Elektrikte tarifeler aylardır belirlenemiyor. EPDK, son dağıtım özelleştirmeleriyle sektöre giren şirketlerin "Tarifeleri artır" baskısı yüzünden kilitlendi. Tarifelerin artırılması, elektriği daha pahalı hale getirirken halkın elektrik faturasını da kabartacak.
Sektörde, özelleştirme karşıtlarını haklı çıkaran gelişmeleri EMO Hukuk Müşaviri Av. Hayati Küçük soL için değerlendirdi.
Elektrik dağıtım şirketlerinin büyük kısmının yaz aylarında özelleştirilmesinin ardından, elektrikte faturaya yansıyacak fiyatları etkileyecek olan tarifeler uzun süredir belirlenemiyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından beş yılda bir düzenlenen ve elektrik sektöründe kâr marjını, dolayısıyla elektriğin faturaya yansıyan fiyatını belirleyecek tarifeleri aylardır ilan edemedi.
EPDKnın tarifeleri hâlâ belirleyememiş olmasının arkasında, sektöre özelleştirme ihalelerini kazanarak giren patronların kurula tarifelerin artırılması yönünde baskı uygulamasının yattığı belirtiliyor. Özelleştirme ihalelerine elektrikteki tarifeleri bilerek giren bu şirketlerin, brüt kâr marjlarını artırmak için bu tarifelerin artırılmasını istemesi, özelleştirme karşıtlarını bir kez daha haklı çıkardı.
Son dört elektrik dağıtım şirketinin özelleştirilmesinin üzerinden henüz birkaç ay geçmiş olmasına rağmen, ihalelerde harcadığı parayı daha çabuk çıkarmak için şirketler EPDKya baskı uygulamaya başladı. Özelleştirmelerle elektriğin pahalılanmayacağını iddia edenler ise şimdiden haksız çıktı. "Bağımsız bir üst kurul" olduğu iddia edilen EPDK ise seçim öncesi tarifeleri artırıp artırmamak kararını vermekte zorlanıyor. Bir tarafta patronlar diğer tarafta AKP arasına sıkışan kurulun, tarifeler konusundaki kararı merakla bekleniyor.
Kurul, artık özelleşen elektrik dağıtım şirketlerinin istediği gibi tarifeleri artırırsa, halk kullandığı elektrik için daha fazla fatura ödemek zorunda kalacak. Elektriğe yeni zamlar gelecek.
EPDKnın tarifeleri belirlemekte niye geciktiğini ve son dönemde sektörde yaşanan gelişmeleri Elektrik Mühendisleri Odası Hukuk Müşaviri Avukat Hayati Küçük soLa ayrıntılı bir şekilde değerlendirdi. EMOnun elektrik sektöründe kamu çıkarını savunan hukuki çalışmalarını koordine eden Küçükün tarifelerin belirlenmesinde yaşanan tıkanmayı ve sektörün sermaye açısından cazip hale getirilmesine ilişkin görüşleri şöyle:
"Özelleştirmeler sonrası tarifeler ilk kez belirleniyor"
Elektrik dağıtım şirketlerinin büyük bir bölümünün özelleştiği ve geçiş dönemi tarifelerinin sonuna yaklaşıldığı bu günlerde, yeni elektrik tarifelerinin belirlenmesi çalışmaları yürütülüyor. Özelleştirmeler sonrasında ortaya çıkacak bu ilk tarifelerin, yurttaşların faturasına nasıl yansıyacağını önümüzdeki günlerde birlikte göreceğiz. Kamuoyuna sızan bilgilere göre dağıtım şirketleri, kâr oranlarının yükseltilmesi için Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna (EPDK) baskı uyguluyorlar. Özelleştirme ihalesi gerçekleştirilen son dört dağıtım bölgesi için en yüksek teklifi veren şirketlerin, kâr oranlarının artırılmasını, aksi halde mali açıdan hizmet veremez durumda olacaklarına yönelik açıklamalarıyla karşılaşmıştık. Şimdi bu taleplerini tarife teklifleri içerisine yansıttıkları anlaşılıyor.
"Baskıya gerek yok, EPDK zaten sermaye için çalışıyor"
Her ne kadar EPDKya bir "baskı" uygulandığından söz edilse de, yeni piyasa yapısı ve EPDKnın bu yapı içerisindeki yeri ve rolü ele alındığında, böyle bir baskıya gerek de yok. Sektörün en üst temsilcisi olarak EPDK, serbest piyasada faaliyet gösteren şirketlerin etkinliğini artırmaya yönelik her türlü talebi karşılayan Kurul niteliğinde. Seçim sürecine girdiğimiz bu günlerde siyasi iktidardan herhangi bir itiraz gelmediği takdirde, EPDK açısından kâr oranlarının yükseltilmesi taleplerine olumsuz yanıt vermek için bir neden bulunmuyor. Nitekim EPDKnın varlık nedeni, diğer tüm bağımsız üst kurullarda olduğu gibi, sermayenin siyasal baskılardan uzakta, dilediği rahatlıkta faaliyet göstermesinin sağlanması. Gerçi bugünkü koşullarda sermayeye üst kurulların mı yoksa AKP iktidarının mı daha yakın olduğu anlaşılmamaktadır ki bu durum "kamu"yu kimin temsil ettiği sorusunu da ortada bırakıyor.
"Kamu hizmeti alanı, kâr alanı haline getirildi"
Uygulanan özelleştirme/serbestleştirme süreci, bir kamu hizmeti olan elektrik enerjisinin üretimi ve dağıtımını sermayenin kâr alanı haline getirdi. Özelleştirme ihaleleri başlamadan önce elektrik dağıtım tekelleri için pek çok avantaj sağlayıcı düzenleme yapıldı. Bunların başında, dağıtımını yapacakları elektrik enerjisinin tümünün, kendilerine ait üretim santrallerinden karşılamalarının önünün açılmış olması geliyor. Ayrıca perakende satış tekelini de belirli bir süre ellerinde bulundurmaları, kayıp ve kaçak enerjiyi tarifelere yansıtmaları gibi teşvikler uygulandı. Yasal düzenlemelerle tanınan olanaklara rağmen dağıtım tekellerinin kâr oranlarını artırmak isteyecekleri de önceden öngörülen bir durumdu ve bu oranın 2 - 3 katına çıkartılması için çalışma yaptıkları anlaşılıyor. Kendi ürettikleri enerjiden elde edecekleri gelirler, dağıtım ve perakende satış üzerinden elde edecekleri gelirler, yapmadıkları yatırımlardan herhangi bir zarar görmemeleri garantisi gibi olanakların yanı sıra, kâr oranlarının artırılması talebinde bulunan özel sektörün doyumsuzluğu bu kadarla sınırlı kalmayacak gibi görünüyor. Tarifeler onaylandıktan sonra da, elektrik fiyatlarına maliyet artışlarının üzerinde zamlar yapılacağını, maliyet azalışlarından ise fiyatların etkilenmeyeceğini söylemek zor olmayacak. Nitekim geçtiğimiz yıllarda bu örnekler fazlasıyla yaşanmış ve özel sektöre son derece kârlı hale getirilen dağıtım tekelleri devredildi.
"Maliyet bazlı fiyatlandırma sermayeye garanti sunmuştu"
Enerji kitlerinin 2008 yılında maliyet bazlı fiyatlandırma mekanizmasına tabi tutulduğu günden bu yana elektrik enerjisinde yaşanan otomatik artışlar, özelleştirme öncesinde dağıtım tekellerini sermaye için cazip hale getirirken, gelecekte yapılacak yeni artışlar için de bir garanti oluşturdu. Dengeleme ve uzlaştırma olarak adlandırılan karaborsa sisteminde yaratılan yapay fiyat artışlarıyla birlikte, elektrik enerjisi fahiş kârların elde edildiği bir sektör haline geldi. Hemen her türden sermaye kesimi adeta saldırırcasına elektrik üretimi ve dağıtımından pay kapmaya çalışıyorlar.
"EMO elektrikte oynanan oyunları deşifre ediyor"
Özelleştirmelerin başladığı ilk yıllardan itibaren Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) elektrik enerjisinin piyasalaştırılamayacağını, aksi halde yurttaşların elde etmekte güçlük çekeceği ölçüde pahalılaşacağını ileri sürüyor. Maliyet bazlı fiyatlandırma ile her dört ayda bir yapılan zamların ailelerin faturalarına gerçekte ne kadar yansıdığını kamuoyuna açıklayan EMO, maliyetlerde zaman zaman azalmalar olduğu halde bu azalmanın kullanıcılara yansıtılmadığını da tespit ederek elektrik enerjisinde oynanan oyunları deşifre ediyor. EMO ayrıca, elektriğin üretimi, iletimi ve dağıtımının bir bütün olduğunu, kamunun elindeki bu yapının parçalanmasının toplumsal açıdan kabul edilemez zararlar doğuracağı gerekçeleriyle hemen bütün özelleştirme işlemlerini yargı önüne taşıyor. EMOnun açtığı dağıtım tekellerinin özelleştirmelerinin iptali davaları Danıştayda devam ederken, bu davalarda ileri sürdüğü sakıncaların gerçekleştiğine tanık oluyoruz.
(Sol.org.tr; 17.11.2010)