Türkiye Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Eski Başkanı ve Yüksek Onur Kurulu Üyesi Musa Çeçen, özelleştirmenin işsizlik, güvencesiz çalışma ve yoksulluk anlamına geldiğini söyledi.
Çeçen, "Biz Türkiye‘deki özelleştirmenin ardından yaşananlarla yeniden kamusallık mücadelesi verme noktasına geldik. Kıbrıs‘ta da meslek örgütlerinin halkı aydınlatıp, başlarına gelebilecek badire konusunda uyarıp siyasilere baskı yapmalıdır" dedi.
Elektrik Mühendisleri Odası‘nın düzenlediği "KKTC‘de Elektrik Özelleştirilme(me)li mi?" konulu panelin ikinci oturumunda konuşan Çeçen, verimlilikle mülkiyet arasında doğrudan bir ilişki olmadığı görüşünü de ifade etti.
Çeçen, Türkiye‘de elektrik özelleştirildikten sonra hangi sorunlar yaşandığı üzerinde durarak, "Enerjide özelleştirme çözüm mü?" konulu sunum yaptı.
Türkiye‘deki özelleştirmede hedeflenen maliyetlerin düşürülmesi, kesintisiz enerji gibi amaçların da gerçekleşmediğini kaydeden Musa Çeçen, kayıp kaçak oranlarında da azalma olmadığını bilirdi.
Türkiye EMO eski Başkanı Musa Çeçen, çoğu Avrupa ülkesinde milli şirketlerin enerjide ağırlıklı yer aldığını söyledi.
Türkiye‘de özelleştirmenin çok güzel işleyeceği yönündeki söylemleri La Fontain‘den masallar dinler gibi dinlediklerini ama sonucun böyle olmadığını anlatan Musa Çeçen, basında yer alan elektrikle ilgili vatandaş şikayetlerini, kesintileri, eylemleri konu alan haberlerden örnekler gösterdi.
Çeçen, Türkiye‘de özelleştirme yüzünden geçici işçi statüsünde mühendis çalıştırıldığını, bundan şikayetçi olduklarını anlattı.
Elektrikte özelleştirmenin tüketiciye ucuzluk getirmediğini, dağıtım şirketlerine aktarılan paylar artırılırken kamunun sırtına 20 milyar dolarlık bir özelleştirme yükü bindiğini anlatan Çeçen, Türkiye‘de yeniden kamusallık mücadelesi verme noktasına geldiklerini söyledi ve Kuzey Kıbrıs‘ta meslek örgütlerinin halkı aydınlatıp, başlarına gelebilecek badire konusunda uyarıp siyasilere baskı yapmalarını önerdi.
AKSOY
KTMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Mustafa Aksoy, "Elektrik enerjisinde özelleştirme" konulu sunumunda, özelleştirme ve amaçlarıyla ilgili bilgiler verdi. Özelleştirme için "yabancılaşma, peşkeş, soygun" sözcüklerinin kullanılabileceğini belirten Aksoy, TC-KKTC İşbirliği Protokolü, Enerji Strateji Belgesini de yorumladı ve eleştirdi.
Aksoy, ülkede alınan kararlarda, sivil toplum örgütlerinin görüşlerinin dikkate alınmadığını; sadece Ticaret ve Sanayi Odalarıyla sınırlandığını kaydetti.
Enerji Strateji Belgesi‘ne göre Ekonomi ve Enerji Bakanlığı‘nın yeniden yapılandırılarak "Enerji Dairesi"nin kurulacağını belirten Mustafa Aksoy, bu dairenin misyonunun KIB-TEK‘i parçalamak değil, ülkenin enerji politikalarını belirlemek, enerjide yeni yatırımları teşvik edip önünü açmak olması gerektiğini söyledi.
Odanın da görüş verdiği Yenilenebilir Enerji Yasası Tasarısı‘nın hazırlanmasını sevindirici bulduklarını belirten Aksoy, KIB-TEK‘in devletten 300 milyon TL, özelden de 100 milyon TL alacağı bulunduğunu; bunları tahsil edebilse borçlarını ödeyebileceğini anlattı.
Bunların yapılabilmesi için KIB-TEK‘in süratle özerkleştirilmesi gerektiğini ifade eden Aksoy, siyasiler tarafından atanmayacak, profesyonel yöneticilerle yönetilmesinin mümkün olacağını kaydetti.
"TC‘DEN ELEKTRİK GETİRİLMESİNİ DOĞRU BULMUYORUZ"
Güney Kıbrıs‘taki elektrik üretiminin 1646 megawatt, KIB-TEK‘in kurulu gücünün 312.5 megawat civarında olduğunu bildiren EMO Başkanı Aksoy, KIB-TEK‘in yeni bir santrala ihtiyacı olduğunu; Türkiye‘den deniz altından kabloyla enerji getirmeyi ve stratejik bir ihtiyaç olan elektrikte başka bir ülkeye bağımlılığı doğru bulmadıklarını açıkladı.
Aksoy, Güzelyurt bölgesinde planlanan santralın kurulmasını istedi.
KIB-TEK‘in süratle yeniden yapılandırılmasının, görevden alınan deneyimli personelin görevlerine iade edilmesini, meslek içi eğitimler verilmesini öneren Mustafa Aksoy, kurumun kendi yasasının süratle hazırlanmasını, İngiliz döneminden kalma fasıllar ve bakanlar kurulu yönetmelikleriyle yönetilmekten kurtarılmasını; özerk yapıyla "siyasilerin çiftliği" olmaktan kurtarılmasını önerdi.
EMO Başkanı Aksoy, enerji ihtiyaçları dikkate alınarak yatırımların yapılmasını; tahsilatların da hızlandırılmasını istedi.
KALYONCU
Panelin son konuşmacısı El-Sen Başkanı Tuluy Kalyoncu, dünyadaki örneklerden alıntılar yaparak özelleştirme sürecinin işsizliği artırdığını söyledi.
Kalyoncu, bazı ülkelerde özelleştirme yüzünden fiyatlar artınca, devletin yeniden elektrik üretimini üstlendiğini veya subvansiye uygulamaya başladığını kaydetti. Özelleştirmenin, hizmet kalitesini artıracağı, elektriği ucuzlatacağı argümanlarının gerçeklerle bağdaşmadığını belirten Kalyoncu, İngiltere‘de ise özelleştirmenin iyi işlediğini ifade etti.
Kuzey Kıbrıs‘ta özelleştirme rüzgarların 1980‘lerde esmeye başladığını kaydeden Tuluy Kalyoncu, "kurumun finansman sorunu var, çalışanlar iş yapmaz, tembel tembel oturur" gibi gerekçelerin doğru kabul edilmesiyle, hazırlanan ekonomik paketlerle halkın kurumlarının yok edildiğini, otellerin peşkeş çekildiğini; üretimin yok edildiğini, binlerce çalışanın sokağa atıldığını anlattı.
KTHY‘nin kapatılmasıyla bilet fiyatlarının düşmediğini, bir gecede fırladığını; kamu varlıkları yok edilirken üretim, verimlilik ve istihdamın artmadığını ifade eden El-Sen Başkanı Kalyoncu, "Bize göre KIB-TEK‘e saldırılar kötü niyetlidir" dedi.
Enerji üretiminin stratejik olduğunu ve devlette olması gerektiğini kaydeden Tuluy Kalyoncu, KIB-TEK‘e devlet bütçesinden herhangi bir kaynak aktarılmadığını; sadece zaman zaman altyapı yatırımlarının TC kaynaklarından yapıldığını; Kurum emeklilerinin devletten bir menfaati de olmadığını anlattı.
El-Sen Başkanı Kalyoncu, KIB-TEK‘in devletten bir kuruş almadığını aksine devletin kurumun kaynaklarını tükettiğini söyledi.
604 çalışanın toplu sözleşme kapsamında ve yönetici konumdakiler dışında El-Sen üyesi olduğunu belirten Tuluy Kalyoncu, siyasilerin müdahalesi nedeniyle çalışanların verimli çalışamadığını; ancak çalışanların ve sendikanın en verimli çalışma düzeni için katkı yaptığını; özveriyle çalıştığını kaydetti.
Kalyoncu, KKTC‘de elektrik üretimiyle ilgili de bilgiler verdi. Buna göre, toplam kurulu üretim gücü 225 megawat, puant gücü 260 megawat, AKSA 105 megawat enerji üretebiliyor ve unun 92 megawatı KIB-TEK tarafından satın alınıyor.
KIB-TEK‘in kapasitesini tam kullanamamasının nedeninin çalışanlar değil, AKSA‘yla böyle bir anlaşma yapan siyasiler olduğunu ifade eden Kalyoncu, "KIB-TEK tam kapasite çalışabilmeli" dedi ve tahsilatın da kurum tarafından yapılması gerektiğini söyledi.
Kalyoncu, KIBTEK‘in borç ve alacakları konusunda da rakamlar verdi ve kurumun 618 milyon 559 bin 955 TL alacağı; 453 milyon 677 bin 999 TL borcu bulunduğunu açıkladı. Kalyoncu, bu rakamlara göre kurumun 165 milyon lira alacağı olduğunu belirtti.
"ÇÖZÜM ÖZERKLİK"
Kurumun sorununun bütçe açığı ve verimlilik olmadığını ifade eden Tuluy Kalyoncu, ideolojik ve ülkedeki her şeyi kontrol altına alma çabası bulunduğunu belirtti ve çözümün KIB-TEK‘in özerk yapıya kavuşmasında olduğunu vurguladı.
El-Sen‘in özerklik için bir yasa taslağı hazırladığını ve yakında toplum ve siyasi partilerle paylaşacaklarını açıklayan Tuluy Kalyoncu, KIB-TEK‘in varoluş mücadelesine koruması gereken en önemli kalelerden biri olduğunu söyledi.
Panel sorularla tamamlandı; sonuç bildiri ise Salı günü açıklanacak.
(Kiprispostasi.com; 23.09.2011)