Uluslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti Dr. Fatih Birol, Türkiye gibi ülkelerin önümüzdeki 4-5 yılda gaz arz bolluğundan yararlanabileceğini belirterek, "Önümüze çıkan çok ciddi fırsat var. Mevcut anlaşmaları daha gerçekçi gözle oturup konuşabiliriz" dedi.
Enerjisanın ev sahipliğinde Sabancı Centerda, düzenlenen bir basın toplantısı ile "World Energy Outlook 2009 Raporu"nu açıklayan Dr. Fatih Birol, 2007-2030 yılları arasında dünya birincil enerji talebindeki artışın yüzde 77sini fosil yakıtların oluşturacağını, petrol talebinin 2008de günlük 85 milyon varilden 2030da 105 milyon varile çıkacağını açıkladı.
Dünyada enerji talebinin yaklaşık yüzde 40ının Çinden geleceğini belirten Birol, enerji verimlilğini artırmak için Çinin yeni bir karar aldığını, bu kararın dünya petrol talebinde azalmaya neden olacağını dikkat çekti. 2009da küresel krizin etkisi ile petrol arama ve üretim harcamalarının yüzde 19 düşeceğini öngördüklerini söyleyen Birol, "Bu kötü bir rakam. Yatırımlar böyle devam ederse ve dünya ekonomisinin hıza ayağa kalkmarsa, petrol talebi de artacaktır. Bu da petrol talebini ataşleyerek, petrol fiyatlarının daha da yukarı gitmesine neden olabilir. Hala kırgılgan olan dünya ekonomisi için petrol fiyatları risk teşkil edebilir" dedi.
İhracatçıların elinde kaldı
Doğalgaz konusuna da değinen Birol, ABDde doğalgaz alanında sessiz bir devrim gerçekleştiğini, etkilerinin bütün dünyada hissedileceğini söyledi. ABDnin şu anda deniz altındaki kayalardan gaz çıkarmaya başladığını, konvansiyel olmayan bu gaz üretiminin yüzde 50ye tekabül ettiğini belirten Birol, 2010de bu üretimin 200 milyar metreküpe ulaşabileceğini belirtti.
ABDye gaz satma düşüncesinde olan ülkeleri, bu durumun etkileyebileceği öngörüsünde bulunan Birol, "Ortadoğuda Kuzey Afrikada ve Rusyada birçok gaz projesi gerçekleştirildi. ABDye gaz satmak için. Onlar bu projeyi gerçekleştirirken, şu anda ABDnin bu gaza ihtiyacı yok. Önümüzdeki yıllarda ihtiyacı da olmayacak. Bu gaz ihracatçıların elinde kaldı. Bu son derece önemli bir gaz fazlalığı doğruyor" dedi.
Bununla birlikte 2030a kadar dünya doğalgaz talebinin yüzde 5 düşeceğini, Avrupaya bakıldığında ise doğalgaz talebinin yüzde 8-9 düşeceğini, bu durumun Avrupa gaz talebini 1999 seviyesine getireceğini belirten Birol, "Talebin dibe vurması ile 2015e doğru doğalga arz fazlalığının büyüme durumu var. 100 milyar metreküp civarında doğalgaz arz fazlalığı gündeme gelebilecek" dedi.
Gaz bolluğu ithalatçıyı sevindirecek
Gaz fazlalığındaki gelişmelerin, dünya gaz fiyatları açısından çok ciddi sonuçlar doğurabileceğine işaret eden Birol, şunları söyledi:
"Oluşan fazlalıkla gaz fiyatları düşecek. Uzun dönemli gaz anlaşmaları ile fiyatları yukarı çıkarken, piyasaya satılan gazın aşağı doğru çekilmesi sırasında bir makas oluşacak. Bu durum gaz ithalatçısı ülkeler açısından önemli fırsatlar doğurabilir, eğer kartlarını iyi oynarlarsa. Ne olabilir? O da şu: Birincisi, birçok gaz ithalatçısı ülke, gaz ihracatçılarının kapısını çalıp, "Acaba bizim gaz kontratlarındaki petrol fiyatlarına endekslenmiş formüllere bir kez daha bakabilir miyiz. Mevcut gaz piyasalarında gazın aşağı düşmesinin ışığıda" diyerek birkez daha kontratlara bakılmasını isteyebilirler. İkinci olarak birçok mevcut gaz bolluğundan yararlanarak bazı adımlar atmaya başladı. Özellikle Fransa ve Almanya. Burada, Türkiye gibi ülkeler, önümüzdeki 4-5 yılda gaz arz bolluğundan yararlanması son derece önemli diye düşünüyorum."
Nükleer enerjinin önemi artacak
Dünyanın 6 derece ısınma senaryosunu 2 dereceye çekebilmek için 450 senaryo oluşturulduğuna dikkat çeken Birol, 2030a doğru karbondioksit salınımındaki azalmayı sağlamak için toplam 10.5 trilyon dolarlık bir yatırım gerektiğini kaydetti. Kopenhagda karbon salınımının azaltılmasıyla ilgili önemli anlaşmalar olması ve 450 senaryonun gerçekleşmesi halinde ülkelerin etkilenebileceğini belirten Birol, bunları daha az elektrik kullanılması, daha az santral yapılması ve nükleerin önemli bir teşvik alarak öne çıkması şeklinde sıraladı.
(Referans; 09.12.2009)