Bilim insanları tarafından yapılan araştırmalara göre, Çernobil Nükleer Santralinin patlaması sonucu reaktörün üzerine 5 bin ton kimyasal madde boşaldı. Öncelikli olarak Rusya, Ukrayna ve Belarus ülkelerini etkileyen kimyasal yayılma, yağmur ve rüzgârların etkisiyle Türkiyede özellikle Karadeniz Bölgesinde büyük felaketlere yol açtı. Karadeniz bölgesinde yaşayan çocuklarda tiroit kanserinde ciddi artışlar gözlendi. Yine araştırmalara göre, 150 bin km karelik alana yayılan radyasyondan, 1986-1989 yılları arasında çalışmış temizlik işçilerinin 850 binden fazla temizlik işçisi radyasyona maruz kalırken, 2000 yılına kadar ışın almış 1791 kişi tiroit kanserine yakalandı. Radyasyondan en çok etkilenen temizlik işçilerinde tiroit kanseri vakaları 1991 ile 1993 ve 1994 ile 1997 yıllarında görüldü.
Rüzgar ve yağmurun etkisiyle Türkiyeye yayılan radyasyonun solunum yoluyla alınması ve besin zincirine karışması yayılmayı arttırdı. Bilim insanlarının likenler üzerindeki çalışmaları Doğu Karadeniz bölgesinin diğer bölgelere göre ve Rizenin Avrupanın birçok ülkesine göre daha fazla etkilendiğini ortaya çıkardı. Bu bölgede 0-18 yaş arasındaki çocuklarda tiroit kanserinde ciddi artışlar olduğu tespit edilerek erişkin nüfus içinde özellikle temizlik işçilerinde 1986 ile 1987 yıllan arasında kanser vakalarının arttığı gözlendi.
SANTRAL PLANLARI
Çernobilin dünyada ve Türkiyede sebep olduğu tüm yıkımlara rağmen nükleer santral yapımı ve kullanımı devam ederken, Türkiyede ise Mersin Akkuyuda Rusya ile, Sinopta Güney Kore ortaklığı ile nükleer santral yapımı planlanıyor. Nükleer santral yapımına karşı duran ve bu alanda çeşitli etkinliklere imza atmış Elektrik Mühendisler Odası (EMO) Yönetim Kurulu Üyesi Erdal Apaçık, Türkiyede bize nükleerin etkisi olmaz zihniyetiyle politika yapıldığını belirtti. Karadenizde çay ve fındığa yoğun şekilde radyasyon yayıldığını belirten Apaçık, ihtiyaç fazlası fındıkların ilkokullarda çocuklara dağıtıldığını hatırlattı.
NÜKLEERE İHTİYAÇ YOK
Türkiyenin mevcut kaynaklarıyla enerji üretebileceğini ve bunun ülkenin ihtiyacını karşılayabileceğini belirten Apaçık, "Dünyadaki nükleer lobilerin dayatması sonucu Türkiyede kurulması düşünülen Sinop ve Mersin santralleri, elektrik üretiminin çok az bir kısmını karşılar. Bu santraller kurulduğu takdirde sera gazı salımları yüksek boyutlara ulaşacak ve bir felakete yol açacaktır. Nükleer enerjinin bir de atık sorunu var. Atıkların doğaya karışması 300 yıllık bir süreyi kapsıyor. Tüm bu sorunlar birlikte ele alındığında nükleer santralin ülkemize bir faydası olmayacağı görülmektedir" diye konuştu.
EMO ve nükleer santral karşıtları Çernobil Nükleer Kazasının 24üncü yıl dönünü vesilesiyle nükleer santralleri protesto etmek amacıyla 26 Nisan günü saat 13:00da Kızılay Postanesi önünden Başbakanlığa doğru yürüyecek.
(Günlük, 26.04.2010)