Elektrik Mühendisleri Odasının (EMO) Ekim ayında Doğu Karadenize gerçekleştirdiği "teknik HES gezisinde" yüksek katılımlı bir mühendis grubu incelemelerde bulundu. Gazetemiz adına katıldığımız bu inceleme gezisinde, mühendisler, projelerin olumsuz etkisini teknik terimleri anlayabileceğimiz şekle çevirerek anlattılar. "Enerji üretiminde ülke olarak açığımız vardı ve enerji kullanımında dış ülkelere bağımlı hale gelmiştik." Hükümetin HESleri kamuoyuna anlatmak için kullandığı tezler bunlardı ve doğruydu da... Ancak, HESlerin Doğu Karadeniz Bölgesine verdiği zarar santrallardan üretilecek enerjinin getirisini tamamen unutturacak düzeyde...
Mühendislerin anlattığına göre HES projelerinin neden olacağı olumsuz sonuçları şimdiden görmek olanaklı. Karadenizliler ise tepkili ve soruyorlar: "Neden bu kadar çok HES yapılıyor? Bu kadar çok HES neyi çözüyor? Hangi yaraya merhem oluyor?"
EMO üyesi mühendisler de bu soruların yanıtlarını arıyor ve ortaya çıkan sonuçlar olumsuz. Mühendislerin verdiği bilgilere göre, "HESlerin ürettiği enerjinin toplam enerjideki payı 2009 yılında yüzde 18,50." Artvindeki 25 projenin 898 megavat, Rizedeki 27 projenin 637 megavat, Trabzondaki 48 projenin 619 megavat kurulu güce sahip olması öngörülüyor. Toplam kurulu gücün 47 bin 625 megavat olduğu dikkate alındığında Karadeniz Bölgesinde açılan yara, enerji sorunumuzun yüzde 5ini bile çözmüyor. Bölgede inşaatına başlanmış 180 tane HES bulunuyor. En fazla proje ise 48 HESle Trabzonda. Başbakan Tayyip Erdoğanın memleketi Rize, Trabzonu 27 projeyle izliyor.
Cansuyu yok oluyor
Karadeniz insanı ortaya çıkan çevre felaketinin ne kadar farkında? Teknik HES gezisinde bu soruların yanıtlarını da bulmaya çalıştık. Tepki gösterenler fazla. İnsanlar, HES projeleri yapılırken işin çevre boyutunun dikkate alınmadığını biliyor. Projede çevrenin ne kadar etkileneceği belirtilse de öngörülenin çok daha üstünde ağaç kesimi yapıldığını birebir gözlemliyorlar. Büyük bir kitlesel direniş söz konusu HESlere. Yöre halkından edindiğimiz bilgilere göre projeler çok fazla bölge halkına istihdam da sağlamamış.
Kesilen ağaçlar olumsuz etkilerden birisiyse diğeri de cansuyu sorunu. HESlerin belli miktarda suyu da dere yatağına cansuyu olarak yeniden bırakması gerekiyor. Bu rakamlar yasa ile belirlenmiş. Yani dereler "koruma" altında. Ama firmalar bırakmaları gereken suyun çok azını bırakıyorlar. Bu konuda hiçbir denetim yapılmıyor.
Geziye katılan uzmanlar, elektrik enerjisinin çağdaşlaşmanın simgesi olduğunu, ancak enerji üretiminin çağdaşlaşmanın diğer unsuru olan çevreye duyarlılıkla birlikte gerçekleşmesi durumunda bir anlam kazanacağını vurguluyor.
Karadeniz coğrafyasıyla özdeş olan dereler yanlış uygulamalara direnişin de simgesi, sloganı olmuş durumda. Doğu Karadenizde tepkilerin doğal sonucu oluşan Derelerin Kardeşliği Platformu bölgeyle sınırla kalmamış, büyük kentlerden de destek bulmuş. Ankarada, Trabzonda, Rizede, İstanbulda horon teperek tepkilerini dile getirenlerin sloganı ise ortak: "Dereler gümbür gümbür, Karadeniz özgürdür."
(Cumhuriyet Enerji; 07.12.2010)