Kamu emekçilerinin 25 Kasımda düzenlediği uyarı grevine katılan demiryolu işçilerinin açığa alınması, eczanelerin kepenk kapatma eylemine katılanların sözleşmelerinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından iptal edilmesi, TEKEL ve itfaiye emekçilerine yönelik polis müdahalesi emek ve meslek örgütlerini kaygılandırıyor. Sendikalar yaşanan gelişmeleri DİHAya değerlendirdi.
Mücadele sürecek
KESK Genel Başkanı Sami Evren, siyasi iktidarın genel olarak kullandığı yöntemin idari baskılar olduğunu söyledi. 25 Kasım grevine katıldıkları gerekçesiyle konfederasyonlarına bağlı Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) üyesi 16 demiryolu çalışanının açığa alındığını hatırlatan Evren, yine bu durumu protesto etmek için bir günlük iş bırakma eylemine giden üyelerinden 30 kişinin daha idari birimler tarafından açığa alındığını aktardı. Evren, açığa alınan arkadaşları için eyleme giden demiryolu çalışanlarının gösterdiği bu dayanışma örneğinin Türkiye tarihi açısından bir ilk olduğunu söyledi. Gerçekleştirilen eylem sonrasında hükümet cephesinden idari baskı olarak yanıt verildiğini kaydeden Evren, Bunu kabul etmek mümkün değil. Dünyanın hiçbir yerinde bu tür baskılar başarıya ulaşamadığı gibi, Türkiyede de başarıya ulaşmaları mümkün değil. Hükümet tarafından emekçilere gösterilen bu tavrı önümüzdeki günlerde toplanacak olan Başkanlar Kurulunda görüşerek, hem başlattığımız hukuki süreçle hem de uluslararası alanda haklarımız için mücadele edeceğiz dedi.
Şiddetin dozu arttı
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, gerek ekonomik kriz, gerekse de yerel seçimlerde kesenin ağzını açarak devlet bütçesinden dağıttığı yardımlardan dolayı Türkiye bütçesindeki gelir-gider dengesinin bozulduğunu ifade ederek, AKPnin bütçe açıklarını kapatmak için de yoksulluğu ve işsizliği arttıracak politikalar uygulamaya başladığını söyledi. Bu politikalar çerçevesinde mağdur olan kesimlerin tepkisinin de zor, şiddet ve tahammülsüzlükle bastırma yolunun tercih edildiğini ifade eden Görgün, AKPnin bu tutumunu Türkiye halklarının görmüş olması bir avantaj. Buna karşı yapılacak olan şey ise, işçilerin diğer bütün demokrasi taraftarlarıyla birleşerek, demokratikleşme mücadelesini topluca vermesi. Siyasal, sosyal ve hukuk alanında bu haklar için topluca mücadele verilmelidir. Bunun başka da bir yolu yoktur dedi.
Dinçöz: Saldırılar arttı
TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu üyesi Tores Dinçöz, TEKEL işçileri örneğinde görülebileceği gibi son dönemde tüm işkollarında ve kamuda işçilere dönük saldırıların arttığına dikkat çekti. İçerisinde bulunulan koşullarda geçimsel faaliyetlerin zorlaştığını ve bu şartlar içerisinde de işçilerin elinde kalan tek şeyin direnmek olmasına rağmen bunlara bile tahammül edilemez duruma gelindiğine dikkat çeken Dinçöz şöyle konuştu: Kaldı ki bunların hepten elden çıkarılması, yok edilmesi söz konusu. Tekel fabrikalarının bulunduğu bütün alanların özel sektöre devredildiği, özelleştirildiği, işçilerin de o işkolundan uzaklaştırıldığı bir durum mevcut. Buna ilişkin olarak da TEKEL işçileri iş alanlarında aslında var olma mücadelesi sergiliyor. Ama görünen o ki, hükümet orada yapılan itirazları da işkoluyla özdeşleştirmeyip, saldırıya geçmiştir. Nerede bir hak arama mücadelesi varsa orada jop, biber gazı var. Bu, hak arayışına karşı tehdit ve gözdağıdır.
Öten yandan işçileri önceki gün polis tarafından gerçekleştirilen müdahaleye karşı tepkiler büyüyor. Ankara Kadın Platformu, 5 gündür direnişini sürdüren TEKEL işçisi kadınları ziyaret etti. Ayrıca EMEK Partisi, Elektrik Mühendisleri Odası, İnşaat Mühendisleri Odası, KESK, DİSK, Eğitim Sen, Türk Büro-Sen ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) , polisin işçilere saldırısına ilişkin yazılı birer açıklama yaparak kınama mesajı yayınladı.
Müdahaleye eylemle cevap verecekler
Türk-İşe bağlı sendikalar, TEKEL işçilerine, itfaiye emekçilerine, demiryolu çalışanlarına dönük uygulamaları protesto etti. Konuya ilişkin Türk-İş İstanbul Şube Binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Türk-İş 1. Bölge Temsilcisi Faruk Büyükkucak, AKP hükümetinin işçi haklarına saygısının olmadığını bildiklerini dile getirerek Son günlerde hak arayan işçilere, çalışanlara reva görülen şiddet uygulamaları, taşeronlaştırma ve özelleştirme politikalarındaki ısrar, hükümetin emek karşıtı tutumunun yeni kanıtları olarak kayıt altına alınmıştır dedi. Hak arayan emekçilere karşı sergilenen tutumu düşmanca olarak değerlendiren Büyükkucak, işçilere biber gazını, polis copunu, tazyikli suyu reva gören anlayışı Türk-İş olarak protesto ettiklerini ifade ederek, hükümete özelleştirme politikalarından vazgeçilmesi, taşeronlaştırmalara son verilmesi çağrısında bulundu. Büyükkucak, emekçiye yönelik düşmanlığa ve saldırganlığa karşı demokratik ve meşru haklarını ortaya koyacakları uyarsında bulunarak dün olağanüstü biçimde toplanan Türk-İş Başkanlar Kurulundan 81 ilde eylem kararının alındığını hatırlattı. Büyükkucak verilecek mücadelenin bir emek mücadelesi olduğunu ve bu nedenle de diğer sendikalarla ortak hareket etme noktasında temaslarının sürdüğünü söyledi.
Durmak yok mücadeleye devam!
AKP Genel Merkezi ve Abdi İpekçi Parkında soğuğa ve yağışlı havaya rağmen 4 gündür eylem yapan TEKEL işçileri, önceki gün Abdi İpekçi Parkında uğradıkları sert müdahaleye rağmen, eylemlerini sürdürüyor. Polisin sert müdahalesinin ardından Türk-İşin önüne gelen işçiler, geceyi Türk-İş binası ve çeşitli sendikaların misafirhanelerinde geçirdi. Müdahalede gözaltına alınan ve daha sonra serbest bırakılan Tek Gıda-İş Genel Başkanı Mustafa Türkerin pencereden işçileri selamlaması işçilerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Ellerindeki ampulleri patlatan işçiler, müzik eşliğinde halay çekerek ısınmaya çalışırken, Türk-İşe çıkan sokak ve caddelerde de çevik kuvvet ekipleri bekletildi. TEKEL işçileri, haklarını alıncaya kadar eylemlerine devam etmekte kararlı olduklarını belirtti.
(Günlük Gazetesi; 19.12.2009)