinin vazgeçilmezliği nedeniyle kamu hizmeti anlayışıyla dağıtılması, denetlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu ülkede bunu sağlayacak enerji kaynakları da mevcut. Bu kaynakların birinci derecede kamu kaynakları olduğunu ileri sürüyoruz. Bu nedenle kamu kaynaklarının kamu yararına, kamu eliyle yönetilmesi gerektiğini öne sürüyoruz.

» Kamu olmazsa olmazınız mı? Neden?

Evet. Çünkü bir ülkenin enerji politikalarını konuştuğunuzda aynı zamanda sanayisini, tarımını, ulaşımını, dış politikasını, kalkınma politikasını konuşuyorsunuz. Enerjiyi tek başına bağımsız bir mesele olarak göremezsiniz. Dünyada ve ülkemizde adaletsizliğin giderilmesi için bir kere planlama yapılması gerekiyor. Dünya ölçeğinde bir gezegenin giderek bu plansız sermaye şirketleri eliyle kuralsızca yapılan yatırımlarla dünyanın geleceğinin bir tehlike içerisine sürüklendiğini görmek zorundayız. Fosil yakıtların kullanımının artık dünyadaki oksijeni olumsuz etkilediğini, iklim değişikliğinin büyük bir tehdit oluşturduğunu görmemezlikten gelemeyiz. Yani piyasa eliyle işletilen fosil yakıtlar yerine, yenilenebilen temiz enerji kaynaklarına doğru bir dönüşüm yaşanması gerekiyor.

»Neo-liberalizmden bahsediyorsunuz. Karşısınız. Peki dünyada enerji politikaları nerde duruyor?

Dünya enerji politikalarında en büyük yalan enerjinin kalkınmayla, gelişmeyle olan ilişkisini çarpıtarak sunmaktır. Bakınız, 2.Dünya savaşından günümüze geçen süre içinde hep bizlere bir yalan söylendi. Sürekli kalkınmanın insanlığa fayda getirmediği dünyadaki enerji kaynaklarının dağılımından görülmektedir. Dünya nüfusunun yüzde 20‘si enerjinin yüzde 8o‘ini tüketiyor. Geri kalanı enerji açlığı yaşamakta. Sadece elektrikte değil suya kadar dünyanın büyük çoğunluğu böyledir. Gelişme, kalkınma dediğimiz enerjinin kullanımını kapsayan gerçek tamamen bir avuç mutlu azınlığın enerji kullanımı olmaktan öteye gidemedi.

» Sempozyuma kimler katılıyor? Kimler davetli?

Biz bu sempozyumları düzenlerken herhangi bir sınırlama getirmiyoruz. İnsanları, kurumlan, bu konuda görüş ve düşünce üreten bütün uzmanları bir araya getirmeyi arzuluyoruz.

(Birgün; 16.11.2011)