YÖK Başkanından konu ile ilgili görüşme talep ettik. Vermedi. 13 Ocak 2009 tarihinde "YÖK ne diyor anlayamadık" başlığında konu ile ilgili bir basın açıklaması yoluyla uyardık. Dinlenmedik. Söz konusu YÖK genelgesinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştaya başvurduk. Danıştay Sekizinci Dairesi de 2009/970 sayılı dosya ile görüşülen davada, TMMOB lehine yürütmenin durdurulması kararı aldı.
YÖK tarafından yargı kararının gerekçesi dikkatlice okunup anlaşılmalıdır.
Kararın sonunda Yargı, YÖKe ve YÖKün başkanına şunları hatırlattı:
"Bu durumda, 2547 sayılı Yasanın 36. maddesi kapsamında görev yapan öğretim elemanlarının kamu kuruluşları veya meslek kuruluşlarının yönetim veya denetim organlarında görev alabilmelerini 2547 sayılı Yasanın 38. maddesi kapsamında değerlendirerek, Anayasadan kaynaklanan hakkın gerçekleşmesini ve etkin olarak yürütülmesini kısıtlayan dava konusu Genelgenin hukuka aykırı olduğu ve giderilmesi güç veya olanaksız zararlar doğuracağı açıktır. Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Yasanın 27. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne 28.4.2009 gününde oybirliği ile karar verildi."
Evet, bir kere daha söylüyoruz:
Üniversiteleri yönetebilmek için ya üniversitelerin misyonuna layık olmak gerekir ya da istifa.
YÖK, boş yere örgütümüzü, bilim insanlarını, üniversiteleri ve yargıyı meşgul etmiştir.
YÖK Başkanı, kurumu adına örgütümüzden ve örgütümüz üyesi bilim insanlarından özür dilemelidir.
Mehmet Soğancı
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı