Tüm Haberlere Dön
İSTE DEMOKRASİNİZ (BİRGÜN)
Basından Genel Merkez

İSTE DEMOKRASİNİZ (BİRGÜN)

Başbakan önce 12 Eylül'ün kapattığı Pol-Der'e saldırdı, daha sonra ‘YARSAV gibi oluşumlara da karşıyım' dedi. Yandaş medya ise Elektrik Mühendisleri Odası'nı hedef gösterdi.

BAŞBAKAN MUHALEFETE KARŞI
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yargı mensuplarının kurduğu dernekleri bir kez daha eleştirdi. YARSAV‘la ilgili konuşan Erdoğan, "Ben orada böyle bir oluşuma karşıyım" dedi. 1980 öncesinde polis teşkilatının içinde Pol-Der, Pol-Bir gibi oluşumların yer aldığını belirten Erdoğan, "En önemli kurumlarımızın içerisinde savaşlar oluyordu. Şimdi yargının içerisinde böyle bir yere doğru gidiyoruz. Yargıtay binasının içerisine gidiyor dernek, orada açıklama yapıyor. Böyle saçmalık olur mu?" diye konuştu.

ODAMIZ HEDEF GÖSTERİLİYOR
Öte yandan AKP‘ye yakın Sabah gazetesi de Elektrik Mühendisleri Odası‘na saldırdı. Halkın elektriğinin şirketlere satılmasına karşı çıkan EMO‘yla ilgili, "Elektrikte oda terörü" başlıklı bir haber yayımladı. EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, "EMO dava terörü estirmeye hazırlanıyor" sözlerini sert eleştirdi. Göltaş, "Yandaş medyanın odamızı tehdit eden bir kurummuş gibi göstermesini kınıyorum. Bu özelleştirmelerde hiçbir kamu yararı görmüyoruz" dedi.

EMO YÖNETİM KURULU BAŞKANI CENGİZ GÖLTAŞ: "Elektrik hizmetinden yararlanmak zorlaşacak"

AKP‘nin enerjide özelleştirme hamlesine Elektrik Mühendisleri Odası tepki gösterdi. EMO Başkanı Cengiz Göltaş, enerjideki özelleştirmelerin yoksul kesimlerin enerjiyi kullanmalarının olanaksız hale getireceğini, pek çok ürünün pahalılaşacağını söyledi.

BAŞAK TURAN- Geçtiğimiz günlerde (9 Ağustos 2010) gerçekleştirilen son elektrik dağıtım özelleştirmeleri ile birlikte 21 elektrik dağıtım bölgesinin 16‘sı özelleştirilmiş oldu. Bu özelleştirmeler sermayeye "hayırlı" kazançlar sağlayacakken yurttaşa yüksek elektrik faturası olarak yansıyacak. Elektrik özelleştirmelerinin yurttaşlara nasıl yansıyacağını Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş ile konuştuk.

» Enerji Bakanı Taner Yıldız‘ın, yapılan son elektrik dağıtım özelleştirmeleri ile ilgili olarak "Bu bir varlık satışı değil" şeklinde konuşması ve elektrik dağıtımının özel sektör eliyle sadece 2036‘ya kadar yapılacağını belirtmesi üzerine dağıtım özelleştirmelerinin üretimin özelleştirilmesine zemin oluşturacağı endişeleri dile getiriliyor. Siz bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Danıştay‘ın bir kamu varlığı olan elektrik dağıtım şebekelerinin mülkiyetinin devredilemeyeceğine ilişkin görüşü üzerine, özelleştirme yöntemi olarak mülkiyeti TEDAŞ‘a ait olmak üzere TEDAŞ‘tan bölgesel dağıtım kuruluşlarına işletme hakkı devredilmiştir. İşletme hakkını devralan bu kamu dağıtım kuruluşlarının ise hisse satışı yapılmaktadır. Hükümet, elektrik dağıtım özelleştirmelerinin ardından üretim tesislerini de özelleştirmek için girişimlerini başlatmıştır. Mevcut durumda Türkiye‘de elektrik üretiminin yandan fazlası özel şirketler tarafından sağlanmaktadır. 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu‘nun çıkarılmasının ardından kamunun enerji alanında yeni yatırım yapması engellenmiş, 2002‘den sonra hiçbir yeni yatırıma kamu başlamamıştır. Ayrıca söz konusu dönem içerisinde elektrik fiyatları fahiş düzeylere tırmandırılmış, fatura da kullanıcıya yıkılmıştır.

» Dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesinin sonucu ne olacak?
Kamunun santralları da özelleştirildiği zaman, ucuza elektrik üretimi yapan hidroelektrik santrallarıyla yüksek fiyatlı elektrik üretimi gerçekleştirilen santrallardan sağlanan elektriğin paçallanarak fiyatların bir nebze de olsa dengelenmesi olasılığı da kalmayacaktır. Dağıtım şirketlerinin özelleştirilmiş olması ve özelleştirme öncesinde kar garantili fiyat tarife mekanizmaları kurulmuş olması nedeniyle üretim tarafında gerçekleşecektir. Fiyat artışları dağıtım şirketlerini ilgilendirmemektedir. Çünkü maliyet olarak bu enerji alış fiyatlarını tüketicinin tarifesine yansıtma olanağına sahip kılınmışlardır. Bu şirketlerin üretim tesislerini de satın almalarıyla tekel konumları güçlenecek, üretim tesislerinin de sahibi olan dağıtım şirketleri fiyatlar üzerinde istedikleri gibi oynama olanağını da elde edeceklerdir.

 » Enerji Bakam kamu hizmetinin özel sektör eliyle gerçekleştirilecek olmasının bir prestij aracı olduğunu söylüyor...
Sermaye kesimi ve egemenler nezdinde AKP iktidarı yaptığı özelleştirmelerle zaten yeterince prestij sahibi. Yapılan ihalelerin alıcılarına bakıldığında siyasal olarak kendine yakın yandaşlar nezdinde de prestij kazandığı açıktır. Enerji alanındaki özelleştirme ve serbestleştirme faaliyetleriyle IMF ve Dünya Bankası‘nın da öngörüleri doğrultusunda hareket eden AKP iktidarı, sermayenin temsilcisi olan uluslararası kuruluşlar nezdinde de prestij sahibi olup, bugüne kadar gereken desteği de almıştır. Ancak özelleştirilen kurumlarda çalışanlar ve bu kamu hizmetlerinden yararlanan yurttaşların nezdinde prestiji kalmamıştır.

»Özelleştirmelerin yurttaşa başka yansımaları da olacak mı?
Elektriğin pahalı hale gelmesi sonucunda günümüzde yaşamsal bir öneme sahip olan elektrik hizmetinden yoksul kesimlerin yararlanması giderek olanaksız hale gelebilecektir. Kar güdüsüyle hareket edilmesi yalnızca elektrik hizmetine yurttaşların erişimini değil, elektriğin önemli bir girdi olduğu sanayi alanında da yaratacağı tahribat nedeniyle pek çok üründe pahalılaşma olacağını beklemek de kehanet sayılmamalı.

EMO DAVA AÇMAYA HAZIRLANIYOR 
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), 9 Ağustos 2010 tarihinde yapılan 4 elektrik dağıtım bölgesi ihalesine dava açacağını bildirdi. EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltas, konu ile ilgili yapmış olduğu açıklamada dağıtım özelleştirmeleri yapılmadan önce, alıcı şirketlerin karlarını garanti altına alan bir tarife metodolojisi hazırlanarak uygulamaya konulduğunu söyledi. Dağıtıcı özel şirketlerin karlarını garanti altına almak için en ince detayların bile düşünüldüğünü ifade eden Göltaş, "ihalelerde ortaya çıkan yüksek fiyatlar şaşırtıcı değildir. Zarar etmeyeceği tam tersine kar edeceği garanti olan böylesi bir yapılanma içerisinde kim hazır altyapı ve sistem üzerinden para kazanmak istemez ki..." diye konuştu. Gerçekleştirilen ihaleler için de ‘şeffaflıktan‘ ve ‘rekabet ortamından‘ uzak nitelendirmelerini kullanan Göltaş, yapılan özelleştirmelerin Anayasaya aykırı olduğunu ve kamu yararı taşımadığını vurguladı. 

(Birgün, 13.8.2010)