Tüm Haberlere Dön
'BTK, ŞİRKETLERİN KONTROLÜNDE'  (WWW.HABERCEK.COM, 04.11.2009)
Basından Ankara

'BTK, ŞİRKETLERİN KONTROLÜNDE' (WWW.HABERCEK.COM, 04.11.2009)

 

Baz istasyonları, ATM'ler ve pos cihazları. Türkiye, üç teknolojide de kötü bir sicile sahip. "Yeni Nesil İletişim Teknolojileri ve Getirdikleri" panelinde çarpıcı tespitler…

EMO Ankara Şubesi kurucularından, EMO'nun değişik organlarında ve komisyonlarında uzun süre görev alan 30 Ekim 2008 tarihinde Ankara yakınlarında hunharca öldürülen Ali İhsan Alpaslan anısına, 2 Kasım 2009 Pazartesi günü "Yeni Nesil İletişim Teknolojileri ve Getirdikleri" konulu panel düzenlendi.

EMO Genel Merkezi Toplantı Salonu'nda gerçekleştirilen ve EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Pektaş'ın yöneticiliğini yaptığı panele konuşmacı olarak; Doç. Dr. Nurcan Törenli (Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi), Önder Özdemir (EMO Ankara Şubesi) ve Kenan Demirçivi (EMO Ankara Şubesi) katıldı.

"Sektörün Türkiye'de sicili çok kötü"

EMO Ankara Şubesi Üyesi Elektrik-Elektronik Mühendisi Önder Özdemir panelde iletişim teknolojileri politikalarının günlük yaşamdaki etkileri konusuna değindi. Yeni iletişim teknolojilerinde sektörün Türkiye'deki sicilinin çok kötü olduğunu bunların üç tane göstergesinin olduğunu vurgulayan Özdemir bu göstergeleri şöyle açıkladı; "Sektörün Türkiye'de sicili çok kötü. Bunun 3 tane önemli göstergesi var. Bir tanesi para makineleri yani ATM'ler. Normalde bunlardan bir tane kurarsınız bankalar kendi içlerinde anlaşırlar sorunu çözersiniz. ATM'lerin her biri on binlerce dolardır ve yan yana bir sürü konulmaz. ATM'lere bankalar tarafından milyonlarca dolar yatırıldı ve bu cihazlar yan yana konuldu. Tüm dünyada ATM'leri 2-3 firma satar. İkincisi  post cihazları. Benzincilerde şurada burada yan yana dizi dizi post cihazı görürsünüz. Avrupa'da, dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yok. Bankalar ‘ben bu yatırımı yapıyorum sen de yap' diyor.  Dönen para müthiş bir para. Bu cihazlar da Türkiye'de üretilmiyor.

Üçüncüsü baz istasyonları. Türkiye çapında 35 bin baz istasyonu var. Müthiş yatırımlar, yan yana kuleler dikiliyor. Sermaye kesimi ve bunu kaşıyan gruplar ayrı ayrı baz istasyonları kurdurmuştur. Az gelişmiş ülkelerin bu refleksleriyle oynayarak sizlerin milyarlarca dolarlık kaynağınızı bir yerlere aktarıyorlar. Yeni iletişim teknolojileri konusunda Türkiye'de yatırım söz konusu değil. Cihaz üretimi, teknoloji üretimi tamamen satın alma üzerine kurulu."

"Yeni nesil teknolojiler sermayenin bize dayattığı bir teknoloji"

Son dönemde günlük yaşamımıza giren "3G" teknolojisinin "3N" yani "3'ncü Nesil Teknoloji" olarak Türkçeye çevrilmesi gerektiğini vurgulayan Özdemir, tüm dünyada 5 yıl önce kullanılmaya başlayan Waymaks teknolojisinin önümüzdeki günlerde Türkiye'de gündeme geleceğini söyledi. Özdemir şunları söyledi, "Waymaks teknolojisi geniş bant internet erişimi diye ifade edebiliriz. Hem cep telefonculara hem Türk Telekom'a rakip olacak ilginç bir teknoloji. Bir takım büyük felaketlerde kabloya ihtiyaç duyulmayacak, iletişim bozulmayacak. Hatırlarsınız büyük Marmara depreminde telefon göçmüştü. Bu teknoloji nispeten böyle avantajlar sağlıyor.

Dünyada bundan 5 yıl önce başladı. 3 G dünyada 8 yıl önce başladı yeni yeni Türkiye'ye geliyor. Dünyada cep telefonu piyasasına teknolojileri satan bir elin parmağını geçmeyecek firmalar var. Dünya pazarı klasik cep telefonlarına doydu. Waymaks ülkelerin pazarına yeni yeni sürülüyor. Türkiye'de henüz lisansı verilmedi. Kullanıcılar açısında 3 G ne kadar hayatımızı etkiledi? Hayatımda çok büyük değişiklik olmadı. 3 G teknolojiniz olunca trafik açılmıyor, hayatınız rahatlamıyor. Sermayenin bize dayattığı bir şey."

"BTK büyük şirketlerin kontrolü altında"

Bu konularda düzenleyici olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK) özerk denilmesine karşın büyük telefon şirketlerinin kontrolünde olduğunu öne süren Önder Özdemir "Waymaksın yıllardır bekliyor olması, 3 G'nin ülkeye geç gelmesi BTK'nın nasıl kontrol altında olduğunu gösteriyor. Bu konudaki senaryolardan bir tanesi Türkiye 7 bölgeye ayrılacak, frekansı alan bu bölgelerde hizmet verecek. Bunun içinde hem internet hem telefon hem internet hizmeti verecek" diye konuştu.

 "Asgari ücretin önemli bölümü iletişime gidiyor"

Asgari ücretli bir ailenin iletişim giderinin önemli bir meblağ tuttuğunun altını çizen Özdemir sözlerini şöyle sürdürdü, "Bugün asgari ücretli bir ailenin iletişim gideri maaşının kaçta kaçıdır. Ortalama bir ailede 2 tane cep telefon bulunur, evinde kablolu tv, internet olur. İletişim teknolojilerine olan harcamalarımız düşmüyor tersine artıyor. Bu durum bize mi özgüdür bilmiyorum ancak sosyolojik bir vaka olduğu kesin. 1990'lı yıllardan itibaren günümüze kadar bahsettiğimiz iletişim teknolojilerine baktığımızda kaynakların bu şekilde dışarıya aktarılmasına yöneticiler müsaade ediyor. Arada ne kadar nemalanıyorlar bu da ayrı bir tartışma. Milyonlarca dolar milyarlarca dolar dışarıya kaynak olarak aktarılıyor.

Hem kullanıcılar hem yöneticiler açısından baktığınızda yeni iletişim teknolojilerinin çok abartılmaması gerekli. Yeni iletişim teknolojilerinin arkasındaki kaynak aktarımının, sömürü ilişkilerini görmemiz gerekiyor diye düşünüyorum."

"Avunmaya ihtiyacımız olduğundan yeni iletişim teknolojilerine sarılıyoruz"

Panelde söz alan Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nurcan Törenli, dayanışmacı yapıların aşınmasının insanlardan yalnızlık hissini güçlendirdiğini bu durumun çıkarcı duygular uyandırdığını ve her koyunun kendi bacağından asılır düşüncesinin yaygınlaştığını söyledi.

Tek başına kalan bireyin avunmaya, eğlenmeye, oyalanmaya ihtiyaç duyduğunu bu nedenle yeni iletişim teknolojilerine sarıldığını anlatan Nurcan Törenli şöyle konuştu, "Biz de toplum olarak cep telefonundaki oyunlara ve internete sarılıyoruz. İnsan belleğinin zayıflığına çare bulmak için ortaya çıkan bilgisayar şimdi insanın kendi belleğini silmeye dönüşmüş durumda. Her şeyi biz insanlar yapıyoruz. Yeni nesil teknolojiler önemli iktisadi kararların alınmasıyla hayata geçirilmiştir. Teknoloji asla ahlaki aşınmaya uğramaz bu durum insana yöneliktir. Onu kutsallaştırmamızın altında bize özgü eksiklikleri taşımamasından kaynaklanıyor.

Waymeks'in anlamını çoğumuz bilmiyoruz. Anlamını bilmediğimiz Arapça dualar ediyor tanrıya yakarıyoruz. Bir çok şeyi anlamını bilmeden yapıyoruz. Moda eğilim dediğimiz her şeyi teknolojide bulan, çareyi de teknolojide görüyoruz. Yeni nesil teknolojilerin getirdiği dediğimiz şeyler aslında bu toplumda giderek daha fazla sıkıntı yaşadığımızı göstergesi. Türkiye'de internet kullanımının haritasına baktığımızda iş yerinden ve evden internet kafe olmak üzere 3 ana grupta toplanmakta. Evden ve iş yerinden internet bağlantısı yüzde 90 oranında. Evinde ve iş yerinde hayatı geçen insanın başka alanlarda sosyalleşmesi olamayacağına göre iletişim teknolojileri eğlence kaynağı oluyor. Bize sunulan bütün formülleri tersinden görmeye çalışalım. Türk insanının yaşam tarzı içinde en ucuz alternatif internet. İletişime bu kadar çok para ayırmamız harcayacak çok fazla gelirimiz olduğu anlamına gelmiyor. Türkiye toplumunda başı şeyleri daha iyi kavrayabilmek bize teknoloji ile insan arasındaki ilişkiyi daha iyi anlayabilme olanağı vermektedir.

Ne kadar seçkinci ne kadar bencil davranırsak bunun adı özgürlük özgürleşme bireysellik oluyor. Kapitalizm nasıl bir ekmeği 50 kuruş ile eş değer görüyorsa, bireyselleşme dediğimiz şeyle özgürlük aynı şeymiş gibi gösteriliyor. Dolayısıyla yeni nesil teknolojisi bugün özgürlüğün göstergesi."