Tüm Haberlere Dön
İLETİŞİM Mİ GÖZ H@PSİ Mİ? (EVRENSEL)
Basından Genel Merkez

İLETİŞİM Mİ GÖZ H@PSİ Mİ? (EVRENSEL)

Teknoloji geliştikçe evlerimizin içini bile gözetlemeye başladılar

İletişim özgürlüğüne sınırlandırma getiren bu sisteme karşı neler yapılması gerekiyor? Almamız gereken önlemler öncelikle nelerdir?

İnsan hakları ihlali kapsamında özgürlükleri sınırlayan, bireyi özgür düşünme ve konuşmadan alıkoyan bu tip uygulamalara karşı toplumsal muhalefetin daha etkin bir biçimde sesini yükseltmesi gerekmektedir. Ayrıca yasa dışı dinleme ve izleme olarak adlandırılan suç örgütlerinin bu alandaki faaliyetlerini ortadan kaldıracak caydırıcı yeni yasal düzenlemelere ihtiyaç bulunmaktadır. Cep telefonlarına atılan casus yazılımlar, bir dosya biçiminde gönderilebilir. Örneğin bir ses dosyası ya da resim gibi... Bu dosyaları açtığınız zaman ilgili yazılım cep telefonunuza konuşlanmakta, bütün konuşmalar, sim kart değişikleri dahil size programı yollayanlar tarafından izlenmektedir. Özellikle, cep telefonumuzu bakıma ya da arıza için bir yere götürdüğümüzde de uyanık olmamız gerekir. Bunları yaşamamak için takibi engelleyecek bir sistem kurulması ve teknoloji kullanımı konusunda kamunun bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Bunun sorumluluğunu taşıması gereken de aslında devletin ta kendisidir. Suçlu ile suçsuzu birbirinden ayırmaya özen gösteremeyen ve ülkede yaşayan yurttaşlarımızın büyük bir bölümünü ‘şüpheli‘ konumunda gören 12 Eylül uzantılı anlayışın artık kendisiyle yüzleşmesi, antidemokratik uygulamalara ve fişlemelere son vermesi gerekmektedir.

 

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), elektronik iletişim araçlarının insan yaşamım etkileyen bütün yönlerini inceleyen bir rapor hazırladı. Telefon ve internet reklamlarında "özgürlük" olarak lanse edilen iletişim araçlarının iktidarlar tarafından özgürlükleri kısıtlamak için kullanıldığına dikkat çeken "e-gözaltı" başlıklı raporla ilgili EMO Başkan Yardımcısı Tarık Öden ile görüştük.

Teknolojinin gelişmesiyle Internet üzerinden pek çok bilgiye ulaşmamız mümkün. Fakat bu bilgilerin doğruluğu sorgulanıyor. Bilgi kirliliğinden, iletişim özgürlüğünün yok edildiğinden bahsediliyor. Bu tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
İnternetin dünya genelinde yaygınlaşmasıyla kıtalararası iletişim ve bilgi transferi bir tuşa basmaktan ibaret hale geldi. Pek çok ülke, teknolojideki bu gelişmeleri pozitif yönde kullanırken, demokratik yaşam kültürünü içselleştirememiş, baskı, korku ve sindirme yöntemlerini olağan bir politikaya dönüştüren ülkeler, teknolojik sistem ve cihazlarla insan hakları temel öğelerini ihlal eder duruma geldiler. Son yıllarda ülkemizde yaşanan da budur aslında. 

Devletin ilgili organlarının izleme ve dinleme yöntemleri uyguladıkları gibi suç örgütleri de bu yöntemlerle hem kazançlarıina kazanç katmaktadırlar, hem de yeni suç tiplerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadırlar. Telefon iletişim cihazları ile hayatın her döneminde izlenen, takip edilen, ortam dinlenmesine maruz kalan yurttaşlarımız özgür yaşam biçimini kullanamamaktadırlar. Ne yazık ki, özel yaşamın gizliliğine yapılan bu müdahaleye de sistem seyirci kalmaktadır.
 
Kişilerin telefon konuşmalarında, anlık ileti ve eposta yazışmalarında kendilerine oto sansür uyguladıkları, bazı konularda konuşmaktan ve yazışmaktan çekindikleri, dolayısıyla iletişim ortamı içerisinde iletişimsizlik denilebilecek bir sürecin yaşandığı görünmektedir. Böylece izlenme ve denetlenme kuşkusu, kişinin kendi özgürlüğünü kısıtlamasına yol açmaktadır.

Ülkeyi yöneten siyasi karar vericilerin direktifleri, yasaları hiçe saymakta ve çağdaş hukuk düzenlemelerine de gölge düşürmektedir.
 
"Teröre karşı önlem ve güvenlik" gerekçesiyle başta iletişim özgürlüğüne yapılan sınırlandırmaların sizce farklı bir hedefi var mı?

22 Temmuz seçimleri öncesinde Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi‘nin verdiği karara göre tüm yurttaşların, sivil toplum kurumlarının, özel ve tüzel kişilerin haberleşmesinin tespiti ve kayıt altına alınmasına ilişkin bir mekanizma işletilmişti. Bu, insan hakları temel hak ve özgürlüklerini yerle bir eden uygulamaydı. Bu nedenle, sosyal düzenin korunması ile insanların temel hak ve özgürlüklerine saygı arasında bir denge sağlanması gerekir. Ancak gördüğümüz kadarıyla ülkede yaşayan yurttaşların çoğu "şüpheli" konumuna sokularak, 12 Eylül döneminin vermiş olduğu anlayışın ülke genelindeki uygulamalara hakim olduğunu görmekteyiz.

Halka açık pek çok alanda gözetim sistemleri yer alıyor. "Performans ölçümü" adı altında kullanılan gözetim sisteminin bir nevi "fişleme" olduğunu söyleyebilir miyiz?

Bu durum, yakın gözetim altında tutma anlamı taşıyor aslında. Bazı şirketler personelini denetlemek için bu sistemi kullanıyor. Gözetime tabi tutulmuş, sicil kayıtları yaratılarak fişlenip güncellenmiş kişilerin bilgileri sürekli aktarılarak depolanmış ve depolanmaktadır. Diğer yandan büyük mağazaların ya da ilgili alanların korunmasına ilişkin güvenlik boyutu da var. Bu açıdan "ihtiyaç" olduğu aşikardır. Ancak her caddeye, her köşeye birer kamera konulması artık insanların tamamen gözetim altında olduğunu göstermektedir. Neredeyse her alanda, yaşadığımız evin içerisinde telefon ve ortam dinlemelerine maruz kaldığımız bir yapıya dönüştürüldü. Gittikçe tahribata uğrayan "Özel yaşama saygı anlayışını, devletin ilgili kurumlarının dışında da suç örgütlerinin de uygulamaya çalışması, ahlaki değerlerin tartışmalı bir sürece doğru itilmeye çalışıldığını göstermektedir.

İnsanların tüketim alışkanlıklarının takibine kadar uzanan izleme ağının ticarileştiğini düşünürsek bu konuda neler söylenebilir?

İnternette hizmet veren arama motorlan başta olmak üzere bazı siteler, kişinin elektronik ortamdaki gezintilerini kaydedip analiz ederek, o kişilerin ilgi alanlarına uygun yönlendirmede bulunabilmektedirler. Böylece insanların tüketim alışkanlıklarından, katıldıkları etkinliklere, okudukları kitaplardan, gittikleri yerlere kadar uzanan geniş bir izleme ağı içerisinde bulunmaktadırlar. Kapitalist sistem içerisinde yer aldığını da ele alırsak, şirketlerin birçoğu sermaye akışını gerçekleştirdiği ülkenin devlet aygıtlarının denetleyemeyeceği ileri teknolojik sistemlere sahiptirler. Tüm bu modern iktidar mekanizmalarının kuşatması altında "nesneleşen birey"in özgür olduğunu söylemek imkansızdır.

(Evrensel; 10.08.2009)