12 Eylül referandumu öncesi ortak bir hayır deklarasyonu kaleme alan EMEP,Halkevleri, ÖDP ve TKP temsilcileri ile deklarasyona destek veren aydın ve sanatçılar Beyoğlu SES tiyatrosunda bir araya geldi. Ortak deklarasyonun okunduğu buluşmada, anayasa değişiklik paketinin ülke sorunlarına ve halkın ihtiyaçlarına, temel hak ve özgürlüklerine yanıt vermediğinin altı çizildi. Deklarasyonda, AKPnin sendikaları, meslek örgütlerini, demokrasi güçlerini yok sayarak hazırladığı anayasa değişiklik paketini, 12 Eylül ile hesaplaşma olarak sunması eleştirilerek, "Anayasa değişiklik paketine hayır demek; hem 12 Eylül Anayasasına hem AKP Anayasasına ve 8 yıllık AKP iktidarının uygulamalarına hayır demektir" denildi.
ÖDP GENEL BAŞKANI ALPER TAŞ:
"Burada buluşmamız, burada yaptığımız çağrı sonrası için yapılacak mücadeleye çağrıdır. Özgürlük olmadan eşitlik, eşitlik olmadan özgürlük olmaz. 12 Eylülcüler 24 Ocak kararları ile birlikte sermayenin sınırsız sömürme özgürlüğünü pekiştiriyor. 125. maddedeki değişikliğin içeriği budur. Geçen bir özelleştirmeye karşı EMOnun yaptığı başvuru, AKPliler tarafından terörle suçlandı. Özelleştirmenin önündeki bütün engelleri kaldırıp, sermayenin bu alanlardaki saldırılarının önünü açmaya çalışıyorlar. Altyapıda piyasa diktatörlüğünü inşa etmek, üst yapıda da sivil diktatörlüğü inşa etmektir bu anayasanın özü. Hiç bir solcu bu anayasanın özünü savunamaz. Bu memleketim devrimcileri bizler yıllarca anayasayı değiştirme suçuyla yargılandık. Biz bu anayasayı köklü bir biçimde değiştireceğiz. En büyük değişimin, devrimci değişimin önünü bu 12 Eylülcüler ezdi. 12 Eylülcüler meydanlarda, biz olmasaydık bunlar gelecekti dediler. Fatsayı ezdiler, bugünkü düzeni yarattılar. Herkesin kerkesin kurdu olduğu bir düzen yarattılar. İşte ülkemizin hali... bu ülkeyi yeniden kuracak olan özne memleketin solcularıdır."
EMEP GENEL BAŞKANI LEVENT TÜZEL:
"Halkımızın oylarını yalan rüzgarıyla etkilemeye çalışıyorlar. Eşit haklarla barış içinde birarada yaşamak adına ateşkes sürecini destekliyoruz. Bu sürecin iyi değerlendirilmesi için bu sürecin aktif olarak örgütlenmesi için, özerklik, ana dilde eğitim gibi taleplerin iyi değerlendirilmesi gerekir. Burada gerçek anlamıyla 12 Eylülle hesaplaşma gibi bir durum yok. AKP iktidarı kendi iktidarını sağlamlaştırmak için bu adımı atıyor. Yüzde on seçim barajı aynen duruyor. Hazırladıkları anayasa değişikliğini hoş gösterecek maddeler eklemişlerdir. Emek, barış ve demokrasi güçlerinin, yetmez ama evet diyenlerin kafa karışıklığını gidermeliyiz. Seçime giden bir ülkede her zaman emekçiye karşı düşmanlık yapmış bir iktidarın güçlenmemesi için bu çalışmaları hep birlikte sürdüreceğiz. Yalan perdesini yırtacağız. Bu, 12 Eylülle bir hesaplaşma değil, iktidarını meşrulaştırmak için atılmış bir adımdır."
HALKEVLERİ GENEL BAŞKANI İLKNUR BİROL:
"Bu değişikliklerde herhangi bir eşitlikçi yan bulunmuyor. 12 Eylülün devamı olan değişiklikler oylanacak. Gerçekleri halka anlatmak durumundayız. 12 Eylülde hayır verecek ilericilerin, sosyalistlerin 12 Eylüle kadar yürüteceği çalışmada değişiklikleri anlatmak durumundayız. İçimize sızdırılmaya çalışılan, AKPnin organik aydını olduğunu açıkça ifade edenlere karşı mücadele etmek durumundayız. Biz 12 Eylülde hayır demekle işin bitmeyeceğini biliyoruz. 12 Eylülden sonra da halkların, kadınların ve çevrenin güvence altına alınacağı bir mücadele yürüteceğiz."
TKP GENEL BAŞKANI ERKAN BAŞ:
"Geçtiğimiz hafta TKPnin açacağı standın yasaklanmış olması, AKPnin referandum sonrası nasıl bir Türkiye istediğini ortaya koymuştur. Bu tartışma bizim açımızdan bitmiştir. İstanbul Valiliği hayır standını yasaklamasının gerekçesinde, halkın oyunu etkileyebilirsiniz diyor. Onlara göre siyasi parti, halkın çıkarlarını savunmaz, ne yapar siyasi parti; yandaşlarına destek çıkar, çocuklarına gemi alır. 12 Eylül sonrasından AKPnin yapmak istediği budur. Yasaklar ve engellemeler sadece yasalarla gerçekleşmiyor. Medyayı yaygın kanalları izleyen bir işçi ve emekçi kardeşimiz, aydın ve sanatçıların evet dediğini sanmaktadır. Sadece büyük medyayı takip edenler, solun hayırını duyamayacaktır. AKP tüm Türkiyeyi teslim alırken, amaç aynı zamanda solu teslim almak ve nihayetinde yok etmektir. Türkiye solu, Türkiye sosyalisti AKPye teslim olmamıştır. Hepimiz biliyoruz Pensilvanyadan gelen çağrıyı. Ne diyor? Ölüler bile evet diyor... Bileyi atarsak, bugün ölüler evet desin. Yaşamak isteyenler, insan gibi yaşamak isteyenler hayır diyecek.
AKADEMİSYEN HAYRİ KOZANOĞLU:
"Geçen gün gazetede bir haber okudum. Rekor kırmak için 2 kişi saunada kalma yarışına giriyorlar. Zaman geçtikçe soruyorlar ikisi de evet devam diyor. En sonunda biri ölüyor, diğeri aşırı yanıklara sahip oluyor. İşte buradaki gibi, bu, AKP ezdikçe, sömürdükçe evet diyenlerin olduğu garip bir ülke. Hayır demek ülkemiz emekçilerinin sorunlarını çözmeyecek belki ama sauna misali evet, evet diyerek yanarak ölmekten kurtulacağız.
AKADEMİSYEN İZZETTİN ÖNDER:
"Eğer anayasa taslağı onu hazırlayanlar tarafından ABDye gidilip birilerine anlatılıyorsa bu bağımsız bir ülke değil, bir eyalet olduğumuzun göstergesidir. Bu sadece basit bir sistem içi anayasa değişikliği değildir, sistemin farklı bir yönelim içine girdiğinin göstergesidir."
ŞAİR SENNUR SEZER:
"Bu anayasanın ne anlama geldiğini iktidarın başı geçen gün mitingde söyledi aslında. Diyor ki kadın erkek eşit değildir, kadın erkeğin tamamlayıcısıdır. Bu gösteriyor ki bu anayasa ile kadınların ikinci sınıf vatandaşlığı onaylanmış olacak. Benim yalnızca bu nedenle bile referandum da evet demem mümkün değil."
SANATÇI METİN COŞKUN:
"Bugün Türkiye halkının barındırdığı sosyalizm potansiyelinin sandığımdan daha fazla olduğunu görüyorum. Bu mücadelenin ivmelenmesi için sosyalist örgütlerin bugün bir arada olmasından, yaşanan bu birliktelikten umut duyuyorum ve sanatçılarında bu birlikteliğe katkı koyması gerektiğini düşünüyorum."
TÜRKİYE SAKATLAR DERNEĞİ 1 GENEL SEKRETERİ YILMAZ DEMİREL:
"12 Eylül cunta anayasası ile AKPnin hazırladığı anayasa arasında engelliler için hiçbir fark yok. AKP döneminde özürlülerin hayatını iyileştirecek düzenlemeleri içeren yasal düzenlemeler İMF programına kurban edilmiştir. Siz hiç çocuğum benden önce ölsün diye dua eden anne gördünüz mü? Çünkü eğer kendisi ölürse zihinsel engelli çocuğuna bakacak, sahip çıkacak kimse yok, hani sosyal devlet hani hukuk devleti. Referandum ile getirilen anayasada bunlar değişmiyor. Bu yüzden referandumda biz hayır diyeceğiz, sizde deyin."
GAZETECİ-YAZAR ATİLLA ÖZSEVER:
"Soldaki bazı örgütler evet diyorlar. Ben onlara onlarııı dilinden neden hayır dediğimizi anlatayım. Bolşevikler Ekim Devrimi öncesinde bütün iktidar Sovyetlere demişlerdi. AKP de toplumun tümü üzerinde hegemonya kurarak ordu, yargı, üniversiteyi ele geçirmeye çalışıyor ve bütün iktidar AKPye demek için referanduma gidiyor. Bunun için hayır demeliyiz."
DEV-SAĞLIK İŞ GENEL BAŞKANI ARZU ÇERKEZOĞLU:
"Referanduma sunulacak anayasa sermayenin ihtiyaçları üzerinden şekilleniyor. Biz* emekçiler bu anayasanın hem muhatabı hem de tarafıyız ve karşısındayız. Emekçilerin, devrimcilerin, sosyalistlerin, kadınların buradan çıkardıkları sesin yükseltilmesi çok önemli."
12 EYLÜL DARBESİNDE İŞKENCEDE SAKAT KALMIŞ VAKKAS ÖZÜPAK:
"12 eylül darbesinde anayasaya hayır diyeceğimi bildikleri için kolum başta olmak üzere her yerimi sakat bıraktılar. 12 Eylülde tekrar hayır diyeceğim bakalım bu sefer ne yapacaklar."
SODEV GENEL BAŞKANI EROL KIZILELMA:
"Sosyalistleri bir arada görmek bizi heyecanlandırdı. AKP bu anayasa ile soygun düzenini meşrulaştıracaktır. Bazı solcular bir arpa boyu yol alınsa iyidir diyerek evet diyeceklerini belirtiyorlar, ancak arkadan götürülen bir çuval buğdayı görmüyorlar. Biz de sosyal demokratlar olarak sosyalistlerin yayındayız ve hayır diyoruz.
SANATÇI LEVENT YILMAZ:
"Çalışma masamın yanında bir resim asılı, Birgün gazetesinden kestim. Bir öğrencinin tuttuğu pankartta Özgürlükçüyüz ama salak değiliz yazıyor. Bazı solcu arkadaşlarımız biz salağız diyor, bazıları ise yetmez ama salağız diyor. Biz de diyoruz ki biz salak değiliz. Etkinlik 29 Ağustosta büyük bir hayır mitingi yapılacağının duyurulmasıyla ve herkesin bu mitinge davet edilmesi ile son buld Deklarasyonda anayas değişiklik paketinin ülke sorunlarına ve halkın ihtiyaçlarına, temel hak ve özgürlüklerine yanıt vermediğinin altı çizildi.
(Birgün; 16.08.2010)