Yaşam alanlarında yapılmak istenen Hidroelektrik Santrallere (HES) karşı mücadele eden yaşam savunucuları, 9 Nisan‘da Ankara‘da düzenleyecekleri miting öncesi halka katılım çağrısı yaparak derelerin 9 Nisan‘da Ankara‘ya akmasını istedi.
ANKARA (DİHA) - Yaşam alanlarında yapılmak istenen Hidroelektrik Santrallere (HES) karşı mücadele eden yaşam savunucuları, 9 Nisan‘da Ankara‘da düzenleyecekleri miting öncesi halka katılım çağrısı yaparak derelerin 9 Nisan‘da Ankara‘ya akmasını istedi.
Aralarında Derelerin Kardeşliği Platformu, Munzur Koruma Kurulu, Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu, Bursa Su Platformu, Sinop Nükleer Karşıtı Platformu‘nun da bulunduğu ve hem yerel de hem de ulusal alanda HES‘lere, nükleer santrallere, termik santraller karşı mücadele eden yaşam savunucular, 9 Nisan‘da Ankara‘da yapılacak miting öncesi Mülkiyeliler Birliği‘nde kahvaltılı basın toplantısı düzenledi. Toplantıya mitingin düzenleyicisi kurumların temsilcilerinin yanı sıra mitinge destek veren kurumlar da katıldı. Toplantıda konuşma yapan Derenin Kardeşliği Platformu Fındıklı Şube Başkanı Mustafa Ertaş, 2007‘den beri HES‘lerle ilgili suların enerjiye dönüşümü hakkında araştırma yaptıklarını yapılan araştırmalarda suların 49 yıllığına taşeron şirketlerine verildiği ve bu suların halk tarafından kullanılamayacağını gördüklerini kaydetti. Derelerin Kardeşliği Platformunun yerelde Karadeniz Bölgesi‘nde olduğunu belirten Ertaş, "Biz sadece Karadeniz‘in dereleri için değil bütün dereler için mücadele yürütüyoruz. Güneydoğu‘da yapılan barajlar Anadolu‘da yapılan Nükleer santraller için bizim mücadelemiz ülkenin dört bir tarafında sürüyor ve sürecektir" dedi. Halkın artık derelerine sahip çıktığını vurgulayan Ertaş, "Halk artık kendi örgütlenmesini yapıyor. Artık köylerde derelerinin başında nöbet tutuyorlar. Kimler geliyor ona bakıyorlar" dedi.
‘Güvenlik amaçlı baraj yapma politikası uygulanıyor‘
Ertaş‘ın ardından Munzuru Koruma Derneği adına konuşan Murat Işık, halkın adı konmamış bir saldırıyla karşı karşıya kaldığını ve bu saldırılara karşı halkın ciddi bir tepki doğurması gerektiğin vurgulayarak, "Dersim sürekli sistemin hedefi haline gelmiş ve sürekli köyleri boşaltılmış bir coğrafyadır. Güvenlik amaçlı baraj yapma politikası birçok yerde uygulanıyor. Bölgede Hasankeyf, Van gibi birçok ilde terörle mücadele adı altında toplumsal hareketler askeri olarak kontrol altında tutmak isteniyor" dedi. Barajların yeni göç dalgaları yaratacağının altını çizen Işık, bölge halkının buna karşı oluşturdukları meclisler çatısı altında birimler kurduğunu ve mücadele ettiğini vurguladı. Dersim‘de alevi inancının yoğun olduğunu da sözlerine ekleyen Işık, inanç yerlerinin, ibadet yerlerinin yapılan barajlardan kaynaklı sular altında kaldığını kaydetti.
TMMOB Ankara İKK Sekreteri ve EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Pektaş ise Japonya‘da gerçekleşen deprem ve sonrasındaki tusunamiden sonra nükleer bir felaket yaşandığını bunu gören ülkelerin nükleer programlarını askıya almasına rağmen Türkiye ve Kazakistan‘ın bunları umursamadan nükleer programlarına devam ettiğini vurguladı. HES davalarına bakan avukat Mehmet Horuş ise hükümetin barajlar için yaptığı kamulaştırmaları savaş döneminde çıkartılan bir yasaya dayanarak yaptığını belirterek, "Bu yasa savaş döneminde hızlı kamulaştırmanın önünü açan bir yasaydı. Bu o dönem koşullarında bir istisnaydı. Ancak hükümet buna sığınarak hızlı kamulaştırma ile bu projeleri yapmaya çalışıyor. Bunun hakkında bu gün Danıştay‘a dava açtık. Yürütmesini durduracağız" dedi. Konuşmalar ardından basın mensuplarına dağıtılan ortak metinde ise 9 Nisan günü gerçekleştirilecek mitinge katılım çağrısı yapılarak "9 Nisan‘da dereler Ankara‘ya aksın" denildi.