Prof. Dr. Turhan Çiftçibaşı şahsında daha güzel bir dünya yaratma mücadelesinde yitirdiğimiz tüm değerler adına saygı duruşu ile başlayan etkinlikte ilk açılış konuşmasını EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Pektaş yaptı. Prof. Dr. Turhan Çiftçibaşını kaybetmenin üzüntüsünü ilk gün ki gibi üzerlerinde hissettiklerini belirterek konuşmasına başlayan Ramazan Pektaş şunları söyledi: Turhan Hocayı sanki dün kaybetmiş gibi özlüyor ve eksikliğini hissediyoruz. Hocamızın aramızdan ayrılığı fiziki bir ayrılık, biz o sanki yanı başımızdaymış gibi hissediyoruz, onun yürüttüğü mücadeleyi en az onun kadar iyi bir şekilde yürütmeye çalışıyoruz. Biz belki Hocadan okulda ders almadık ama EMOda çok güzel dersler aldık. Her zaman gençlere olan güveninden bahsederdi, "gençlere güveneceksiniz başka yolu yok" derdi, şimdi bizim de o güvene layık olmak için çok daha fazla çalışmamız gerekiyor. Özellikle bizden daha gençler var, onların daha da çok sarılması gerekiyor. Hocamızdan öğrendiğimiz çok şeyler var, nasıl mühendis olunur, nasıl odacı olunur, bunların ışığında mücadeleyi ondan aldığımız yerden yükseltmemiz, Ona layık olmaya çalışmamız gerekiyor. Bu Hocamızın bizlere bıraktığı son görevdir." Yitirdiğimiz değerler ansına düzenlediğimiz panellerde gündeme uygun konu başlıkları seçmeye çalışıldığını anlatan Pektaş son yıllarda Çiftçibaşının yoğun çalışmalar içinde bulunduğu Biyomedikal alanına dair, tartışılmaya ve araştırılmaya çok ihtiyaç duyulan Klinik Mühendisliğinin bu vesileyle değerlendirileceğini belirtti. Biyomedikal Mühendislerinin EMO ile tanışmalarında ve örgütlenmelerinde çok emeği olan Turhan Hocanın ardından böylesi bir panel düzenlemenin çok anlamlı olduğuna değinen Pektaş panelin hazırlanmasında emeği geçen biyomedikal mühendisi genç üyelerimize de teşekkür ederek sözlerini tamamladı.
Pektaşın ardından söz alan Şubemiz üyesi Biyomedikal Mühendisi Onur Koçak Prof. Dr. Turhan Çiftçibaşının çalışma arkadaşları ve öğrencileri adına duygularını dile getirdi. Daha öğrencilik yıllarında biyomedikal mühendisliğinin mesleki örgütlenmesi ve sektördeki yeri ile ilgili kendilerine yol gösteren Prof. Dr. Turhan Çiftçibaşına duydukları özlem ve saygıyı ifade ederek sözlerine başlayan Koçak: "Bizler Biyomedikal mühendisliği öğrencisiydik ama aslında bizlere biyomedikal mühendisliğinin zemininin elektrik-elektronik mühendisliğine dayanan bir anabilim dalı olduğunu kavratan sevgili Hocamız oldu. Bu işin mesleki örgütlenmedeki adresinin EMO olduğunu bizlere anlatan, bizleri EMO ile tanıştıran kendisiydi. Bu meşru mücadelenin zeminini bize tarif eden, ancak EMOda örgütlenirsek mesleki sorunlarımızı aşabileceğimizi bizlere öğreten sevgili Hocamıza burada hepinizin huzurunda bir kez daha teşekkür etmek istiyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
Ailesi adına son sözü Prof. Dr. Turhan Çiftçibaşının oğlu Emre Çiftçibaşı söyledi. Çiftçibaşı: "Öğlen yapılan mezarlık ziyaretinde de babamın onlarca dostunu arkadaşını öğrencisini görmek, bu akşam sizleri burada böylesi bir vefa duygusuyla salonu doldururken görmek bizler için onu verici. Ben şimdi sizlere babamın beni nasıl "odacı" yaptığını anlatmak istiyorum. 2003 yılının sonları bir kış günü, dışarı çıkmak istiyorum arabayla ama araba babamda, neyse telefonlaştık EMOya çağırdı beni "gel al arabayı" diye. Ben ilk defa EMOnun binasını buldum içeri girdim. Babam bir odada şimdi burada olan simalarla oturmuş bir şeyler tartışıyorlar, memleketi kurtarıyorlar, siyaset konuşuyorlar. Ben arabayı alıp gitmek derdindeyim babam da "yok otur biraz dinle bakalım" diyor. Ama ben çok ısrarcıyım arabayı alıp kaçmak istiyorum, babam "tamam arabayı bugün alacaksın" dedi, anahtarı uzattı, tam ben alacakken geri çekti "önce odana üye olacaksın" dedi. Ben arabanın hevesiyle hemen formları doldurdum, işlemlerimi yaptım hasbelkader üye oldum ve arabayı alabildim. Sonra aradan yıllar geçti EMOnun bir yayını için bir yazı yazdım, ben yine kendi halimde "elektronik programlama" gibi bir başlık düşünmüştüm yazıya. Babam; "öyle olmaz" dedi, "her zaman vurucu bir başlığın olmalı, yazıya sağlam girmelisin" dedi ve yazının başlığı için "teknolojik üretimin uç noktası" önermesini yaptı. Böyle şeyler babam için bir zorunluluk değil keyif aldığı işlerdi. Küçükken hatırlıyorum biz yemek yerken babam elinde kablolu ev telefonu sürüye sürüye evin içinde telefonla konuşur, gecelerini seçim çalışmalarıyla geçirirdi. Seçim kazanılırsa çok keyfili olur, havalara uçar, kaybedilirse üç gün konulmazdı ama hiçbir zaman Oda işlerini bir yük, bir zorunluluk olarak görmez, aksine örgütsel sorumlulukla, büyük bir zevkle giderdi Odaya. Sizleri çok severdi, Odasını çok severdi. Ben de tüm ailem adına sizlere babama gösterdiğiniz sevgi ve vefa için çok teşekkür ediyorum, onur duyduğumu bir kez daha belirtmek istiyorum1" dedi.
Turhan Çiftçibaşının çocukluk yıllarından başlayarak ailesinden gelen fotoğraflardan oluşturulan filmin gösterilmesinin ardından Klinik Mühendisliği başlıklı panele geçildi. Panel yöneticiliğini EMO Ankara Şubesi adına Ali Yiğit yürüttü. TEPA A.Ş.den katılan Fikret Küçükdeveci Biyomedikal Mühendisliği tanımı, tarihsel gelişimi ve Türkiyede biyomedikal mühendisliği uygulamalarını anlatan bir sunum yaptı. Bilkent Üniversitesinden Arif Koçoğlu da Türkiyede Biyomedikal Mühendisliği eğitimi, kamudaki ve sektördeki biyomedikal mühendisliği uygulamaları ve istihdam açığına ilişkin bir sunum gerçekleştirdi. Panelin son konuşmacısı Bilkent Üniversitesinden Prof. Dr. Ergin Yıldızoğlu biyomedikal mühendisliği alanının multi-disipliner bir alan olduğunu vurgulayıp, bu alanda elektrik-elektronik mühendisliğinin yapacağı katkılardan bahseden ve biyomedikal mühendisliğinin önünde araştırma çalışmaları için çok bakir bir alan bulunduğunun altını çizen bir anlatımla sözlerine son verdi. Panel salondan gelen katkı ve sorular ile panelistlerin cevaplarıyla son buldu.