Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Enerji-Der Genel Başkanı Gürbüz Kaya ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri bakanlık binasında kabul etti. Kabulün ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Yıldız, Kaya ile karbondioksit emisyonları, sera gazı emisyonları ve Türkiyenin enerji geleceğiyle ile yatırımlar konusunda görüş alışverişte bulunduklarını belirterek, "Görüşme son derece faydalı geçti" dedi.
"Türkiyenin büyümesiyle alakalı derdi olmayanların, yaptırdığı bir kısım inisiyatifler üzerinde de konuşmalar yaptık" diyen Yıldız, "Bunların her birinin ydalı olduğu kanaatindeyim" dedi.
Enerji-Der Genel Başkanı Kaya ise, Madencilik Yasasındaki son değişimin sektöre yansımaları başta olmak üzere, HES projeleri ile ÇETlerin kamulaştırma problemlerinin aşılabilmesiyle ilgili Bakan Yıldız ile fikir alışverişinde bulunduklarını bildirdi.
Bir gazetecinin, Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattındaki son durum ve alınacak güvenlik tedbirlerine ilişkin sorusu üzerine Bakan Yıldız, Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattından 2 boruyla sevkiyat yapıldığını hatırlatarak, "Bu boru hatlarından bir tanesinde bu patlama gerçekleşmiştir. En son haliyle, yangın kontrol altına alındı, söndürüldü. Ve tamir çalışmaları güvenli şekilde devam ediyor. Zannediyorum 6 ila 7 gün içerisinde boru hattı tamir edilmiş olacak. Ancak petrol sevkiyatı bugün itibariyle tekrar başladı. Çünkü diğer borudan biz bunların sevkiyatını yapıyoruz" diye konuştu.
Hattın korunmasına ilişkin olarak içişleri Bakanlığına ve özel güvenlik şirketlerine bunun tekrar dile getirdiklerini söyleyen Bakan Yıldız, "Bir kısım bölgelere daha titiz davranmamız lazım geldiği üzerinde bir mutabakat sağladık. Bununla alakalı çalışmaları içişleri Bakanlığımızla yürütecekler. Bu çalışmalar başladı" şeklinde konuştu.
Bakan Yıldız, HES ve enerji politikalarına yönelik bir soru üzerine, Başbakan ile birlikte dün Rizede özel sektörün açılışında bulunduğunu ifade ederek, "Bundan sonra, Su akar, Türk bakar yerine Su akar, Türk yapar diyoruz. Çünkü her yapmadığımız HES yerine, doğalgazdan ve ithal kaynaklardan yerine ikame ettiğimiz bir enerji yapılanmasına doğru gidiyoruz" dedi.
"Hani yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızı ön plana alacaktır?" diye soran Yıldız, şunları kaydetti:
"Ben buradan özellikle yatırım yaptığımız HESlerde karşı çıkan bir grup olduğunu görüyorum. Nükleerle alakalı bir iş yapıyoruz karşı çıkan bir grup olduğunu görüyoruz. Kömürle alakalı bir iş yapıyoruz, havaya bir bacadan kirli gaz saldığı için buna karşı çıkan bir grup görüyoruz, onların kabulleriyle... Yani jeotermal yapıyoruz, dengeyi bozuyorsunuz diyorlar, rüzgar gülü yapıyoruz, kuşlar ürküyor diyorlar. Biz Türkiyenin büyümesini karşılayacak enerji yapılandırılmasının önünü mutlaka açmamız lazım. Biz Türkiyenin büyümesiyle alakalı derdi olmayanlarla bizim bir işimiz yok. Biz Türkiyenin büyümesiyle dertlenmişiz, bununla alakalı yatıp kalkıyoruz. O yüzden bize çözüm yolu sunmayan, ancak bir işin nasıl yapılamayacağını tarif eden konularla bundan sonra pek ilgilenmeyeceğiz. Herkesin görüşüne saygımız vardır ama biz sorumluluğumuz gereği, 73 milyon vatandaşımıza karşı sorumluyuz. O yüzden Türkiyenin büyümesini öncelikli olarak yerli kaynaklardan, yenilenebilir kaynaklarımızdan artırmaya devam edeceğiz. Özellikle Türkiye Cumhuriyetinin 100.yıldönümüne kadar bunları tamamlamış olacağız."
Enerji-Der Genel Başkanı Kaya ise, karbondioksit emisyonlarla ilgili bir soruya, karbon salımı konusunda Türkiyenin ilgili sözleşmelere imza atmış olmamasına rağmen, mevcut projelerin, HES projelerinde uygulanabilmesi konusunda bir süreç bulunduğunu söyledi. Bu süreçlerden birinin karbon salınımının sertifikalandırılması olduğunu vurgulayan Kaya, "Bu sertifika belgesini alan şirketler uluslararası finans imkanlarından faydalanabiliyorlar. Ayrıca bunun ticareti de yapılmaktadır, Türkiyede bunun içindedir. Fakat bugün Türkiyede sertifika veren bir kuruluş yok. Bununla ilgili özel sektörde çeşitli yatırım yapan arkadaşlarımız var" diye konuştu.
Bakan Yıldız, HESlere karşı çıkanlara tepki göstererek, "Şu anda bir kısım sivil toplum örgütleri kullandıkları elektriğin yüzde 25nin, karşı geldikleri elektrikten, kaynaklardan karşılandığını bilmeleri lazım. Yani HESe karşı çıkanlar, Türkiyedeki üretimin yüzde 25ler civarında o kaynaklardan karşılandığını bilmeleri lazım. Her halde kullanmamayı düşünmüyorlardı diye düşünüyorum" ifadesini kullandı.
Bakan Yıldız, elektrik dağıtım ihalesi sonrasında yaşanan ayak bağı tartışmasında Elektrik Mühendisleri Odasının yaptığı son açıklamanın hatırlatılması üzerine şunları söyledi:
"Ayak bağı olan yargı denetimi değil, ayak bağı olan kendileri. Ben elektrik mühendisiyim ve Elektrik Mühendisleri Odasının da üyesiyim. Ama ben Türkiyenin gelişmesiyle ilgileniyorum. Siz şimdi varlık satışları yapmadığınız, direğini, trafosunu, her türlü iletim hattını satmadığınız bir yerde, yalnızca hizmetin özel sektör eliyle görülebilmesini teminen böyle bir iş yapıyorsunuz, bunu da karşı çıkılıyor. Ben burada iyi niyet aramıyorum, ihale süreçleri 5-10 yıl önce çok konuşulurdu ama şimdi onlar hakkında konuşulmuyor. Canlı yayınlarla bu tür ihaleler yapılıyor. Ama siz kalkışta her şeye karşı olursanız, o zaman karşı olmanızla alakalı saygınlığı yitirmiş olursunuz. Benim ayak bağı olur dediğim kişiler, yargı değil. İfademe dikkat edilirse, her şeye karşı olanların ayak bağı olduğunu söylemiştim. Aynen bu kanaatimde sabit duruyorum."
(Tünaydın; 16.08.2010)