EMO Ankara Şubesi "Asansör Meslek Alanı Çalıştayı" düzenledi (Asansör Vizyon Dergisi, Temmuz-Ağustos 2011)
EMO Ankara Şubesi 9-10 Eylül tarihleri arasında Ankara Milli Kütüphane`de "Asansör Meslek Alanı Çalıştayı" düzenledi. Çalıştayda; asansör alandaki yenilikler, mevcut sorunlar ve gelişen teknolojilerin konuyla ilgili kamu ve özel sektör temsilcileri, uygulayıcıları, kullanıcıları ve araştırıcıları arasında tartışılması, bilginin paylaşılması, karşılıklı ilişkilerin gelişmesi tartışıldı.
Çalıştayın açılış konuşmasını yapan EMO Ankara Şubesi Asansör Kontrolleri Koordinatörlüğü Teknik Görevlisi ve Asansör Komisyonu Üyesi Tonguç Ünal şunları söyledi; " Asansör alanı ile ilgili böyle bir çalıştay gerçekleştirme fikri Asansör Komisyonu`nda uzun süredir konuşuluyordu. Yaklaşım da şu; özellikle 2003`ten sonra asansör meslek alanında büyük değişimler meydana geldi. Bu değişimlerle ilgili bir çok sıkıntılar mevcut. Asansör alanının mühendislik alanı olarak görülmeyip farklı uygulamalara geçilmesi, denetimlerde yaşanan sıkıntılar, üretim süreçlerinde karşılaşılan problemler gibi hepimizi kaygıya düşüren gelişmeler ortaya çıktı. Geçmişten beri süregelen hem meslektaşlarımızın hem de asansör emekçilerinin yaşadığı sıkıntılar var. Örneğin emniyet tedbirleri ile ilgili sıkıntılar var. Tüm bunların hepsini bir düşündüğümüzde böyle bir çalıştay yapma fikri ortaya çıktı. Ülkemizde bu yöndeki çalışmalar, İzmir`de iki senede bir gene EMO`nun gerçekleştirdiği sempozyumlarda ele alınıyor. Ankara`da ise bu tür bir etkinlik yapılmamakta. Bu alanda Ankara`da 100`ün üzerinde meslektaşımızı çalışmalarını sürdürüyor. Böyle bir eksikliği gidermek adına çalıştay düzenleme fikri ortaya çıktı. Bu çalıştayda sadece meslektaşlarımızın değil bu alanda çalışan tüm arkadaşlarımızın, bina yöneticilerin ve kullanıcılarını sorunlarını ele alacağız. Asansörle ilgili son değişikliklerle ilgili tüm sorumlulukların bina yöneticilerine verildiğini görüyoruz ancak bu konuda kamuoyunda hiçbir bilgilendirme yapılmıyor. Kaza olana kadar hiçbir yöneticinin ne yapması konusunda fikri yok. Onların da bilgilendirilmesi bakımından konulara dahil ettik. Ülkemizde eksik olan bir başka konu Ar-Ge ve bilimsel çalışmalar. Bu anlamda da ülkemizde çalışmaları olan arkadaşlarımız var düzenlenecek oturumlarda gerekli sunumlarını gerçekleştirecekler. Tüm bu konular bu iki gün içinde ele alınacak ve daha sağlıklı biçimde asansörlerimizi kullanmamızı sağlayacak. Umarım buradan yeni fikirler ortaya çıkacaktır."
"Asansör ruhsatlandırma ve denetimleri piyasalaştırılıyor"
Tonguç Ünal`dan sonra söz alan EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Pektaş şunları söyledi; "Asansör Meslek Alanı Çalıştayı etkinliğinin düzenlenmesi için emek veren bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Umarım iki gün sonra burada bulanmaktan memnun olmuş insanlar olarak çalıştaydan ayrılacağız.Teknolojinin hayatımıza daha çok girmeye başlamasıyla vazgeçilmezliği birbirini takip eden süreçler bulunuyor. Bu ihtiyaç belirle-tasarla-üret sürecinin, sürekli tekrarlanarak daha konforlu ve daha güvenilir ürünlerle tanışmamızı ve yaşantımızı kolaylaştırması sağlaması gerekirken, bir de bakıyoruz ki bu süreç aslında iki toplumsal kesimin yani; emeğiyle geçinenler ile sermaye sosyal sınıflarının çıkarlarının çatıştığı, bu çatışmadan da emeğiyle geçinmeye çalışanların zararlı çıktığı döngüler yaşıyoruz.
Örnekler mi? Çok değil birkaç gün önce, Gerze ve Tortum‘da yaşanan olaylar. Hopa‘da son Birkaç aydır bir kısmı basına yansıyan bir kısmı sansürlenen olaylar. Belki asansör ile çok doğrudan ilgisi olmayan bu olaylar teknoloji ve insan/toplum yaşamı arasındaki süre giden bir çatışma olduğunu göstermekte. Daha iyi bir yaşam için daha fazla teknoloji, daha fazla enerji!. Malum çevrelerin ve sosyal kesimlerin bu lafı kulağa hoş gelebilir, ama bu sözün son sözcüğünü değil tüm sözcüklerini dikkate alırsak ve hatta odağını alırsak "daha iyi bir yaşam" amacının temel olduğunu görürüz. Evet daha iyi bir yaşam için insan topluluğu kendisini ve bilgi dağarcığını geliştirmelidir. Ancak daha iyi yaşam odağı terk edilir ya da görmezden gelinirse geriye daha fazla teknoloji ve daha fala enerji kalır. Milyonlarca yıllık doğal çevre dengesini bozarak bırakın daha iyisini bir yaşam söz konusu olabilir mi? Ya da; daha fazla teknoloji yalnızca bir kesimin daha fazla kazanç elde etmesinin gerekçesi olarak kurgulanıp, başka süslü laflarla bunun üstü örtülebilir mi? Bu alan asansör gibi hayati bir meslek alanı olabilir mi? Mantığımıza göre hayır ama yaşadıklarımıza bakınca ne yazık ki olabiliyor.
Yaklaşık 30 yıl önce dünyada ve buna paralel olarak ülkemizde estirilmeye başlanan küreselleşme rüzgarları, çok değil 30 yıl içinde dünyanın tüm ekonomik dengelerini alt üst ederek sıklıkla bölgesel ya da kürsel krizler üretmeye başlamıştır. Kamuya ait mal ve hizmet üretim araçlarının sermayeye sunulmasından sonra, kamusal denetimin de fiili olarak ortadan kalkması gündeme gelmiştir. Şimdi içinden geçilen süreçte kamu denetiminin adının var olacağı ama kendisinin olmayacağı bir sürece yelken açılmıştır. Asansör denetimi ile ilgili olarak yapılan düzenlemeler bunun bariz örneklerinden birisidir. AB mevzuatına uymak adına yapılan bu çalışmalar, aynı zamanda GATS düzenlemeleri ile de ilişkilidir. Girmediğimiz ve gireceğimizin de şüpheli olduğu bir AB ve AB düzenlemeleri hayranlığı ile toplumun ihtiyaçlarını değil sermayenin ihtiyaçlarını gözeten düzenleler yapılmaktadır.
Şimdi bu cümlelerin ışığında asansör alanına bakarsak; verilerin sağlıklı olmadığı, denetimlerin kamu adına yerel yönetimler tarafından yapılmadığı, meslek odalarının bu boşluğu yerel yönetimlerle yapılan protokoller ile doldurmaya çalıştığı, ülke genelinde kullanımda olan asansörlerin yaklaşık yüzde 10‘unun yıllık denetimlerden geçtiği, denetlenen asansörlerin önemli bir kısmının kullanılmasının kesinlikle sakıncalı bulunduğu bir noktada, asıl yapılması gereken yerel yönetimlerin montaj aşamasından yıllık periyodik kontrole kadar her aşamada daha güçlü bir şekilde içinde olması gereken asansör ruhsatlandırma ve denetimleri piyasalaştırılıyor. Ankara‘da her yıl 1 kişi asansör kazalarında hayatını kaybetmekte 7-8 kişi ise yaralanmaktadır. Türkiye geneli düşünüldüğünde bu rakam daha da yüksektir ve bu ölümlerin önemli bir kısmı denetim ve bakımlarla önlenebilir ki bu bakımların tekniğe uygun yapılmaması cinayettir. Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi tarafından istatistiklere yansımayan kazalar olduğu da tahmin edilmektedir. Asansörlerin hayatımıza girmesinin üzerinden epey bir zaman geçmiş ve artık asansörlerin önemli bir kısmı teknik ömrünü doldurmaya başlamıştır. Bu noktada denetimlerin önemi çok daha fazla olup ticari işletmelerin her iş türünde olduğu gibi maliyet odaklı çalışma kültürüne terk edilemeyecek kadar hayati bir konudur. Ticari yaşamın bir gerçeğidir, hepimiz biliyoruz ki piyasa denilen sihirli sözcüğün en birinci kuralı maliyet düşürmek, ikinci kuralı daha fazla kar etmektir. Şimdi siz bu iki altın kural ile işleyen bir mekanizmaya insanların canını taşıyan asansörlerin üretim sonrası ruhsatlandırılması ve denetlenmesini teslim edin. Bu bakış açısı bir önyargı mıdır? Evet belki bir ön yargı ama çok sağlam temellere oturan bir yargı. Ülkemiz daha yakın tarihte özelleştirmeler yaşadı ve hala devam ediyor. Sağlıkta, eğitimde, haberleşmede ve enerjide bir çok özelleştirme uygulaması yapıldı. Bu uygulamaların hangisinden sonra toplum daha iyi olduğunu düşündü? Evet cevap hiçbirisi. Şimdi bu gerçek ortadayken, iyi işlemeyen sürecin faturasını süreci çalıştırmayanlara değil de bir belirsizliğe kesmek, ya da bazen de garip bir şekilde buna cevap olarak en yetkili ağızlar ‘aaa devletçilik mi kaldı, sen devletçi misin yoksa hah hah haa‘ diyerek nasıl bir "devlet adamı" olduklarını gösteriyorlar. İşte bu anlayışın iyi niyetli olmayan yöntemleri ile çalıştırılmayan ya da kötü çalıştırılan süreçler piyasalaştırılmaktadır. Mühendislik; bilgiyi, bilimi ve teknolojiyi insan ve toplum yararına kullanmak demektir. Bir mühendis olarak sürekli sermayeyi kutsayan, vatandaşı müşteri olarak gören anlayışı yadırgamaya devam ediyorum.
Temel olarak bizim baktığımız nokta bu. Elbette farklı bakış açıları da olacaktır, zaten bu etkinlik de farklı bakış açıları ile aynı düzlemde buluşmak için düzenlendi. Her ne kadar bazı anlayışlar kendisi gibi düşünmeyenleri yok sayarak etkinlikler düzenlese de, biz Elektrik Mühendisleri Odası Ankara Şubesi olarak, bizim gibi düşünmeyenlerle her zaman diyalog içinde olduk. Başkasının farklı düşünmesinden korkmak, onları yok saymak veya yok etmeye çalışmak günümüzün yaklaşımı değil geçmişin otoriter ve baskıcı yöntemlerindendir. Burada farklılıklarımızdan zenginlik yaratmak üzere bulunan herkese teşekkür ediyorum. Bu zenginliğimizin gelecekte daha da artması için, asansör alanında ortak çalışmalar yapmak için her zaman hazır olduğumuzu dileğimizin bütün ilgili kuruluşların bu yaklaşım içinde olmalarını beklediğimizi belirtmek istiyorum. Bugün ve yarın burada yapılacak toplantıların bir son değil bir başlangıç olmasını, meslek alanıyla ilgili tüm kuruluşların aynı gemide olduklarının bilinciyle gemiyi hep beraber yüzdürebileceğimizi unutmaksızın el ele çalışacaklarına olan inancımızı vurgulamak istiyorum. Destek veren tüm kişi ve kuruluşlara EMO Ankara Şubesi adına teşekkür ediyor, başarılı bir çalıştay olmasını diliyorum."
Açılış konuşmalarının ardından çağrılı konuşmacı Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. H. Tarık Duru "Asansörlerde Yeni Teknolojiler ve Eğilimler" konulu sunumunu yaptı. Sunumun ardından birinci oturuma geçildi. Oturum Başkanlığını EMO Ankara Şubesi Asansör Kontrolleri Koordinatörlüğü Teknik Görevlisi Rüstem Özata`nın yaptığı oturumda "Asansör Teknolojileri ve Teknik Sorunlar" konusu ele alındı. Oturuma Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cengiz Taplamacıoğlu, Ekon Kontrol Sistemleri`nden Özcan Kamışlı, Akar Asansör`den Murat Güngör-Alperen Üşüdüm ve Otis Asansör`den Ergün Alkan katıldı.
Asansör Meslek Alanı Çalıştayı ilk gün ikinci oturum`da "Asansör Üretim Süreçleri" konusu ele alındı. Oturum Başkanlığını EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Pektaş`ın yaptığı oturuma EMO Ankara Şubesi`nden Mustafa Tutsak ve ANASDER Başkanı Hakan Başkaraağaç konuşmacı olarak katıldı. Oturumlar izleyicilerin sorularının katılımcıların yanıtlanması ile sona erdi.Asansör Meslek Alanı Çalıştayı ikinci gününde "Asansör Denetim Süreçleri", "İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği", "yöneticiler, kullanıcılar, çalışanlar, kamu ve firmalar gözünde asansör sektörü" tartışıldı.
EMO Ankara Şubesi tarafından düzenlenen "Asansör Meslek Alanı Çalıştayı"nın ikinci gününde iki oturum yapıldıktan sonra serbest kürsü düzenlendi. İkinci gün ilk oturumda "Asansör Denetim Süreçleri" tartışıldı. Oturum Başkanlığını EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Tokmak`ın yaptığı oturuma, EMO Ankara Şubesi Asansör Kontrolleri Koordinatörlüğü Teknik Görevlisi Tonguç Ünal, ANASDER`den Taner Kalyon, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Uzmanı Gül Bocutoğlu Dölek, Yenimahalle Belediyesi`nden Murat Atasoy ve TSE`den Hüseyin Özdamar konuşmacı olarak katıldı. EMO İzmir Şubesi`nden Bülent Çarşıbaşı`nın "Yasal Mevzuat, Asansör Meslek Alanı ve Meslek Odaları" konusunda sunduğu bildirinin ardından ikinci oturumda "İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği konusu" ele alındı. Oturum Başkanlığını EMO Ankara Şubesi Sayman Üyesi Ebru Akgün Yalçın`ın yaptığı etkinlikte Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı`ndan Rahmi İnan, EMO Yozgat İl Temsilcisi Nurhan Parlak, EMO Ankara Şubesi`nden Mustafa Tutsak konuşmacı olarak katıldı.
Her iki oturumda sunum yapanlara izleyenlerin soruları yöneltmesinin ardından etkinlik Oturum Başkanlığını EMO Ankara Şubesi Yazman Üyesi Ömürhan Soysal`ın yaptığı "Yöneticiler, Kullanıcılar, Çalışanlar, Kamu ve Firma Gözünde Asansör Sektörü" başlıklı serbest kürsü ile sona erdi.