Nükleer enerjinin etkisi birkaç saniyeyi geçmez, ama nükleer enerjinin etkisi ile ortaya çıkan radyasyonun etkisi yüzyıllara yayılabilir. Nükleer enerjinin ortaya çıkardığı radyoaktif etkiyi yaratan radyoaktivite elementinin türü ve miktarıdır. Dünyadaki radyoaktif felaketlere bakacak olursak, atom bombalarının etkisiyle oluşan radyoaktivitenin etkileri on yıllar geçmesine rağmen hala devam etmektedir. Radyoaktivitenin etkileri, radyoaktiviteye maruz kalan insanların çocuk sahibi olmasıyla, kalıtım yoluyla diğer nesillere de geçmektedir.
Radyoaktiviteye maruz kalan kişilerde kronik ve akut etkiler oluşmaktadır. Kronik etkiler küçük radyasyonlara uzun süre maruz kalınması ile akut etkiler ise tek ve büyük radyasyona kısa süre maruz kalınması ile ortaya çıkar.
JAPONYA‘DA NÜKLEER ALARM
Japonya‘yı vuran 8,9‘luk deprem felaketinin ardından Fukushima Daiichi Nükleer Santrali‘nde üst düzey alarm verilerek nükleer bir felaketin önlenmesi için çalışmalar devam ediyor.
Bir yandan depremin etkileri, bir yandan da tsunami felaketinin sonucunda Fukushima Daiichi Nükleer Santrali‘nde art arda meydana gelen patlamalar ve alarm seviyelerinin yükselmesiyle bölgede yaşayan binlerce kişi tahliye edildi. Santralin soğutma sisteminde meydana gelen mekanik arıza sonrasında başlayan soğutma çalışmalarıyla olası bir nükleer felaketin önüne geçilmeye çalışılıyor.
Japon Nükleer Güvenlik Ajansı yetkililerinin yaptığı açıklamaya göre; santralde ölçülen radyasyon seviyesi 80‘lİ yıllarda meydana gelen Çernobil faciasıyla aynı düzeyde. Gün be gün artan felaketin boyutları nedeniyle bölgeden binlerce kişi tahliye edildi. Öyle ki kısa süre içinde 500 milisievertin üzerindeki radyasyona maruz kalmak kanser riskini tetiklerken, Japonya‘da nükleer güvenlik sözcülerinin yaptığı açıklamada havada 1000 milisievert radyoaktif bulunduğu belirtildi.
RADYOAKTİF BULUTLAR AVRUPA‘DA
Japon hükümeti ve santral yetkililerinin gayretleriyle nükleer bir felaket önlenmeye çalışılırken, meteorolojik etkilerle radyoaktif madde yüklü bulutlar diğer dünya ülkelerine doğru ilerliyor. Öyle ki mart ayı içinde başta Fransa ve italya olmak üzere nükleer bulutlar pek çok ülkeye ulaştı. Ancak yapılan incelemelerde radyasyon yüklü bulutların insanları etkileyip etkilemeyeceği henüz tespit edilemedi.
POMPA GÖNDERİLECEK
Santralin, Çernobil kazası sonrasında olduğu gibi, betonla ya da özel bir çadırla kapatılması en yakın olasılık. Bunun için ABD ve Almanya‘dan dünyanın en büyük 4 beton pompası Japonya‘ya gönderilecek. Pompalardan birini gönderecek olan ABD‘li şirketin yetkilisi Jerry Ashmore, pompanın çok fazla radyasyon yükleneceği için geri dönmesini beklemediklerini söyledi. ABD ayrıca radyasyona dayanıklı robotları ve 140 civarında radyasyon güvenlik uzmanını Japonya‘ya gönderecek. Robotlar santralin girilemeyen yerlerinden veri ve görüntü geçerek sızıntının giderilmesine yardımcı olacak.
Radyasyon seviyesinin arttığını belirten yetkililer Tokyo‘da şebeke suyundan alınan numunelerde iyot miktarının 210 bekerel olarak ölçüldüğünü ve bebekler için yasal seviyenin 100 bekerel olduğunu belirtti.
JAPONYA‘DA SON DURUM
Japonya Başbakanı Naoto Kan, kazanın meydana geldiği Fukushima Daiichi Nükleer Santrali‘nde istikrarın adım adım sağlandığını ve radyasyon sızıntısının azaldığını bildirdi. Başbakan Naoto Kan basın toplantısında yaptığı açıklamada, "Santralin reaktörlerinde adım adım istikrar sağlanıyor. Radyasyon sızıntısının seviyesi düşmekte" dedi. Vatandaşların sağlığının hükümetin karar almasında baş etken olduğunu söyleyen Kan, Japon halkını normal yaşama dönmeye çağırdı. Başbakan Kan, kazanın seviyesini, bazen yüksek düzeyde tespit edilen radyasyon sızıntısının değerlendirilmesi temelinde yeniden gözden geçirdiklerini kaydetti.
Japon Nükleer Güvenlik Kurumu, Fukushima Daiichi Nükleer Santrali‘ndeki kazanın seviyesini, ölçekte azami 7 düzeyine yükselterek, 1986‘daki Çernobil felaketiyle aynı dereceye yerleştirmişti.
Fukushima Daiichi‘deki kazanın başından bu yana sızan radyasyonun, Çernobil‘de 1986‘da ölçülenin sadece yüzde 10‘u olduğu belirtilirken, insan sağlığını ve çevreyi etkileyen radyoaktif maddelerin sızmaya devam ettiği kaydedildi. Çevrede yapılan iyot ve sezyum ölçümlerine dayanılarak bu kararın verildiğini belirten kurum, bu seviyenin ‘geçici‘ olduğunu, felaket düzeyini en üst seviyeye çıkarma konusundaki nihai kararınsa uluslararası uzmanlardan oluşan bir ekip tarafından daha sonra verileceğini açıkladı.
DÜNYADA NÜKLEER ALARM
Japonya‘daki nükleer tehdidin ardından dünyadaki diğer nükleer santraller güvenlik önlemleri için inceleme altına alındı. Öncelikle Almanya‘da geçici bir süre için 1980 öncesinde kurulan nükleer tesisler denetimden geçirilmek için kapatıldı. Rusya Başkanı Viladimir Putin ülkedeki nükleer tesislerin denetimden geçirilmesini isterken, AB komisyonu da ülkelerdeki nükleer tesislerin kontrolden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Dünya nükleer güvenliği sorguluyor
Almanya Başbakanı Angela Merkel‘in, ülkede 1980 öncesi faaliyete başlayan nükleer santrallerin kapatılacağı yönündeki açıklamasının ardından ABD de ülkedeki 104 nükleer santralin güvenliğini ve planlanan yeni santrallerin gerekli olup olmadığını tartışıyor. ABD Nükleer Düzenleme Kurulu verilerine göre, ülkede askeri amaçlı olmayan toplam 104 nükleer elektrik santrali bulunuyor. Bunun yanında, ulusal güvenlikle ilgili olarak onlarca reaktör, silah laboratuvarı ve diğer nükleer tesislerin bulunduğu, ayrıca genelde üniversitelerde araştırma amacını taşıyan yaklaşık 36 araştırma ve test reaktörünün olduğu belirtiliyor.
Bu noktada en riskli konumda yer alanların Pasifik Okyanusu‘nun yakınlarında, deprem kuşağı üzerinde California eyaletinde kurulan iki nükleer santral olduğu belirtiliyor. Bu tesislerin 7,5 büyüklüğündeki depremlere dayanıklı olduğu belirtilse de, Japonya‘daki depremin 8,9 büyüklüğünde olduğuna işaret ediliyor. Bunun yanında, MSNBC‘nin haberine göre, ABD‘deki 23 tesis, Japonya‘daki santralin "kardeşi" konumunda ve bu da bazı kaygılar uyandırıyor
Radyasyon kazalarının yüzde 5‘i nükleer kaynaklı
Türk Hematoloji Derneği‘nin nükleer kazalarla ilgili çalışmasına göre, radyasyon kazalarının sadece yüzde 5‘i nükleer kazalardan oluşmasına rağmen güçleri ve etkiledikleri alanların çok büyük olması, bu kazaları radyasyon kazaları içinde en üst sıraya koyuyor. Çalışmaya göre, 2000 yılından bu yana dünyada meydana gelen nükleer kazalar şöyle:
. Hindistan‘da nükleer reaktör kazası (2000): Buhar jeneratörünün bir miktar buhar kaçırmasıyla meydana geldi. Radyasyon sızıntısı rapor edilmedi.
. Güney Kore‘de Wolsung nükleer reaktör kazası (2000): Reaktörde küçük bir sızıntı bildirildi.
. Japonya‘da Onagawa Nükleer reaktör kazası (2002): Küçük bir yangında iki işçide yanık oluştu. Radyoaktif sızıntı olmadı.
. ingiltere‘de Thorp nükleer yakıt işleme tesisi (2005): 20 ton metreküp uranyum ve 160 kilogram plütonyum aylarca tesis içinde güvenli bir alana sızdı.
. Dounery nükleer işleme tesisi (2005): Sızınü rapor edildi, sekiz işçide eser radyoaktivite saptandı.
. isveç‘te Forsmark Nükleer reaktör kazası (2006): Reaktör patlamak üzereyken önlendi. Chernobyl Kazası‘ndan sonra dünyanın yaşadığı en önemli nükleer kaza olarak değerlendirildi.
TÜRKİYE
Başbakan Tayyip Erdoğan, Japonya‘da yaşanan gelişmelerin ardından hükümet olarak nükleer santrali askıya alma gibi bir düşüncelerinin olmadığını söyledi. Türkiye‘nin nükleer santrallere yönelik tehditlerden nasıl korunacağı sorulan Erdoğan, "Riski olmayan yatırım yoktur. O zaman evlerimize tüp almamak, doğalgaz hattı çekmemek gerekir ya da ülkenizden ham petrol hattının geçmemesi gerekir" dedi.
Bu şiddetteki bir depreme sadece nükleer santrallerin değil pek çok şeyin dayanamayarak yıkıldığını hatırlatan Erdoğan şöyle dedi:
"Şimdi köprüleri yapmayalım mı? Bütün o dev köprüler gitti. Birinci, ikinci köprü var, üçüncü köprü hesapta. Bir de bunların altında tüp geçidimiz var. Yapılan tüm bilimsel çalışmalarda önümüze getirilen şudur: Depreme en dayanıklı olan bu tüp geçittir. Bunlar hesabıyla yapılıyor, tüm tedbirleri alacağız."
‘Güvenlik seviyesi yükseltilmeli‘
Rusya Devlet Başkanı Dimitry Medvedev‘e Japonya‘daki depremin ardından, Türkiye‘de yapılacak nükleer santralin güvenliğini gündeme getiren Erdoğan, "Nükleer işinden vazgeçmemiz söz konusu değil. Ancak Japonya‘daki deprem güvenliğin önemini gösterdi. Ekstra olarak güvenlik seviyesinin yükseltilmesini istiyoruz. Buna ikna olmak istiyoruz" dedi.
Erdoğan, Akkuyu‘da yapılacak nükleer santral için haftalar saydıklarını belirterek, "Her şey tamam, kazma artık vurulacak, 20 milyar doladık nükleer yatınm başlıyor" dedi. Rusya Başbakan Yardımcısı Igor Seçin de, "Çevreye duyarlı olarak en yüksek teknolojiler kullanılarak yapılacak bir projedir" şeklinde konuştu.
‘Deprem ülkesiyiz Türkiye kararını gözden geçirmeli‘
Maden Mühendisleri Odası (MMO) da Japonya‘da meydana gelen depremin ardından nükleerr santrallerde yaşanan gelişmelerin ışığında, Türkiye‘nin bu konudaki kararını acilen gözden geçirmesi talebinde bulundu. MMO, "Bir deprem ülkesi olan ülkemizde son gelişmeler dikkate aknarak nükleer santralle ilgili kararların acilen bir kez daha gözden geçirilmesi tüm halkımızın yaranna olacaktır" açıklaması yaptı.
Yetkililerin, Türkiye‘ye yapılacak santrallerde üçüncü nesil teknolojinin kullanılacağına yönelik açıklamalarına karşın, özellikle Akkuyu‘ya yapılacak olan santralin aktif bir fay hattına yakınlığı da tartışma konusu olmaya devam ediyor. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), Japonya‘da yaşanan gelişmelerin hükümet tarafından ciddiye alınmasını ve Akkuyu ile Sinop nükleer santral projelerinden vazgeçmesini talep ediyor. EMO, Akkuyu‘da kurulmak istenen nükleer santralin, Ecemiş Fay Hattı‘na 25-30 kilometre uzaldıkta yer aldığını açıkladı.
Enerji Analisti Haluk Direşkendi, nüleer santrale karşı olmadığını ancak Türkiye‘nin nükleer santral konusunu aceleye getirmesinin endişe verici boyutlarda bulunduğunu söyledi.
(Ekonometri; 01.05.2011)