Tüm Haberlere Dön
13. ELEKTRİK, ELEKTRONİK, BİLGİSAYAR VE BİYOMEDİKAL MÜHENDİSLİĞİ KONGRESİ BAŞLADI
Haberler Ankara

13. ELEKTRİK, ELEKTRONİK, BİLGİSAYAR VE BİYOMEDİKAL MÜHENDİSLİĞİ KONGRESİ BAŞLADI

Bu yıl “Teknolojide Buluşuyoruz” ana teması ile TÜBİTAK’ın katkılarıyla düzenlenen 13. Elektrik, Elektronik, Bilgisayar,Biyomedikal Mühendisliği Kongresi 23 Aralık 2009 Çarşamba günü ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde başladı. Kongrenin açılışında konuşan EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Pektaş “Bizler bilim ve teknolojiyi halkın ve toplumun yararına kullanmaktan bahsederken, ülke kaynaklarının hakça ve eşit bölüşümünden bahsederken, daha güzel ve aydınlık bir gelecek için mücadele verirken, birileri de vatandaşı müşteri devleti tüccar olarak görüyor. İşte onlar kamusal hak olan her türlü ihtiyacımızı birer meta olarak yeniden tanımlayıp herşeyi ticarileştirmeye, kamunun birikimlerini ve elindeki herşeyi sermayeye peşkeş çekmeye çalışıyorlar. İşte TMMOB ve Odaları istemeyenlerin asıl dertleri bu, onların istedikleri dikensiz gül bahçesi!...”dedi.

Dört gün sürecek kongrenin açılışında konuşan ODTÜ EE Bölüm Başkanı İsmet Erkmen "Bir yılı aşkın bir süredir hazırlıkları yapılagelmekte olan Kongre‘ye ODTÜ olarak üçüncü kez ev sahipliği yapmış olmaktan duyduğumuz mutluluğu ve gururu ifade etmek isterim"dedi.

Erkmen özetle şunları söyledi, " Kongremiz çağımıza damgasını vuran, bu alanlardaki teknolojinin baş döndürücü bir hızla gelişmesine yol açan, diğer mühendislik disiplinlerini olduğu kadar, toplumumuzda ekonomik, sosyal ve kültürel yaşantımızı da önemli ölçüde etkileyen elektrik,elektronik, bilgisayar ve biyomedikal mühendisliklerinin kapsadığı çok geniş bir spektrumda yer alan konularda, bilim adamlarını, araştırmacılar ve uygulamacıları bir araya getirerek katılımcıların birbirleriyle tanışma fırsatı bulduğu, bilgilerini ve deneyimlerini paylaştığı, üniversitelerimizde ve araştırma kurumlarında yapılan araştırmalarda ulaşılan son noktaların iletildiği, endüstriyel uygulamalarda ve sektörde karşılaşılan sorunların tartışıldığı ve çözümlerin üretildiği bir ortamın yaratılmasını amaçlamıştır. Kongreye 90 bildiri değerlendirmek üzere başvurmuş her biri hakemler tarafından değerlendirilen bildirilerden 67 tanesi sözlü sunuma kabul edilmiştir.. 4 gün boyunca 4 paralel salonda toplam 17 oturumda sunulacak bildirilerin yanı sıra 1 çağrılı konuşmacı ve 4 çağrılı bildiri de programda yer almıştır. Ayrıca alanlarında uzman akademisyenleri ve araştırmacıların katılacağı 6 özel oturumda sunulacak 26 bildiri de Kongremizi zenginleştirecektir. Bunların dışında 4 panel, 4 seminer ve 1 çalıştay düzenlemesi yapılmıştır."

Erkmen‘in ardından ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar kısa bir açılış konuşması yaptı.Acar‘ın ardından EMO Yönetim Kurulu Başkanı Musa Çeçen ve TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Emir Birgün‘ün konuştuğu Kongrede ayrıca CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan ve Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar da konuştular.

EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Pektaş açılış konuşmasına 9 gündür Ankara‘da direnen TEKEL işçilerini ve 25 Kasım grevi nedeniyle açığa alındıktan sonra mücadele ederek haklarını tekrar elde eden KESK‘e bağlı BTS üyesi kamu emekçilerini selamlayarak başladı.

Ramazan Pektaş‘ın açılış konuşması aşağıda yer almaktadır;

Sayın Milletvekilim, Sayın Belediye Başkanım, Sayın Rektörüm, Oda Başkanım, Çok Değerli Hocalarım, TMMOB Örgütlülüğünün her düzeydeki  yöneticileri, Meslektaşlarım ve Konuklarımız...Elektrik Elektronik Bilgisayar ve Biyomedikal Mühendisliği 13. Ulusal Kongresine hoşgeldiniz. Sözlerime başlarken, 2 yıl önce Eskişehirde yaptığımız Ulusal Kongre çalışmalarında çok büyük emeği ve desteği olan, kongrenin yapıldığı günlerde rahatsızlanan ve 2008 Ağustos ayında aramızdan ayrılan değerli hocamız Prof. Dr. Turhan Çiftçibaşı‘yı saygıyla anıyorum. Hocamızın anısına cumartesi günü Biyomedikal Çalıştayı düzenleneceğini buradan bir kez daha hatırlatmak istiyorum.Ayrıca, dokuz gündür Ankara‘da soğuk demeden, açlık demeden, biber gazı demeden hakları için mücadele veren TEKEL işçilerini ve 25 Kasım grevi nedeniyle açığa alındıktan sonra mücadele ederek haklarını tekrar elde eden BTS ye bağlı kamu emekçilerini selamlıyorum.

Öncelikle, bu kongrenin bu noktaya getirilmesinde bir yılı aşkın süredir bizimle birlikte çalışan Hocalarımın hepsine, Yürütme, Danışma ve Bilim Kurullarında görev alan herkese, Şubemiz çalışanlarının hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bir teşekkür de bundan önceki oniki ulusal kongrenin hazırlanmasında emeği geçenlere. Tabii ki, ODTܑde bu kongreyi yapmayı düşünürken hiç tereddüt etmememizi, yedinci ulusal kongredeki özverili çalışmalarıyla sağlayan sevgili hocamız Mete Bulut‘a da ayrıca çok çok teşekkür etmek istiyorum.

EMO ile ODTÜ arasındaki bu kongre çalışmalarının geçmişte ve bugün olduğu gibi gelecekte de aynı şeklide sürmesini diliyorum. İlki 1985 yılında Adana‘da yapılan  Ulusal Kongre daha sonra sırasıyla, 1987-Ankara, 1989-İstanbul, 1991-İzmir, 1993-Trabzon, 1995-Bursa, 1997-Ankara, 1999-Gaziantep, 2001-Kocaeli, 2003-İstanbul, 2005-İstanbul, 2007-Eskişehir‘de yapıldı. Bugünden başlayarak 4 gün boyunca onüçüncü Ulusal Kongreyi gene Ankara‘da hepbirlikte dolu dolu yaşayacağız.Günümüz yaşamı teknoloji ile o kadar içiçe bir hal almıştır ki, odamıza bağlı disiplinlerin birbirinden ayrılamaz entegrasyonları kaçınılmaz hale geldiği gibi diğer mühendislik alanları ile ortak noktalarımız da oldukça fazlalaşmıştır. Bu çerçevede Ulusal Kongre ana temasını da "teknolojide buluşuyoruz" adıyla belirledik. Yaşamımızda teknolojiden vazgeçilemez, mesleklerden vazgeçilemez ama bazı sığ yaklaşımlar ve otoriter anlayışlar meslek odalarından kurtulmak istiyor, aykırı ve muhalif çıkan her sesten kurtulmak istiyor.

Böyle düşünenlerin ne demokrasiyi ağızlarına almaya ne de demokratım diye ortalıkta dolaşmaya hakları yoktur. Defolu demokrasi anlayışları ile sözüm ona demokratik açılım yapmaya çalışanların ufkunun darlığını düşüncelerinin sığlığını son günlerdeki bir kaç olay bir kez daha göstermiştir. Kendi partileri için dava açılınca demokrasi havarisi kesilenlerin balonu başka partiler kapatılırken sönmüştür. Çiftiçiye gelince azarlayan, işçiye gelince biberleyen zihniyet, sermayeyi görünce uysal kedi oluvermekte, IMF‘nin suflelerini tekrarlayarak ve istibdat dönemi kanunları uygulayarak  iktidar koltuğunda oturmaktadır.

Bizler bilim ve teknolojiyi halkın ve toplumun yararına kullanmaktan bahsederken, ülke kaynaklarının hakça ve eşit bölüşümünden bahsederken, daha güzel ve aydınlık bir gelecek için mücadele verirken, birileri de vatandaşı müşteri devleti tüccar olarak görüyor. İşte onlar kamusal hak olan her türlü ihtiyacımızı birer meta olarak yeniden tanımlayıp herşeyi ticarileştirmeye, kamunun birikimlerini ve elindeki herşeyi sermayeye peşkeş çekmeye çalışıyorlar. İşte TMMOB ve Odaları istemeyenlerin asıl dertleri bu, onların istedikleri dikensiz gül bahçesi!...Meslek Odalarına her fırsatta saldırmaya çalışanların ise tümünün marifetleri ortada. Adı, sandalyesi ve rengi farklı olsa da yaptıkları aynı. Onlar, otuz yılda bu ülkenin kamu kuruluşlarını yağmalayanlar, yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızı kötü kullananlar peşkeş çekenler, eğitimi sağlığı iletişimi nehirleri ormanları ticarileştirenler, Filistinli bebeğin başına bomba yağdıran pilotlara eğitim verenler, esnek çalışma adı altında çalışanların özel hayatını ortadan kaldıranlar, bilimsel ve akademik eğitimin yerine oy avcılığına uygun eğitimi dayatanlar, anlamını zaten varoluş koşulları ile bulan, her dönem tartışma konusu olan özerk demokratik bilimsel eğitimin en büyük engeli YÖK ucubesini getirenler ve halen sürdürenler, insanımız hakettiği için değil AB istediği için mevzuatlara uymaya çalışanlar, "işçi" sağlığı yerine "iş" sağlığı yasaları ile madenlerde tersanelerde kısacası çalışma yaşamında hergün ölümlere yolaçanlar, örgütlenmenin ve sendikalaşmanın önüne binbir engel çıkarıp işçiye ayak takımı diyenler, mühendislik alanımızdaki düzenlemelerden de sıklıkla gördüğümüz gibi yasa ve yönetmelikleri bilimin ve tekniğin kurallarına uyarak değil politik oy hesaplarına ve banka hesaplarına göre yapanlar, benim memurum işini bilir diyerek başlayan her türlü yolsuzluğa ve kokuşmuşluğa göz yumanlar, nükleer enerji santrali maceralarını çizgi filim sananlar, denizfeneri ve benzeri yolsuzlukları aklayanlar, hukuk düzeni yerine çete düzenini getirenler .... Liste uzun, bizler işte bu zihniyetin karşısında olduğumuz için ideolojik diye saldırılıyoruz, bu nedenle uykularını kaçırıyoruz, bu nedenle denetleme kurulları ile bizleri korkutmaya yıldırmaya çalışıyorlar. Onlar yolsuzluğa devam ettikleri sürece bizler de uykularını kaçırmaya devam edeceğiz.

Odamızın meslek alanlarındaki disiplinlerin ve alt disiplinlerin sayısı hızla artmaktadır. Bu noktada yaptığımız çalışmaları bütün disiplinleri kapsayarak sürdürüyoruz. Elektrik sektöründe çalışan üyelerimizin sorunları ile kendimizi sınırlamıyoruz, elektronik mühendisi ünvanlı üyelerimizin sorunları, bilgisayar mühendisi ve yazılım mühendisi üyelerimizin yok sayılması, biyomedikal mühendisi üyelerimizden istihdam alanları gibi her disipline ait sorunu Odamızın çalışma alanında değerlendiriyoruz. Son günlerde elektronik mühendisi üyelerimizin yaşadıkları sorunlara karşı odamızın daha etkin bir konumda olması isteklerini görmezden gelme hakkımız yoktur. Bütün bu disiplinlerde çalışan üyelerimizin sorunları olduğu gibi ülke politikalarına karar verenlerin toplumun tümünü ilgilendiren kararlarına ve uygulamalarına karşı, bilimin ve tekniğin halkın yararı doğrultusunda kullanılması gerektiğinin altını her fırsatta çiziyoruz. Enerjinin temel bir insan hakkı olarak algılanması, ticari bir meta olarak görülmemesi gerektiğini bu çerçevede enerji-insan, enerji-çevre, enerji-hak, enerji-yaşam, kavramlarının insan odaklı bir bakış ile tanımlanmaya ihtiyaç duyduğunu söylüyoruz.

Elektronik ve haberleşme alanında kamu sağlığını tehdit eden tehlikelerden, elektronik atıkların çevresel etkilerinden gelecek kuşakların nasıl zarar görebileceğini bugünden öngörmemiz gerektini söylüyoruz. Yazılım ile insan hayatına getirilmesi mümkün olan konforun ikinci plana atıldığını, yazılımın da ağırlıkla ticari ve/veya izleme/güvenlik amaçlı olarak öne çıkarılmaya çalışıldığını, özgür yazılım yerine ticari yazılımları gözeten düzeenlemeler yapıldığını söylüyoruz. Medikal alandaki teknik konularla ilgili olarak yasal düzenleme eksikliklerini, eğitimli kadroların medikal cihaz ve sistemlerin kullanımı konusunda gözardı edilmemesi gerektiğini söylüyoruz.

Enerjide yenilenebilir kaynaklardan daha fazla yararlanan politikalar tercih edilmeli kirli ve riskli teknolojilerden uzak durulmalıdır. Yolsuzlıukla içiçe olan bu alanın sadece ekolojik anlamda değil ilişkiler ve karar alma süreçleri anlamında da temiz olması gelecekte daha fazla önem kazanacak olan enerji-insan ilişkilerinde oldukça önemlidir. Ortadoğudan Kafkaslara ve dünyanın diğer bölgelerine kadar vahşet senerayolarını enerji kaynaklarına sahip olmak uğruna hayata geçirenlerden insanlığın herhangi bir şey beklemeyeceğini bilmeleri gerekir. Bu vahşi kesim ve her düzeydeki işbirlikçilerinin toplum yaşamı ve yönetimi üzerindeki etkileri tamamen ortadan kaldırılmadıkça dünya rahat etmeyecektir.Habeleşme alanındaki tartışmalar özel yaşamın gizliliğinin bugüne kadar ihlal edildiğini bize gösterdi. Bu konudaki düzenlemeler "suçu kanıtlanana kadar herkes suçsuzdur" evrensel ilkesi temelinde düşünülmelidir. Aynı temel ilke bilişim alanındaki düzenlemeler için  de geçerli olmalıdır. Yazılım alanında yasal düzenleme bulunmayan alanlardaki eksikliklerin giderilmesi konusunda bu alanda eğitim almış bilgisayar ve yazılım mühendislerinin konumları ve onların meslek odası olan EMO mutlaka dikkate alınmalıdır.Biyomedikal alanı da bir başka yetersiz düzenlemeler alanıdır. Klinik mühendisliği ve biyomühendislik alanı ileilgili eğitimli kadrolar henüz ülke ihtiyaçlarının gerisindedir. Yasal mevzuatın bu alanda eğitim almış mühendislerin istihdamına olanak sağlayacak şekilde yapılarak medikal alandaki hizmetin en iyi şekilde verilebilmesi için çaba sarfedilmelidir.

Enerji, iletişim, bilişim ve medikal alanlardaki sorunlar, teknolojik gelişmeler, ülke potansiyelimiz başta olmak üzere bu disiplinlere ilişkin her türlü konuda düşüncelerimizi uygun zemin ve zamanlarda dile getirmek varoluş nedenlerimiz arasında. Teknik konularda uygulama alanı olan meslek displinlerimizin toplumsal fayda ve insan odaklı bir anlayışla planlanması ve yönetilmesi konusundaki ısrarımız herkesin bilgisi dahilindedir. Kongre ana temasında vücut bulan teknoloji‘yi sadece kullanan değil aynı üreten olmak gelişmişliğin ön koşullarından birisidir. Ar-Ge için ayrılan fonların gerçekten Ar-Ge çalışmalarına ayrılması, teknik ve bilimsel çalışmalar yapmak üzere planlanmış kurulular üzerinde  bilimsel ve teknik olmayan tartışmalara yolaçılmaması beklenmektedir. Teknoloji üreten bir ülke olma hedefi ile uyumlu bir master plan yapılarak ülkemizin sahip olduğu potansiyel harekete geçirilmelidir.

Eğitimde fırsat eşitliğini sağlanması, mühendislik eğitimi de dahil olmak üzere oy avcılığına yönelik popülist düzenlemelerden vazgeçilmesi, akademik kadroların akademik parametrelerle değerlendirilmesi, eğitim ve istihdam planlarının birbiri ile uyumlu olması, geleceğe yönelik ana ve detay teknoloji politikalarının planlanması gerektiğine inanıyoruz. Ancak teknoloji fakülteleri örneğinde gördüğümüz yaklaşımlar bizi hayal kırıklığına uğratmaktadır. Bilimin ve siyasetin görevi toplumu geri götürmek değil ileri götürmektir.Son olarak; Şimdi teknolojide buluşuyoruz. Bu buluşmayı daha da yaygınlaştıralım, teknoloyi ve bilimi toplumun çıkarları ile buluşturalım, bilimi ve teknolojiyi daha güzel bir gelecek, üretken bir toplum, büyük ustanın sözleriyle "gündüzleri sömürülmeyen, geceleri aç yatılmayan" bir dünya yaratma çabamızla buluşturalım, özgür demokratik ve bilimsel eğitim talebimizle buluşturalım.

Bilim ve sanat özgür olmadıkça, demokrasi damarlarımızda dolaşmadıkça özgür ve aydınlık bir gelecek hayaldir. Yararlı ve üretken, kapsayıcı ve ilerletici, umut verici ve güleryüzlü, verimli ve katılımlı bir kongre olmasını, teknik ve bilimsel çalışmaların yanısıra kültür ve sanat ile içiçe bir kongre geçirmemizi diler EMO Ankara Şubesi adına saygılar sunarım...

13. Ulusal Kongre açılışı çağrılı konuşmacı Prof. Sıddık Yarman‘ın "Dünyada ve Türkiye‘de İleri Teknolojiler Ufuk Turu" konulu sunumu ile sona erdi.