Üç yıl önce vefat eden EMO Ankara Şubesi 6. ve 7. Dönem Yönetim Kurulu Üyesi Halil Eker anısına düzenlenen "Hidroelektrik Santraller ve Çevreye Etkileri" konulu panel EMO Genel Merkezi Toplantı Salonu`nda yapıldı. Panel yöneticiliğini EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Yazmanı Ömürhan Soysal‘ın yaptığı panele Erim Arıcı (Bereket Enerji), Ahmet Kaya (Elektrik Mühendisi), Ahmet Leblebici (DSİ) ve Nurettin Ocak (Artvin Dereler Platformu) konuşmacı olarak katıldı.
"HES`ler ve Çevreye Etkileri" konulu panelin açılış konuşmasını yapan EMO Ankara Şubesi Başkanı Ramazan Pektaş, Halil Eker`i andı ve anılarını paylaştı.
EMO Genel Başkanı Cengiz Göltaş, Türkiye`nin en güzel yerlerine mobil santraller inşa edildiğini, Munzur Vadisi`nde HES`lerin plansız ve programsız şekilde ÇED raporu hazırlanmadan yapıldığını belirtti ve "En büyük temel felsefemiz, siyaset anlayışımız meslek anlayışımız enerjinin toplumsal yaşam içinde kullanımının sosyal hak olduğu, bu enerjinin doğru planlanarak yerli ve yenilenebilir teknolojilerle çevreye uyumlu yeni bir enerji stratejisinin yaratılmasıdır" dedi.
DSİ ETÜD ve Plan Dairesi Başkanlığı Enerji Şube Müdürlüğü`nden Ahmet Leblebici ise Türkiye genelinde ortalama yağışın 643 mm, yılda ortalama 501 milyar m3 suya karşılık geldiğini anlattı. Leblebici, "Türkiye su zengini bir ülke değildir. Türkiye 25 adet hidrolojik havzaya ayrılmıştır. Havzaların ortalama yıllık toplam akışları 186 milyar m3`tür. Ülkemizin hidroelektrik potansiyelinin yüzde 30`u ekonomik, yüzde 50`si teknik olarak değerlendirilemez ve yüzde 20`si ekonomik olmayan bölümlerden oluşmaktadır. Teorik olarak 433 milyar kWh, teknik değerlendirilebilir miktar 216 milyar kWh`dır. Kişi başı yıllık elektrik enerjisi tüketimine baktığımızda, dünya ortalaması 2.500 kWh, gelişmiş ülkeler ortalaması 8.900 kWh, ABD`de 12.322 kWh ve Türkiye`de 2.700 kWh`dır."diye konuştu.
Türkiye`nin enerji üretimi kaynaklarına bakıldığında "kömür, akaryakıt ve doğalgaz" ağırlıklı bir tablo ile karşı karşıya kalındığını vurgulayan Leblebici, hidroelektrik enerjinin toplam enerji içindeki payının 2009 yılı için yüzde 18.50 olduğunu söyledi.
1576 HES projesi var
Hidroelektrik santrallerin toplam potansiyelinin 44.000 MW olduğuna dikkat çeken Ahmet Leblebici, 4628 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu çerçevesinde müracaat edilen HES proje sayısının 1576 olduğunu anlattı ve şu bilgileri verdi:
"EPDK sürecinde son durum şöyle. EPDK`ya gönderilen HES toplamı, 1108 adet, lisans verilenler 579 adet, su kullanım hakkı anlaşması yapılanlar 663 adet, inşaatına başlanmış olanlar 147 adet. Toplam kurulu gücü 860 MW, yıllık ortalama enerji üretimi 2.1 milyar kWh olan 60 adet proje işletmeye alınmış olup, halen kurulu gücü 5.300 MW, ortalama yıllık enerji üretimi miktarı 18 milyar kWh olan146 adet projenin inşaatı devam etmektedir. 2009 yılı içerisinde 75 adet tesisin temeli atılmış olup bu santrallerin toplam kurulu gücü 1600 MW olup tesisler tamamlandığında yılda 5,2 milyar kWh enerji üretimi ülkemize kazandırılmış olacaktır. "
Leblebici, hidroelektrik santrallerin ekonomik faydalarını da"yüksek verimlilik, yakıt gideri olmayan, enerji fiyatlarında sigorta rolü üstlenen, uzun ömürlü, yatırımı geri ödeme süresi kısa, işletme gideri çok düşük, pik talepleri karşılayabilen, dışa bağımlı olmayan yerli bir kaynak" şeklinde sıraladı. Leblebici`ye göre, HES`lerin olumsuz yanı ise izafi büyüklüklerinin yüksek olması, doğal ortamı orta derecede olsa olumsuz etkilemeleri, su kalitesinin bozulmasına sebep olmaları, ormanların tahrip olmasına neden olmaları, nehir akışına engel olmaları ve su yaşamı üzerinde olumsuz etkiler…
"Karadeniz Karadenizlilikten çıkmamalı"
Erim Arıcı ise "Türkiye`de hidroelektrik enerji ve nehir santralleri" konusuna değindi. Arıcı, 1970 sonrası ortalama talep artışının yüzde 7-8 civarında olduğunu, mevcut üretim yapısının ithal kaynaklara bağımlı bulunduğunu belirterek "Cari açığımızın kaynağında bu ithalat yer almaktadır. Hidroelektrik enerji yerli ve yenilenebilir niteliklidir. Halen ekonomik potansiyelin yüzde 35`i civarı kullanımdadır. Arz güvenliğinin temeli hidroelektrik enerjiye dayanır ve ulusal ekonomiye olan katkıları ciddi boyuttadır" dedi.
"Milyarlarca dolar İran ve Rusya`ya gidiyor"
Elektrik mühendisi Ahmet Kaya ise doğalgazdan elektrik üretiminin toplam üretimin yüzde 50 seviyesinde olduğunu, milyarlarca doların İran`a ve Rusya`ya aktığını vurguladı ve HES`lerin gerekliliğine işaret etti.
"HES`ler su tekellerinin projesi"
Panelde son olarak Artvin Dereler Platformu adına Nurettin Ocak konuştu. HES`lerin insan olgusu gözardı edilerek hazırlandığını belirten Ocak, şunları söyledi:
"Çoruh Havzası`nda 15 adet büyük baraj, bunları desteklemek amacıyla 17 adet regületörlü HES, 200`e yakın yamaç tipi HES yapılacak. Artvin`de 200 dere var mı? Bu HES`ler yapılırken amaç sadece elektrik üretmek miydi? Yoksa arkasında başka nedenler de var mı? Yerüstü yeraltı zenginliklerimize el koymak isteyenler mi var? Çoruh Havzası`nda yaşayan insanlar göç etmek zorunda bırakıldı. Elektriksiz yaşanabiliyor ama susuz yaşanamaz. Artvin`de bu projeler yapılırken insanlarının oradan göç ettirilmesi amaçlanmış. Artvin`in nüfusu azaldı. Artvin`in nüfusu 300 bindi; şu an bu rakam 160 bine düştü. İnsanlar oradan göç ettirilmek isteniyor. Artvin 3 bin yıllık tarihe sahip. Göçlerin geçiş merkezi. Artvin yerleşime en uygun yer ve bol suyu olduğu için 3 bin yıl burada yaşam devam etmiş. HES`lerle 3 bin yıllık kültür yok edilecek, insanlar göç edecek. Su halka yetmiyor. O bölgedeki halkımız canlı canlı mezara konulmak isteniyor.."
"Ankara`da damacana su pazarı 350 milyon dolar"
Artvin bölgesindeki yeraltı zenginliklerinin su altında kaldığını, yer üstü zenginliklerinin parsellendiğini anlatan Nurettin Ocak "Tabu kadastro ile halkın elinden toprakları alındı
Artvin halkı doğasını çok sever. Maalesef Artvin`deki bütün doğa yok edilmiş durumda. ÇED raporlarında yazılanların hiçbiri yaşama geçirilmiyor. Toprak yolun altına dökülüyor. Tarlalar heder olmuş durumda. Orman Bakanlığı suyuna sahip çıkmak isteyen halkın yanında olması gerekirken dünya su tekellerinin yanında yer alıyor. Ankara`ya Gerede`den temiz içilebilir su getirilseydi musluklardan sağlıklı su aksaydı olmaz mıydı? Neden engellendi de Kızılırmak`ın ağır metal içeren suyu getirildi. Herkes damacana su almak zorunda. Ankara`da damacana su pazarının 350 milyon dolar olduğu söyleniyor. Acaba bu su tekelleri mi Gerede projesini engelledi? Dünyada sınır tanımayan su tekelleri kendileri ön plana çıkmıyorlar. Onları temsil eden paravan şirketlere bu HES`leri aldırıyor. Türkiye`de 2 bin dere satılıyor. Kim adına satılıyor? Bunun sahibi benim dedem benim babam, bana sordular mı? Benim yaşam hakkım elimden alınıyor. Bazı insanlar bizim sularımıza el koymak için çok uluslu tekellerin payandası oldular."