O zaman bir sözleşme imzalatsınlar, adına da kader sözleşmesi desinler:
Sözleşmede şöyle yazsın:
"Benim için ağlama Türkiye, 800 lira için erkenden öleceğimi biliyorum"
Devlet ise sözleşmenin altına sadece şöyle bir imza atsın:
"Tamam"
Bu kadar mı?
30 kişinin bir taşeron şirketin elinde, ölümü bu kadar mı normal? Bu kadar mı kader?
Yok bu işte öyle bir anormallik var ki, insanın tanım getirmeye gücü yetmiyor.
Bir işyerinin normal bir mezar gibi algılanması nerede görülmüş ki, Başbakan çıkıp, "onlar bile bile bu mesleğe giriyor, ölüm madencinin kaderi" diyebiliyor.
Yazıklar olsun!
Türkiye, devlet eliyle ölümü hiç bu kadar normalleştiren bir hale gelmemişti. Tuzlada, Zonguldaktaki ölümler hiç bu kadar, normal karşılanan bir hale sokulmak istenmemişti.
Kimse emeğin değersizleştirilmesinden söz etmesin artık, çünkü hayat değersizleştirilmeye başlandı bu ülkede...
Ölüm bu kadar normalleştirilirken, yaşarken çalışanın emeğinin karşılığı konusu mevsubahis bile olamaz.
Olay bu kadar vahim işte...
Bu durumlarda nerede kalıyor devletin sorumluluğu, nerede kalıyor, iş güvenliği, nerede kalıyor işçinin emekçinin hakkı?
İktidarın emek konusundaki sicil bozukluğunun son noktasıdır, gelinen nokta...
Hiç kimse kendini kandırmasın, bu kadar tehlikeli bir işte, normal olan, yüzde 100 iş güvenliğini sağlamak, fayda -maliyet analizine işçinin hayatını sokmamak, yıpranma payını adil bir şekilde sisteme sokmak ve işçinin emeğinin tam karşılığını vermek önce devletin sorumluluğundadır.
Ama bu konuda her geçen yıl, çok daha kötü bir sınav veriyor, iktidar ve anlaşılıyor ki, ölüm bile duyarsızlığına engel olmuyor.
Elektrik Mühendisleri Odası verilerine göre:
İlk AKP Hükümetinin kurulduğu 2002 yılında Türkiyede 2 milyon 319 bin ton taşkömürü üretimi yapılırken, özel sektörün üretimdeki payı yalnızca yüzde 3.2 olarak gerçekleşmiş. Bu oran 2005 yılında yüzde 23.4e fırlamış, ardından da 2006 yılında yüzde 34.3e yükselmiş.. Özel sektörün payı 2007 yılında yüzde 32.7, 2008de yüzde 39.6, 2009da ise yüzde 34.7 olmuş. Son açıklanan verilere göre 2007 yılında kömür madenciliği alanında iş kazası sayısı, 6 bin 293 olmuş. Bu sayı beklenen iş kazasına göre yüzde 1530 daha fazla gerçekleşmiş. 2008 yılında da bu alanda 5728 iş kazası gerçekleşmiş ve beklenen iş kazasından yüzde 1396 daha fazla kaza yaşanmış. 2007 ve 2008 yıllarında yaşanan iş kazaları, 2009 yılında da aynı hızını korumuş.
2010u ise herkes biliyor zaten...
Bu tablonun nedeni çok basit:
Çünkü AKP Hükümeti, taşeronlaştırma uygulamasının yanında TTK tarafından yapılan taşkömürü üretimini rödövans ihaleleri ile düzenli olarak özel sektöre kaydırmış.
Türkiyede, taşeron şirketlerin durumu ise belli zaten:
Maliyetlerini aşağıya çekmek ve proje başına düşen karlılık oranlarını artırmak için sık sık personel değiştiriyor bu şirketler...
Böyle bir düzende, ortada ne uzman kalıyor ne de deneyimli personel...Sürekli eğitilmek zorunda olan maden işçileri ise hem sendikasız-güvencesiz çalıştırılıyorlar hem de yeterli bir eğitim almıyorlar.Uzmanlık-deneyim isteyen bu kadar riskli bir işkolunda,taşeron şirketlerin niteliği ise ayrı bir sorun.. Bu şirketler ne yeterince uzmanlığa sahip, ne de yeterince denetleniyorlar.
Bütün bunlar ne adına derseniz?
Hizmet alımı ve maliyet düşürme adına!
Yazıklar olsun...
Bir hayatı bir, bir eşya, bir makine ile eşdeğer tutan herkese!
(Gercekgundem.com; 24.05.2010)