Tüm Haberlere Dön
VİLLALAR, ELEKTRİKLER VE İDEOLOJİ (MUSTAFA YALÇINER EVRİM/DEVRİM- GÜNLÜK EVRENSEL)
Basından Genel Merkez

VİLLALAR, ELEKTRİKLER VE İDEOLOJİ (MUSTAFA YALÇINER EVRİM/DEVRİM- GÜNLÜK EVRENSEL)

Son seçimde Bekaroğlu "iki Emine" tartışması açmıştı. Erdoğan Emine‘nin bir eli yağda diğeri baldaydı. Grevci Desa işçisi Arslan soyadlı Emine‘yse, diğeri gibi türbanlıydı, ama hak yoksunuydu ve mücadeleyle hak alma uğraşındaydı.

Referanduma giderken Kılıçdaroğlu da "havuzlu villa" tartışması açtı. Sonra kendisinin de küçük falan ama bir villası olduğu ortaya çıktı. 19 villanın bir ortak havuzu olsa da, havuzu da, villası da tamamdı. Üstelik mal varlığı olarak açıkladığı altı ayrı evi/dairesi daha vardı.

Ama villa tartışmasının açılması iyi oldu. Kılıçdaroğlu da "bilerek açtım", "Erdoğan‘ın nasıl zenginleştiğini sorguluyorum" diyordu. Elhak, oğlunun düğününden geldiğini ileri sürdüğü altınları bozdurarak Karun gibi olmuştu! Gemiler, şirketler, villalar, hanlar, hamamlar... Yok yoktu. Ve "işçi emeklisi"ydi! Nasıl olmuştu, zenginlemişti? İyi bir sorudur bu.

Kendisinin de birkaç villası olsa gerek, N. Ilıcak, "zengin düşmanı yaratan bu gibi sözler, eski sol edebiyatında kaldı" diyor ve "bugün çalışanlar, daha iyi yaşamak ve havuzlu villada oturmak istiyor" diye iddia ediyor. Kendi villası ortaya çıkınca, Kılıçdaroğlu‘nu, "bu vesileyle havuzlu villa tartışmasını başlatmanın ne kadar yanlış olduğunu anlar" diye iğneliyor.

Tabii ki Ilıcak ideolojik davranıyor. Tıpkı Erdoğan gibi. Zengin düşmanlığı istemiyor. Ama çarpıtmaktan, ideoloji yapmaktan gerçeği eğip bükmekten başka yolu da yok: Türkiye‘de on milyonlar evsizken ve barınma sorununun altında ezilirken, "çalışanların havuzlu villa talep ettiğini yazabiliyor. İşsizlik kıskacında ekmek derdiyle uğraşan işçiler olamayacağına göre, bu çalışanlar, vurgun yaparak "çalışanlar" olsa gerek!

Devrimcileri, komünistleri ideolojik davranmakla suçlarlardı. 12 Eylül faşizmi her gün "ideolojik yayın yakalandı" diye bildiri yayınlardı. Oysa havuzlu villaları da dikili ağaçları da olmadığından, işçilerle komünistlerin mülklerini savunmak için gerçekleri değiştirmeye ihtiyaçları da yoktur. İdeoloji, asıl büyük burjuvazi ve adamlarının ihtiyacıdır. Toplumun rıza göstermeyeceği kadar çok, büyük, havuzlu falan mülkünüz, bankanız, şirketiniz, sıcak paranız, üretim aracınız varsa, kaçınamazsınız, yalan söylersiniz. Yok dersiniz, küçültmeye çalışırsınız, inkar edersiniz, konuyu değiştirirsiniz.

Ya da tam gözüne vurursunuz, gerçeği ters yüz ederek. Sabah gazetesi örneğin, tam bir ideolojik yayın olarak davranmış ve 12 Ağustos günü manşeti patlatmıştır: "Elektrikte Oda Te_ rörü"! "Yandaş" demek yetmiyor, bu, ancak gericilik arasındaki taraflılığı belirtiyor. Halka karşı. Halk karşıtı. Göz boyamak da değil yaptığı, gerçeği ters yüz edip terör estirmek!

Konu, Boğaziçi (İstanbul), Gediz (İzmir-Manisa), Trakya ve Dicle elektrik dağıtımı ihalesi. Toplam 5,8 milyar dolara satılıyor dağıtım hakkı. Sabah çok başarılı buluyor bu satışı. İdeolojiden başka bir gerekçesi yok! Elektrik dağıtımı gibi bir kamu hizmeti özele peşkeş çekilmiş çünkü. Bunu allayıp pulluyor. Herhalde bunca parayı bastırarak, halka iyilik olsun diye almadı M.E. Karamehmet‘le ortağı M. Kazancı dağıtımı. Fazlasını kazanacak olmasa, hangi burjuva para yatırır?! Ama gazeteye göre, Özelleştirme İdaresi yetkilileri "elektrik fiyatları düşer" diyormuş! Tam ideolojik yayın. Ve Elektrik Mühendisleri Odası‘nı "terörist ilan ediyor". Neden? Danıştay‘a gideceğini açıkladığı için. Bugüne kadar özelleştirmelere şerhler düşen Danıştay‘ın ülkeye faturası 2.6 milyar dolar olmuşmuş!

Zaten bu tür denetçilikten de kurtulmak için Anayasa değişikliğinin bir maddesi Danıştay‘ı yetkisizleştirmek olarak belirlendi! Uluslararası tahkim yasasıyla yetkileri budanmıştı, şimdi hükümet tümden denetim dışı kalıyor. Bazı alıklar, hala "solculuk" adına "evet" diyedursun...

Erdoğan da aynı ideolojik tutumu sürdürüyor: HES‘ler ihaleye çıkarılırken, memleketin suları satılmıyormuş, sadece kullanım hakkı satılıyormuş!..

(Günlük Evrensel; 16.08.2010)