İstanbul Serbest Muhasebeci Mali 1 Müşavirler Odası‘nın (İSMMMO) "İMKB ve Mağdur Yatırımcı" araştırmasına göre borsanın kuruluşundan bugüne geçen 26 yılda 55 şirketin hissesi işleme kapatılırken, sayıları 400 bini bulan küçük yatırımcının uğradığı zarar ise 1 milyar doları buldu.
İSMMMO‘nun İMKB, SPK ve Borsa Yatırımcıları Derneği verilerinden yola çıkılarak yaptığı araştırmada, son dönemlerde İMKB‘de kaydedilen ciddi yükselişlere rağmen yerli yatırımcının İMKB‘ye uzak durduğuna vurgu yapıldı. Çok sayıda küçük yatırımcının mağduriyetine neden olan İMKB‘deki kapalı tahtalar sorununun çözümü için son dönemde birtakım ilerlemeler kaydedilmekle birlikte sürece ilişkin belirsizlik devam ediyor. Şirketlerin batmasında kötü yönetim, kriz şartları, yolsuzluk ve bunun yanında el koymalar ve imtiyaz iptalleri gibi devlet uygulamalarından kaynaklanan birçok farklı neden olduğu belirlendi. Ancak şirketlerin işlem sıralarının kapanış nedenleri farklı şekillerde olmakla birlikte İMKB, 400 bini bulan mağdur yatırımcı yarattı.
Rapora göre, İMKB‘de, 26 yılda 55 şirketin hisseleri işleme kapatıldı. Sırası kapanan şirketlerin kapatılma gerekçeleri ise üç gruba ayrılıyor. İlk iki grupta, kamuyla ilişkili gelişmeler etkili olurken, diğer grupta ticari faaliyet esnasında uğradığı zarar nedeniyle iflas eden ya da birleşme sırasında ortaya çıkan gelişmeler nedeniyle borsada işlem sırası kapatılan şirketler söz konusu. Bu üç yaklaşım raporda şöyle sıralandı:
"İlk yaklaşımda, dört banka ve bunların iştiralderi toplamında 16 hissenin kapatılması söz konusu. El konulan dört bankanın isimleri Demirbank, Yaşarbank, Toprakbankve Esbank. Bu dört banka haricinde İmar Bankası ve Etibank‘a el konulmasından dolayı oluşan yatırımcı mağduriyetleri açık. Devlet, adı geçen bankalara TMSF yolu ile el koyarken, ilgili yasada bulunan ‘temettü hakları hariç el koyar‘ ibaresini baz aldı. Bu konuda açılan davaların sonuçsuz kalması dabüyük ölçüde bu yaklaşımdan kaynaklanıyor."
Karara rağmen ödeme yapılmadı
Araştırmaya göre, tahtası isleme kapanan bazı şirketlerin durumu ise şöyle dile getiriliyor:
Demirbank: Türkiye‘nin en büyük beş bankasından biri olan Demirbank, 2000 yılı kasım ayında yaşanan likidite krizi ile TMSF‘ye devredildi. Ardından, TMSF taralından 350 milyon dolara HSBC‘ye satıldı. Satışın ardından elinde Demirbank hissesi bulunduran yatırımcılara bir ödeme yapılmadı. Bunun üzere satıştan payına düşen hakkı almak isteyen pek cok yatırımcı dava açtı. Davalar, yatırımcı lehine sonuçlandı. Dava sonucunda, Demirbank‘ın HSBC‘ve satışına ilişkin TMSF kararının iptal edildiği bildirildi. Ancak dava kararına karşın vatırımcılara bir ödeme yapılmadı. AİHM açılan davalarsa ise halen devam ediyor.
Yaşarbank: BDDK, Yaşarbank‘ı 1999 vılı aralık avında TMSF‘ye devretti. Yaşarbank hisselerinin borsada tavan fiyattan işlem gördüğü dönemin hemen akabinde yapılan bu devir, Yaşarbank hisse senedini elinde tutan 17 bini aşkın yatırımcının zarar görmesine yol açtı. Burada da vine denetim konusundaki eksiklikler, küçük verli yatırımcıya pahalıya mal oldu. Yaşarbank‘ın devri işleminden sonra devlet kendi alacaklarını tahsil ederken. Yaşar Grubu‘na ait diğer şirketler bugün borsada işlem görmeye devam ediyor. Bu bakımdan, zamanaşımı dolmadan Yaşar Grubu‘na yönelik bir tazminat davası açılması hâlâ mümkün görünmekle birlikte uygulamada bu durum pek mümkün görünmüyor. Bu konuda da AİHM‘de devam eden davalar var.
Etibank, Medya Holding, Sabah Yayıncılık: Dinç Bilgin, TMSF‘ye devredilen Etibank‘1 Cavit Çağlar ile birlikte 1997 yılında satın almıştı. Banka, daha sonra tamamıyla Bilgin‘e geçmiş, ancak ardından Bilgin‘in bankanın kaynaklarını kendi şirketlerine kullanmaya başladığı iddiasıyla 2000‘de Etibank‘a el konulmuştu. Bankaya el koyma kararının hemen ardından grubun yayın organlarına el kondu. Burada, küçük yatırımcı sahip olduğu şirketlerin aslında borcu olmayan bir toplam borca muhatap bırakıldı. Sonuçta 44 tüzel ve beş gerçek kişiliğe bütün mal varlığı ile el kondu. Burada Sabah ve ATV isim hakları ile ilgili de birçok kereler yatırımcı bilgisi olmaksızın devirler yapıldı ve en sonunda TMSF ihaleye çıkarak ATV ve Sabah isimlerini Çalık Grubu‘na 1.1 milyar dolara sattı. Bu ihale sonucuna, borçlar ve alacaklara dair sıra cetveline itirazlar yapılıp davalar açılsa da henüz bir sonuç alınamadı.
Aktaş: Burada farklı olan durum, kamunun aldığı iptal kararının kendi inisiyatifi ile değil açılan davalar sonucu alınması. Aktaş ile ilgili imtiyaz sözleşmesine ilk dava, 1998‘de Elektrik Mühendisleri Odası tarafından açıldı. 2002‘de Danıştay, imtiyaz sözleşmesini iptal ederken, aynı sene Aktaş‘ın İMKB‘deki işlem sırası kapatıldı. İşleme kapanacağını ve imtiyaz hakkını kaybedeceğini anlayan Aktaş yönetimi, elinde bulundurduğu çok kuvvetli nakde dayanarak temettü ödemesi kararı aldı. Hisse, 2002‘de, 150 bin TL‘den işlem görürken kapandı. Ellerinde Aktaş hisseleri bulunan yatırımcılar, en azından temettü ödemelerinden pay alabilmek için dava açtılarsa da net bir ilerleme kavdedilebilmis değil.
Çukurova-Kepez: Devletin Çukurova ve Kepez‘e el koyma kararıyla birlikte toplam 12 bin 230 yatırımcı mağdur oldu. 9 Mart 1998‘de Enerji Bakanlığı ile Uzan Grubu‘nun sahibi olduğu Çukurova Elektrik ve Kepez Elektrik arasında imzalanan, görev imtiyaz sözleşmelerinin, bu şirketlerin mevzuat ve sözleşme hükümlerini sürekli ihlal etmeleri nedeniyle iptal edildi ve Çukurova ile Elektrik‘e el koydu. Bu konuda, 2006 yılında Uzanlar‘ın Libananco şirketinin Çukurova ve Kepez‘e ortak olduğu ve el koyma kararıyla mağdur edildiği iddiasıyla Türkiye aleyhine açtığı davanın sonuçları beklenirken, bu konuda da net bir çıkarımda bulunulamıyor.
(Taraf;14.02.2011)