Japon Hükümet sözcüsü Yukio Edano, Fukushima nükleer santralinde meydana gelen patlama sonucu, tesisin bir bölümünün zarar gördüğünü bildirdi. Edano, zararın boyutlarını ise henüz bilinmediğini ifade etti. Tokyo Electric Power (TEPCO) şirketi ise santraldeki patlamanın artçı şok sırasında meydana geldiğini duyurdu.
Dünya Nükleer Birliği, Japonya‘daki 8,9‘luk depremden sonra Fukuşima‘daki nükleer enerji santralinin Daiichi 1 reaktöründe meydana gelen patlamanın sebebinin hidrojen olabileceğini bildirdi.
Merkezi İngiltere‘nin başkenti Londra‘da bulunan birliğin iletişim müdürü İan Hore Lacy, olayın, hidrojen tutuşması sonucu meydana gelen hidrojen patlaması olduğunu düşündüğünü belirterek, "Eğer hidrojen tutuştuysa yok olur gider, fazladan bir tehlike oluşturmaz" dedi.
Lacy, eldeki bilgilere göre reaktörde belirli bir radyasyon tehlikesi olmadığını, ancak durumu tam olarak bilmediklerini, bununla birlikte ortada radyasyon sızıntısı olduğunu varsayacak bir gerekçe bulunmadığını vurguladı.
Son 140 yılın en büyük depremiyle sarsılan Japonya‘da birçok nükleer santral acil duruma geçti. Deprem bölgesine yakın olan 4 nükleer tesis ve pek çok petrol rafinerisi kapatıldı.
Fukuşima Dai-ichi nükleer santralinin soğutma sistemi dünkü 8,9 büyüklüğündeki depremden sonra bozulmuştu.
ULAŞIM FELÇ OLDU
Deprem ve tsunami felaketinin ardından bölgedeki birçok nükleer santral acil duruma geçerken, felaket bölgesine şu anda ulaşımın mümkün olmadığı belirtiliyor. Özellikle Miyagi vilayetinde ve Fukişima bölgesinde meydana gelen felaketin çapı tam olarak bilinmiyor.
Diplomatik kaynaklar, bölgedeki yıkıma dair sağlıklı bilgiler alınamadığını vurgularken, bölgede esas can ve mal kaybına neden olan unsurun tsunami olduğunu belirtti. Bölgedeki kurtarma çalışmalarının Japonya ordusu öncülüğünde yapıldığını belirten aynı kaynaklar, bölgeye 20 bin asker, 190 uçak ve 25 geminin gönderildiğini ve kurtarma çalışmalarının sürdüğünü anlattı.
Başbakan Naoto Kan, yaptığı açıklamada bölgeye sevk edilecek asker sayısının 50 bini bulacağını kaydetti. Yetkililer, bölgeye kara ya da demiryoluyla ulaşımın mümkün olmadığını, ancak gelecek günlerde bazı tren hatlarının açılabileceğini ifade etti. Japonya Ulaştırma Bakanlığı ayrıca şimdiye kadar 464 uçak seferinin de iptal edildiğini kaydetti.
ULUSLARARASI YARDIM
Birleşmiş Milletler, Japonya‘ya yapılacak uluslararası yardım çalışmalarındaki eş güdümün sağlanmasına yardım edecek bir ekip de yolluyor. Cenevre‘deki BM İnsani İşler Koordinasyon Bürosu‘nun sözcüsü Elisabeth Byrs, felaketlerle mücadelede en fazla deneyimi olanlar arasında bulunan 9 uzmanın Japonya‘ya gönderilmesi sürecini başlattıklarını belirtti.
Türkiye‘de patlamanın ‘daniskası‘ yaşanabilir
Japonya‘daki depremde Fukushima nükleer santralinde patlama yaşanması, Türkiye‘ye kurulmak istenen nükleer santraller dair tartışmaları da alevlendirdi. Rize‘de hidroelektrik santrallere karşı çıkan çevrecileri ‘Boş vakitlerini değerlendirenler‘ diye nitelemesi ve ‘Ben çevrecinin daniskasıyım‘ diyen Başbakan Erdoğan‘ın bu sözleri çevre örgütlerini ayağa kaldırmıştı. Erdoğan hükümetinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, Türkiye‘de Sinop‘ta kurulması planlanan santral için temaslarda bulunmak üzere gittiği Japonya‘da, Ekonomi-Ticaret ve Sanayi Bakanı Akihiro Ohata ile Türkiye-Japonya arasında nükleer santral kurulmasına ilişkin işbirliği mutabakatı imzalamıştı.
Japonya Ekonomi-Ticaret ve Sanayi Bakanlığındaki imza töreninin ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Yıldız, Türkiye‘de kurulması planlanan nükleer santrallerden birinin Akdeniz‘de Ruslarla, Karadeniz‘de de Japonlarla çalışmak istediklerini ifade etmişti.
Japon Bakan Ohata da, Japonya‘nın nükleer teknolojisini ilk olarak İngiltere‘den aldığını belirtmiş ve bu teknolojiyi alırken Japonya‘nın deprem bölgesi olmasını göz önüne aldıklarını ve bu anlamda depreme dayanıklı teknolojiler geliştirildiğini kaydetmişti.
Her ne kadar Sinop‘ta deprem tehlikesinin yok olduğu söyleniyorsa da Türkiye‘de en çok deprem olan Kuzey Anadolu Fay hattına sadece 55-95 km uzaklıkta. Merkezi Boyabat‘ta bulunan bir depremde en çok zarar Sinop‘ta görülecek. Sinop Bölgesinde ayrıca Kuzey Anadolu Fay Hattına paralel olan bazı fay hatları geçmekte, biri Sinop‘un hemen güneyinde; öbürü ise Erfelek‘te. Bunun dışında bu bölgede birçok sayıda fay sistemi olduğunu biliniyor.
Türkiye ders almalı
Yusuf Gürsucu (Emek Hareketi Çevre Komisyonu Üyesi):
TÜRKİYE‘de Mersin ve Sinop kentlerine yapılmak istenen nükleer santrallerle ile ilgili tartışmalar Japonya depremine bağlı olarak yaşanan nükleer sızıntının olayının hemen ardından devam edecek. Bu olay haklılığımızı kanıtlıyor.
Yapılmaya çalışılan bu nükleer santrallerin enerji kaynağı olamayacağı çok açık. Zaten Türkiye‘de yapılacak olan nükleer santrallerin aslında gelişmiş kapitalist ülkelerin atıklarının depolanması anlamına da geldiğini düşünüyoruz. Nitekim İran‘la yapılan uranyumun depolanması ile ilgili anlaşma sonrası atıkların Toroslar‘da birkaç noktada muhafaza edileceği tartışılıyor. Türkiye‘de kurulması planlanan santraller bizce enerji üretmek amacı ile yapılmayacak. Her şeyden önemlisi herhangi bir depremde yaşanabilecek kazalar korkunç felaketlere yol açabilecektir. Çernobil ile ilgili yaşanılan sıkıntıları hala yaşamaya devam ediyoruz. Karadeniz‘de hala kanser vakaları görülmektedir.İstenildiği kadar yeni olduğu söylensin, kesinlikle üretim sürecinde meydana gelebilecek sıkıntıları önlenebileceğinize dair bir koruma yöntemi yok. Sadece deprem değil diğer kaza biçimlerinde, örneğin soğutma sisteminin çalışmaması konularında da önlemler hızlı bir şekilde alınamayacaktır. Depremler binlerce yıldır devam ediyor ve bu etmeye devam edecek. Güney deprem fay hattı üzerinde kurulması planlanan nükleer santral çok daha fazla risk taşımaktadır. Mersin Akkuyu nükleer karşıtı platform bu sonuçların yaşanmaması için mücadele ediyor ve yoğun çaba harcıyor.
Nükleer santral kazasının etkisinin depremden değil de soğutma sisteminden kaynaklı olduğu yönündeki söylemler nükleer santrallerin yapılmasına meşruiyet kazandırmıyor. Tam tersine donanım ve üretim sürecinden kaynaklı kazaların yaşanmasının mümkün olduğunu gösteriyor. Nükleer santrali savunan kesimlere bu kaza bir ders olmalıdır.
Japonya‘daki sızıntının sonuçları hemen belli olmayacak belki bir yıl sonra belli olacaktır.Biz Türkiye‘ye mutlaka yapılması düşünülen bu santrallere dikkat çekiyoruz.
Çünkü gelişmiş ülkelerde yapılması planlanan yeni bir nükleer santral projesi yok. Daha çok kapitalist ülkelerin Türkiye‘ye atıklarını gönderdikleri ve risk almadıkları bir alan nükleer enerji santralleri.
Nükleer santraller daha çok yeni teknolojilerle yapılacak ve kapalı bir kutu haline getirilip etkisinin çevreye yayılması engellenecek deniliyor. Ama atıkların riskli ve çevre kirliliği yaratması ve depolanması açısından bile tercih edilmemesi gerekmektedir.
Cengiz Göltaş (Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı:
BU sızıntı teknoloji harikası olarak görülen Japonya‘da gerçekleşti ve burada kazanın gerçekleşmesinden sonuçlar çıkarılması gerekmektedir. Japonya‘da gerçekleşen kaza bütün dünya tarafından dikkatle izlenilmektedir. Dünya enerji ajansları da oldukça endişeli. Bu korkular ve kaza her yerde gerçekleşebilir. Sadece Japonya‘da değil. Türkiye‘de ve dünyanın her yerinde depremler olabilir ve bu kazalar yaşanabilir. Özellikle Türkiye‘de Mersin Akkuyu‘da yapılması planlanan nükleer santral projesinin,Güney Fay Hattı üzerinde bulunduğunun vurgulanmasına rağmen yetkililer bu konuyu hiç göz önünde bulundurmamaktadır. 1976 yılında yapılması için verilen santralin yapılmasına dair lisans izni günümüz şartları dikkate alınarak yeniden değerlendirilmemektedir. O tarihte verilen lisansın bugün herhangi bir geçerliliği yoktur.
Japonya‘da halk acil bir durumla karşı karşıyalar. Depremin nükleer santrallere etkileri konusunda aslında kamuoyunun tam olarak bilgilendirilmediğini belirtmek isterim. Japonya‘da 1 numaralı nükleer santralde soğutma sisteminin çalışmadığından söz ediliyor. Radyoaktif sızıntının ardından soğutma sisteminin çalışmıyor olması olayın büyümesine ve olumsuz etkilerin artmasına neden olacaktır. Japonya‘nın dünyaca ünlü olması ve Türkiye tarafından da örnek olarak gösterilmesi ama kazanın burada olması bir ders niteliğindedir. Konu ile ilgili tüm dünyada alınacak önlemlerden önce kamuoyunun doğru şekilde bilgilendirilmesi gerekmektedir. Bu bilgi akışının doğru düzgün gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Gerçekleri anlamak ve herkese açıklamak zorundayız. Ülkemizin milliyetçi reflekslerle yönlendirilip nükleer sevdası ile güçleneceğini düşünmek doğru değil. Mızrak artık çuvala sığmamaktadır. Teknoloji sorunsuzdur ve güvenilirdir demenin bu olay ile beraber hiçbir meşruiyeti kalmamıştır. Bunların bir yalan olduğu ortaya çıktı. Temiz enerji kaynaklarının planlandığı ve devreye sokulduğu bir politik zemine ihtiyacımız var. Soğutma sistemleri ve benzeri açıklamalar ve tartışmaların buralara çekilmesi gerçeklerin örtülmesi ve manipule edilmesinden başka hiçbir anlam taşımamaktadır. Kazanın gerçekleştiği yerde 3000 kişinin tahliye ediliyor ve halk kendi tedbirlerini almaya çalışıyor. Çaresiz olarak ilk yapılabilecek şeyler bunlar ama bütün dünyanın bundan ders alması gerekiyor. Aslında biz hala Türkiye‘de kanser vakalarının yoğun görüldüğü Karadeniz‘deki çevresel etkileri açısından Çernobil‘i yaşamaya devam ediyoruz.
(Evrensel, 13.03.2011)