Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) 60 kişilik bir heyetle Karadeniz‘deki hidroelektrik santrallarda ve inşaat alanlarında gerçekleştirdiği incelemelere ilişkin raporu dün düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı.
EMO Yönetim Kurulu Yazman Üyesi Erdal Apaçık‘ın rapor sunumunu gerçekleştirdiği toplantıya gezide olan bazı EMO üyeleri de katıldı. HES‘lerle ilgili artan tepkiler ve HES yapım süreçlerindeki olumsuzlukları yerinde görmek üzere Doğu Karadeniz yöresine 29-30-31 Ekim 2010 tarihlerinde teknik gezi yapılması kararını aldıklarını belirten Apaçık, Trabzon, Rize ve Artvin yöresindeki HES alanlarını gezdiklerini ifade etti.
AKARSULARI KURUTUYORLAR
Ülkemizde 2000‘e yaklaşan sayıda HES projesi bulunduğunu ve bu projelerin topoğrafık yapısının dik ve su potansiyelinin fazla olduğu Doğu Karadeniz‘de yoğunlaştığına değinen Apaçık, "geziyi yaptığımız tarihlerde, su kullanım hakkı anlaşması çerçevesinde, Trabzon‘da 135, Rize‘de 84 ve Artvin‘de 24 adet HES yapımı planlanmıştır" dedi.
Apaçık, yaptıkları incelemede yöre halkı ve HES karşıtı çevre örgütleriyle bir araya geldiklerini ve onların can suyu bırakılmaması konusunda tepkili olduklarını dile getirirken can suyuna ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
"Su kaynaklarını besleyen parametrelerin değişimi suyun nehirlerdeki özelliklerini doğrudan etkilediğinden, bazı mevsimlerde debi yüksek olurken bazı mevsimlerde akarsu tamamen kurumaktadır. Bu nedenle özellikle yaz aylarında ekosistemde kritik durumların oluşmasını önleyebilmek adına transfer edilebilecek su miktarı her ay için ayrı ayrı hesaplanmalıdır. Can suyunun bırakılıp bırakılmadığına ilişkin kontrol sistemi çalışmamaktadır. Can suyu işletmecilerin insafına bırakılamayacak bir durumdur."
İŞÇİ GÜVENLİĞİ DE YOK
Yapıların görülen kısımlarının ve bu kısımların mühendislik yapısı özelliğinin yanı sıra doğal doku ile göründüğü kadarıyla uyumuna ilişkin gözlemlerini de kamuoyuyla paylaşan Apaçık, yaptıkları gözlemleri şu şekilde sıraladı:
"Bu tesisler üretime geçmelerine rağmen etraflarında kısmi imalatların devam ettiğini, bazı tesislerin, özellikle doğal doku ile uyumlu olmayan yapılar imal ettikleri, can suyu kontrolü için yapılan ölçüm tesislerini yeterli olmadığı, bunların işletmelerinde sorunlar yaşanacağı, imalatta açığa çıkan hafriyatların hiçbir kural gözetilmeden gelişi güzel döküldüğü, işçi güvenliğine ilişkin önlemlerin yetersiz olduğuna dikkat çekilmiştir."
Apaçık, HES‘ler su yapıları ile birlikte havzanın bütünselliği içerisinde değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yaparak devam ettiği sunumda, "Hidroelektrik santraller, havza bütünlüğünde, bilimin ve tekniğin ışığındaki bir planlamayla ve yöre insanlarının onayıyla geliştirilecek projeler olmalıdır" diye konuştu. X
"Elektrik enerjisi doğal bir tekeldir" diyen Apaçık son olarak, bölgede üretim, iletim, dağıtım ve tüketim birlikte ele alınarak kamusal çıkarları gözeten merkezi bir planlama yapılması, bu planlamanın da yöre halkının katılımı ve katkısı sağlanarak yapılması gerektiğini ifade etti.
HİÇBİR İŞLEVİ OLMAYAN 10 BİN HES DAHA!
Apaçık‘tan sonra konuşan Meteroloji Mühendisleri Odası‘ndan İsmail Küçük ise mevcut gelişmeler ışığında yaklaşık on bin HES‘in de bu ülkenin gündemine geleceğini ve bunların da hiçbir işlevinin olmayacağını belirtti.
Ülkemizdeki 1.941 HES‘in 1.215‘inin işlevsiz olduğuna değinen Küçük, yöre halkının ve çevre örgütlerinin tepkilerinin yanı sıra mücadelenin büyümesi gerektiğini söyledi.
(Birgün;23.08.2011)