"Jeotermal Enerji ve Enerji Verimliliği" temasının ön plana çıktığı forum açılış konuşmalarının ardından "Kırıkkale - Kırşehir Bölgesi Doğalgaz Tüketim Analizi", "Ulaşımda Enerji Verimliliği", "Ulaşımda Enerji Verimliliği", "Endüstriyel Tesislerde Enerji Verimliliği Çalışmaları", "Kırşehirde Jeotermal ve Uygulamaları", "Kırşehir Enerji Verimliliği ve Kayıp Kaçak Analizi", "Enerjide Özelleştirme", "Özelleştirmenin Dünü, Bugünü, Geleceği..." başlıklı konuşmalardan oluşan toplam iki oturumdan oluştu. Etkinlik oturumların ardından okunan sonuç bildirgesi ile son buldu.
Açılış konuşmaları sırası ile EMO Kırşehir İl Temsilcilisi Mustafa Akgül ve EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Yazman Üyesi Ömürhan Soysal tarafından yapıldı. Ev sahibi olarak ilk konuşmayı yapan Mustafa Akgül forumun amacını şu sözlerle dile getirdi: "İç Anadolu Bölgesinin enerji üretim ve tüketim politikasının ortaya konulması, mevcut sorunların irdelenmesi, sorunlara çözüm önerilerinin getirilmesi ve bölgeye, ülkeye yönelik enerji politikalarının oluşturulabilmesi ve ayrıca forumlarla belirlenen konuya kamu kurumları temsilcileri, akademisyenler, ilgili kuruluşlar, meslek kuruluşları ve sektör temsilcilerini bir araya getirerek bilgi aktarımının sağlanması, sorunlara çözüm önerilerinin getirilmesi ve tartışma ortamlarının oluşturulması hedeflenmektedir."
Planlı, kendi kaynakları ile üretim yapan, yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarına önem veren bir enerji politikasının geliştirilebilmesi için enerjiyi üretenlerin karar verme mekanizmalarına dahil olması gerektiğini savunan Akgül, foruma destek veren herkese teşekkür ederek konuşmasını bitirdi.
Forumun temasından hareketle toplumsal belleğimize yer eden olaylara örnekler vererek konuşmasına başlayan Ömürhan Soysal "Bildiğiniz gibi bu forumun ana teması "Jeotermal Enerji ve Enerji Verimliliği" olarak belirlenmiştir. Odamızın yıllardır yeni ve yenilenebilir enerji kaynakları üzerinde önemle durduğu tüm kamuoyu tarafından bilinmektedir. Yıllardır bu konuda araştırma yapılmasını engelleyenler "yenilenebilir" enerjiye değil, "yenilebilir" enerjiye gözlerini dikmişlerdir. Aylarca medyada yer alan "Mavi Akım Yolsuzluğu", "I. ve II. Beyaz Enerji Operasyonu" gün yüzüne çıkan en somut yolsuzluk ve usulsüzlüklerden akla ilk gelenleridir" dedi.
Günümüzde enerjinin oldukça önemli bir ihtiyaç haline gelmesiyle, dünyanın değişik yerlerindeki kargaşanın, savaşın, akan kanın temelinde enerjiye sahip olma, enerji üretim araçlarını kontrol altına alma gayesi olduğunun altını çizen Soysal sözlerine şöyle devam etti: "Gözünü kâr hırsı bürüyenler sırf bir varil fazla petrol elde etmek için onlarca insanın kanını akıtırken gözlerini kırpmamaktadırlar. Dünyada böylesi bir vahşet insanlar tarafından maalesef kanıksanmışken ülkemizin enerji ihtiyacı da bu vahşeti yaratanların insafına bırakılmıştır. Türkiyenin enerji ihtiyacının %45ten fazlasının yerli olmayan bir kaynak türüne, doğalgaza endekslenmesi, yenilenebilir enerji kaynakları potansiyeli üzerinde yeterince durulmaması dışa bağımlı politikalarda ısrar edilmesinin bir sonucudur. Öyle ki jeotermal potansiyel bakımından ABD, İsveç, Çin ve İzlandadan sonra 5. sırada gelen ülkemizde jeotermal enerjiden elektrik üretimine uygun yirmiye yakın saha varken, Afyondan Yozgata kadar kent ısıtmacılığına elverişli 48 tane jeotermal alan varken sadece Denizli Kızılderede 20 MW kapasiteli bir elektrik santrali 18 MW kapasite ile kullanılmaktadır. Ve ne yazık ki ülkemizde jeotermal enerji denince toprağa sondaj atıp yeryüzüne sıcak su çıkarmak anlaşılmaktadır. Bu durum da yer altı kaynak potansiyeli açısından son derece zengin bir ülkede yaşamamıza Rusyanın veya İranın doğalgaz vanalarına uzanacak ellerine pür dikkat kesilmemize neden olmaktadır.
Enerji alanındaki en önemli tehlikelerden bir diğeri de son yıllarda hız verilen ve bundan tam 29 yıl önce, tarihe 24 Ocak kararları olarak not düşülen ve aslında ülkemiz ekonomisinin neo-liberal politikalara teslim edilmesiyle başlayan özelleştirme uygulamalarıdır. Her zaman zam, kötü hizmet, kalitesiz mal, istihdam azalması, vergi kaçağı, yoksulluk ve yolsuzluklar ile kendini gösteren özelleştirmelerin yarattığı tablo ortadadır: Özelleştirmeler öncesi hazine borçları 13 milyar dolar civarındayken, bunca özelleştirmeden sonra yaklaşık 25 yıllık süre sonunda bugün hazine borçları 450 milyar dolara ulaşmıştır. 1986-2004 yılları arasında 9,504 milyar TL özelleştirme geliri elde edildiği, buna karşın 9,235 milyar TL gider oluştuğu bilgisi ÖİB web sayfasında arzı endam etmektedir. Yani 1983te başlayan özelleştirme çalışmaları ile 21 yılda elde edilen gelir 268,9 milyon TLdir. ÖİB yöneticilerinin ve çalışanlarının maaşlarını da hesaba katarsak özelleştirme ile kamunun elindeki tesisler verilmiş, üstüne de para harcanmıştır. Bu da yetmezmiş gibi ÖİBnın 2009 yılı özelleştirme hedeflerinin arasında BOTAŞ, MKE, TKİnin yer alması hangi mantıkla bağdaşmaktadır? Peki enerji alanındaki özelleştirmelerle kimler güzelleştirilecektir?"
Açılış konuşmalarının ardından oturumlarla etkinlik devam etti. Konusunda birikimli sekiz konuşmacının yer aldığı iki oturumdan sonra etkinlik sonuç bildirgesini EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Yazman Üyesi Ömürhan Soysalın okumasıyla forum sona erdi.