CHP Grup Yönetim Kurulu Odasında 6 Temmuz 2010 tarihinde saat 11:00de gerçekleştirilen görüşmeye, Nükleer Karşıtı Platform (NKP) adına EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, Yazmanı Erdal Apaçık, Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Bozkırlıoğlu, EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Pektaş, Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Yönetim Kurulu İkinci Başkanı Baran Bozoğlu, Genel Sekreteri Hasan Şevki Çifçi katıldı.
EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, nükleer santral tartışmalarının bir ihtiyaçtan daha çok siyasal bir tercih ve uluslararası nükleer şirketlerinin talepleri doğrultusunda yürütülmesini eleştirirken, teknik, idari, personel ve hukuki anlamda altyapı bakımından yetersizliklere dikkat çekti. Göltaş, nükleer santrallara bugün ihtiyaç duyulmadığını ve geleceğe yönelik olarak da nükleer rönesansın söz konusu olmadığını, tam tersine gelişmiş ülkelerin bu teknolojiyi terk ettiğini söyledi. Cengiz Göltaş, nükleer santral kurulumuna ilişkin Mayıs 2007den itibaren yaşanan süreci ve hukuki anlamdaki sorunları anlatarak, şöyle konuştu:
"İhale yapma sürecinden bile yoksunuz. Çünkü bir altyapı çalışması yapılmamış. Bir kere yapılacak santralın yüzde 100 sahibi Rusya olacak. Rusyaya bağlılık yüzde 80lere çıkacak. Ekonomik olduğu kadar siyasi anlamda da Türkiyenin kaderi bağlı hale gelecek.15 yıllık bir alım garantisi var. 415 milyar kilovat saat elektrik karşılığında Türkiye yaklaşık 51 milyar dolar ödeyecek. Yaşamın bütününe bu pahalı elektrik yansıyacak. Benzer diğer santralardan da yüzde 70 daha pahalıya ülkemizde mal edilecek. Aslında Rusya, Türkiye topraklarında nükleer santral sahibi yapılıyor.
Bugün dünyada yapım halinde 58 reaktör var. Hepsi demokrasisi sorunlu olan ülkelerde. 23 tanesi Çin, 9 tanesi Rusyada, 6 tanesi de Güney Korede. Avrupada yalnızca Finlandiyada inşa edilmekte olan bir santral var. Onun da sürekli maliyeti artıyor ve yapımı uzuyor."
Göltaş, Türkiyenin yerli ve yenilebilir kaynaklarını değerlendirmesi gerektiği üzerinde dururken, arz güvenliği açısından kaynak çeşitlendirmesinin önemli olduğunu, ancak yapılacak nükleer santral ile kaynak ya da ülke çeşitlendirmesinin de söz konusu olmadığını ifade etti.
ÇMO Yönetim Kurulu İkinci Başkanı Baran Bozoğlu ise nükleer santrallarla ihtiyaç olmadığı gibi bunun ötesinde ciddi bir atık sorunu olduğuna dikkat çekti. Torosların atıkların gömüleceği yer olarak düşünüldüğünü ifade eden Bozoğlu, termik santrallardaki çevresel sorunlara karşı çevre teknolojileriyle atıkları yönetme olanağı olduğunu, nükleer santrallarda ise çıkacak atık sorunu karşısında atık yönetimi uygulama olanağının dahi bulunmadığına dikkat çekti. Baran Bozoğlu, kayıp ve kaçak miktarına dikkat çekerek, nükleer santralda aranan çareler başka yerlerde aranması gerektiğini vurgulayarak, araştırma-geliştirme başta olmak üzere Türkiyenin enerji ve çevre teknolojilerinin gelişimine yatırım yapabileceğini, bütünlüklü bir enerji politikası oluşturulması gerektiğini anlattı.
CHP Muğla Milletvekili Gürol Erginin hidroelektrik santralları konusundaki yöre halkının tepkisini dile getirerek, meslek odalarının görüşünü sorması üzerine EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, hidroelektrik potansiyelden yararlanılması için ciddi çevresel etki değerlendirmelerin ve havza planlamasının yapılması gerektiğini, yöredeki insanların toplumsal yaşamlarını dikkate alan bir noktadan hareket edilmesinin uygun olacağını anlattı. ÇMO Genel Sekreteri Hasan Şevki Çifti ise Doğu Karadeniz gibi biyoçeşitliliğin önemli olduğu yerlerde hidroelektrik santrallarının risk oluşturduğunu kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, bir dere üzerinde 11 santral projesi yapıldığının söylenmesi üzerine ne kadar yapılması gerektiğine ilişkin bir çalışma olup olmadığına ilişkin sorusuna da ÇMO yöneticileri, 2-10 megavat arasında değişen 1700 santraldan söz edildiğini kaydederek, ülkenin enerji ihtiyacının karşılanması konusunda ciddi bir büyüklük oluşturmayan bu projelerle çevrenin tahrip edilmesinin yanlışlığını ortaya koydular.
CHP Mersin Milletvekili Vahap Seçerin ülkenin genel enerji politikasına yönelik olarak neler yapılabileceğini sorması üzerine EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, mevcut santralların iyileştirme çalışmalarıyla tam kapasite kullanılabileceğini, su ve kömür potansiyelinin değerlendirilebileceğini, bu kapsamda dünyadaki çevre teknolojilerinin ülkemize getirilebileceğini, ülkenin sanayi modelinin de çok enerji tüketen yapıdan daha az enerji tüketen şekilde dönüştürülebileceğini, enerji verimliliğinin bu anlamda çok önemli olduğunu anlattı.
CHP Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü ise hidroelektrik santralların rezerv alanı olan ve olmayan olarak ayrıldığını, rezerv alanı olmayan küçük hidroelektrik santralarında ciddi sorunlar olduğunu söyledi. Çöllünün sorusu üzerine EMO yönetim Kurulu Başkanı Göltaş, rüzgar santralları konusunda dünyadaki gelişmiş teknolojiye dikkat çekti. Göltaş, ABDde 9 bin 764 megavatlık nükleer santralın son 30 yılda kapatılırken, 35 bin megavatlık rüzgar santralı kurulduğunu, Almanyada rüzgar santralı kurulu gücünün 25 bin megavata ulaştığını, nükleer santral konusunda başı çeken ülkelerden olan Fransada da nükleer santrallar kapatılırken rüzgar santralları kurulduğunu anlattı.
CHP Mersin Milletvekili İsa Gökün, Avrupanın enerji ihtiyacı ve nükleer santrala ihtiyacını sorması üzerine Göltaş Avrupanın artan bir enerji talebinin söz konusu olmadığını, ÇMOdan Hasan Şevki Çifçi ise Avrupanın da doğalgaz bağımlılığından kurtulmaya çalıştığını anımsattı.
CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ise, nüfusu artan ve gelişme ihtiyacı olan bir ülke olarak artan enerji talebinin karşılanması gerekliliği üzerinde durdu.
Göltaş, merkezi planlamanın ve kamu hizmetinin önemli olduğu bir siyasetin izlenmesinin önemini vurgularken, şirketlerin kar alanı olarak algıladığı koşullarda enerji kaynaklarının değerlendirilemediğini, oysa enerjinin bir devlet politikası olması gerektiğini söyledi.
EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Pektaş da TMMOB bünyesinde diğer odaları da kapsayan Ankara İl Koordinasyon Kurulunun da temsilcisi olduğunu anımsatarak, nükleer santrallar konusunda farklı mesleki değerlendirmeler sonucunda ortak bir tavır alındığını anlattı.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ise kayıp-kaçakların yüksekliğine dikkat çekerek, kurulacak nükleer santraldan ancak ülke enerjisinin yüzde 5inin karşılanmasının söz konusu olduğunu söyledi. Öztürk, nükleer santral konusunda CHPnin tavrının net olduğunu belirterek, pahalı ve dışa bağımlı bir üretim modeli yerine ülkenin kaynaklarının değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
NKP Heyeti BDP Milletvekilleri İle Görüştü
EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, Yazmanı Erdal Apaçık, Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Bozkırlıoğlu ve EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Pektaş, aynı gün öğleden sonra da BDP Grup Başkanvekili Ayla Akat Ata başkanlığında BDP milletvekilleriyle görüştü. BDP Grup Yönetim Kurulu toplantı salonunda yapılan görüşmede, BDP milletvekilleri Ayla Akat Ata, Sebahat Tuncel, Akın Birdal ve Pervin Buldan yer aldı.
Cengiz Göltaş, ülkenin enerji politikaları ve nükleer enerji santralları konusundaki değerlendirmeler ile yapılan anlaşmaların olumsuzluklarını anlattığı konuşmasında BDPnin nükleer anlaşmanın TBMMden geçirilmemesi konusunda desteğinin de önemli olduğunu söyledi. Göltaş, nükleer santral kurulumu ve enerji ihtiyacının tüketim çılgınlığı boyutunu da dikkate alarak felsefi bakımdan da tartışılması gereken bir konu olduğunu ifade etti. Göltaş, binlerce yıllık yarılanma ömrü olan nükleer atık üreten nükleer santral yoluyla enerji üretiminin nesiller boyunca sürecek etkisine dikkat çekerek, buna yönelik bu kadar fütursuzca karar alınmasını da büyük bir çılgınlık olarak nitelendirdi.
EMO Yönetim Kurulu Yazmanı Erdal Apaçık birçok nedenle nükleer santral konusuna bugüne kadar karşı çıktıklarını, ancak gelinen noktanın nükleer yandaşlarının dahi pes dediği bir nokta olduğunu söyledi. Yıllardır uygulanan yanlış enerji politikaları nedeniyle sorunlar yaşandığını belirten Apaçık, sadece nükleer santral değil, hidroelektrik santralları konusunda da yaşanan sorunlar bulunduğunu, Munzurdan Hasankeyfe kadar bu olumsuzlukların sürdürüldüğünü kaydetti. Erdal Apaçık, bugün nükleer santral yapılsa enerji ihtiyacının yüzde 10unu karşılayabileceğini, ancak bu anlaşma ile geleceğimizin ipotek altına alındığını vurguladı. Apaçık, nükleer santrallar konusunda bolca yalan söylendiğini, bunlardan birinin de çevreci olduğu ve sera gazı salımı yapmaması olduğunu belirterek, nükleer santralların kendisi sera gazı salımı yapmasa da o üretimin gerçekleştirilmesi için yürütülen aşamalar nedeniyle son derece çevreye zarar bir teknoloji olduğunu anlattı.
EMO Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Bozkırlıoğlu ise nükleer santralın tamamının Rusyaya verilmiş olması nedeniyle yapılan işin Rusyadan hat çekip elektrik almaktan çok farklı olmadığını söyledi. "Biz Akkuyuyu 70 yıllığına Rusyaya veriyor olacağız" diyen Bozkırlıoğlu, uluslararası anlaşma yapılarak yurtiçindeki hukuki yolların da tıkanmaya çalışıldığına dikkat çekti.
EMO Ankara Şube Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Pektaş ise nükleer santralın söylendiği gibi 2018de bitirilemeyeceğini, 2025i bulacağını söyledi. Pektaş, nükleer enerji konusunda da rezervlerin sonsuz olmadığına dikkat çekerken, maden ve enerji denilince akan suların durması gerekmediğini, toplumun ya da dünyadaki yaşamın ortadan kalkması pahasına böyle tehlikeli yollara girilmemesi gerektiğini kaydetti. Pektaş, "Enerji bir insan hakkıdır, ama doğal hayatı mahvetmeden, çevreyi tahrip etmeden, kültürel hayatı yok etmeden...Şu anda Türkiye hem enerji hem yönetim krizine doğru gidiyor" diye konuştu. Ramazan Pektaş, nükleer santral kurulumuyla elektriğin de pahalılaşacağına dikkat çekti. Kamuya yatırımlardan el çektirilmesi nedeniyle yaşanan pahalılaşmayı anlatan Pektaş, bütün enerji üretim, iletim ve dağıtımının tek elden yapılması gerektiğini, bunun için 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile kamuya getirilen yasağın tersine döndürülmesi gerektiğini ifade etti.
BDP Grup Başkanvekili Ayla Akat Ata, BDP olarak sol muhalefet anlamında enerji, HESler, Akkuyu ve Sinop konusunda araştırma önergeleri ve soru önergeleri verdiklerini ifade etti. Nükleer anlaşmaya ilişkin yasa tasarısının tek madde olarak 9 Temmuz 2010 Cuma günü gündeme getirileceğinin ifade edildiğini aktaran Akat Ata, buna karşı muhalefeti Parlamento çatısı altında gerçekleştirmeye çalışacaklarını söyledi. Ayla Akat Ata, nükleer santral konusuna enerji ihtiyacı değil, Türkiyenin tüm komşularının nükleer faaliyeti var anlayışıyla devlet politikası olarak yaklaşıldığını anlatırken, AKPnin muhalefet karşı çıksa da bu tasarıyı Meclisten geçirme kararlılığı içinde olduğunu ifade etti.
BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel de, Parlamentodaki faaliyet sırasında doğa, insan değil devlet politikasının önemli olduğunu gördüklerini, bu anlayışın AB uyum süreci içinde neoliberal politikalar doğrultusunda uygulamaya konulduğunu söyledi. Türkiyenin yenilenebilir enerji kaynakları açısından zenginliğine de dikkat çeken Tuncel, toplumsal muhalefet daha fazla güçlendirilebilmiş olsaydı bu tasarının TBMMden geçirilemeyeceğini ifade etti.
BDP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal ise TMMOBnin unutulmayan başkanlarından Teoman Öztürkün mühendislerin mesleki birikimlerini emekçi halkların çıkarları doğrultusunda kullanmayı yurtseverlik ve devrimciliğin gereği olarak gördüğüne ilişkin sözlerini anımsattı. Nükleer santralların silahlanma aracı olarak görüldüğüne de dikkat çeken Birdal, nükleer santral anlaşmasının da öncelikle insan haklarına aykırı olduğunu, ekonomik, sosyal ve hatta barış hakkını yok ettiğini söyledi.
BDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ise, Çevre Komisyonu üyesi olduğunu, bu kapsamda çeşitli soru önergeleri verdiklerini, ancak AKP Hükümetinin yüzeysel ve geçiştirici cevaplar verdiğini anlattı. Buldan, Metsamor Santralı nedeniyle milletvekili olduğu Iğdırda yaşanan tahribatı da anlatırken, kanser vakalarında artış olduğuna dikkat çekti.