Tüm Haberlere Dön
KARA TREN GELMEZ M’OLA!” (WWW.SONHABER.COM, ESKİŞEHİR’İN SESİ SONHABER GAZETESİ, RAHMİ EMEǒİN KÖŞE YAZISI, 10.11.2008)
Basından Ankara

KARA TREN GELMEZ M’OLA!” (WWW.SONHABER.COM, ESKİŞEHİR’İN SESİ SONHABER GAZETESİ, RAHMİ EMEǒİN KÖŞE YAZISI, 10.11.2008)

http://www.sonhaber.com.tr/yazi.asp?id=1680&yazar=1

 

Kara Tren gelmez m‘ola!" (http://www.sonhaber.com/, Eskişehir‘in Sesi Sonhaber gazetesi, Rahmi Emeç‘in köşe yazısı)

 

 

Ne güzel, ‘anonim‘ bir türküdür o:

"Kara tren gelmez m‘ola, düdüğünü çalmaz ola

Gurbet ele yar yolladım, mektubumu almaz ola"

Eskiden kara trenin "gecikmesine" yakılmış, "hasret ve ayrılık" üzerine kurulu, insanın içine işleyen bir türküdür.

Şimdi bu türkü, demiryollarına uzun yıllardır gereken yatırımın yapılmaması nedeniyle diğer trenler için de yakılır oldu:

"İzmir Mavisi gelmez m‘ola,

Düdüğünü çalmaz ola."

Trenin gittiği her noktaya, trenle gitmeye özen gösteririm hep.

İstanbul‘a, İzmir‘e Ankara‘ya...

Rahattır; tuvaleti var, lokantası var, istiyorsan gezebilirsin içinde...

Ama şu gecikmeler, daha doğrusu "gelmemeler" yok mu, insan çileden çıkıyor.

*

Yıllar önce Çağdaş Gazeteciler Derneği‘nin Ankara‘daki bir toplantısına gidecektik.

Arkadaşlar, "Karasi" den bilet almış.

Bekle bekle Karasi gelmez...

Dedik, ‘biletleri değiştirelim‘... Değiştirdik de.

Ama bu değiştirmede, ‘tren beklerken zaman kaybettiğiniz gibi‘ diğer yandan ‘ekonomik kayba‘ da uğruyorsunuz.

Hem tren zamanında gelmiyor...

Hem de bu mağduriyetinize rağmen paranız tam olarak size verilmiyor...

*

Geçen günlerde yine bir Ankara yolculuğu çıktı.

İzmir Mavisi‘nden almıştım bileti.

Sabah 05.15‘te Eskişehir‘den Ankara‘ya hareket edecekti sözde.

Saati geldi, tren yok. Danışmaya sordum, Kütahya yakınlarında kalmış, ‘saat 07.00‘de Eskişehir‘e bekliyoruz‘ dedi görevli. Tabii, ben bu durumda gitmem gereken yere çok geç kalacağım.

Aslında o gecikme de ‘görünen‘ tarafı, belki de 08.00‘de gelecek.

Bileti geri verip, Fatih Ekspresi‘nden bilet almak istedim. (Aslında o da gecikmişti!)

Bu defa ‘bu biletin parasını biz veremeyiz‘ dediler. ‘Neden?‘ dedim, ‘Sen bunu bir firmadan almışsın‘ dediler. Fatih Ekspresi için para verip bilet aldım, ‘iptal ettiğim‘ biletin üzerine de ‘iptal‘ işlemi yaptılar ve ‘gidip o firmadan alabilirsin‘ dediler. Evet, Eskişehir‘de yaşadığım için, ‘geldiğimde alırım‘ dedim. Peki, Ankara‘da yaşıyor olsaydım, sırf o biletin parasını almak için tekrar Eskişehir‘e mi gelecektim! Madem firmalarla ‘bilet satış‘ anlaşmanız var, sen yolcuyu mağdur etmemek anlamında bileti alır, parasını iade edersin, sonra da ilgili firmadan bunu tahsil edersin, olur biter!

Ama yok! Bizde yokuş çok!

Hem zamanında gideme, hem de paranı alama!

*

Demiryollarını seviyorum.

Daha doğrusu, o gerekli yatırımın yapılmadığı, giderek yok olmaya bırakılan demiryollarını...

Ama saatinde gelmeyen trenler yüzünden şimdi o sevgiyi ister istemez gözden geçiriyorum.

Biliyorum ki hep böyle yaptılar.

Önce yatırım yapmayıp erozyona uğrattılar!

Sonra da, ‘zarar ediyoruz‘ diyerek sattılar!

Yarın, öbür gün demiryollarının da olacağı bu.

Şimdi, bütün hatları ‘kara trene‘ dönen demiryollarında, vitrine ‘hızlı treni‘ koyduk.

Hadi hayırlısı...

Kendi adıma söyleyeyim, kim nasıl davranırsa davransın, beni ilgilendirmiyor.

Ben, ‘hızlandırılmış tren‘ (Ne demekse, ‘hızlandırılmış tren?‘) ortaya çıktığında da aynı şeyi yaptım ve ‘ben en az bir yıl bu trene binmem‘ demiştim.

O büyük Pamukova kazasından sonra haklı çıktığımı düşünüyorum.

Senin bütün tren yolu hatların dökülsün, sen çık ‘hızlı tren yaptık‘ de...

Şimdi aynı şeyi ‘hızlı tren‘ için de düşünüyorum.

Ne yazık ki düşünüyorum...

Ne yazık ki düşündürüyorlar...

Ne yazık ki...

Ne yazık!

 

 

***************

 

[email protected]

 

Özelleştirme Karşıtı Platform Ankara Bileşenleri, bir ‘Elektrik Fatura Bildirimi‘ hazırlamış. Bana da bir adet verdiler. Ben de başladım okumaya... Çünkü son zamanlarda ‘ne okuyorsun?‘ diye sorduklarında, Orhan Pamuk‘un veya Yaşar Kemal‘in ve de bu yıl Nobel Edebiyat Ödülü‘nü alan Le Clezio‘nun ‘şu kitabını okuyorum‘ diyemiyorum.

Çünkü, iki tane okuma konum var:

1- Doğalgaz faturası okuyorum.

2- Elektrik faturası okuyorum.

Özelleştirme Karşıtı Platformun hazırladığı fatura, insanın sinirlerini germiyor; hafifletiyor, tebessüm ettiriyor. Ha, birilerini kızdırabilir, elektrik çarpmışa döndürebilir; onu bilemem!

Söz konusu faturayı düzenleyen, ‘Gitti Gidiyor Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğü‘.

İşletme adı: Artık Karanlıktasınız Partisi.

İşletme Kodu: IMF- DB emireri.

Dosya no: 60. Hükümet.

Abone no: 72.000.000

Abone Grubu: Kaz.

Dönem: Her daim.

Tarife Kodu: Üsttekilere han hamam, alttakilere din iman.

Sayaç No: AKP- 03 Kasım 2002

Marka/Tip: AKP- 22 Temmuz 2007

Çarpan: IMF ve Dünya Bankası

(...)

Fiyat Tutarı: 146,00 USD

Ödeme Yerleri: Saban Dişlek Bankası Şubeleri, İ. Merih Göksek Bankası Rantkent Şubesi, Nohut Mercimek İslam Bankası Süleymaniye Şubesi.

Faturanın üstünde, çaprazlamasına şu yazı yer alıyor: ÖRNEKTİR ÖDEMEYİNİZ

En çok da, e-posta‘sı hoşuma gitti:

[email protected]

 

(Not:Bilgilenmek isteyenler için adres: www.ozellestirmekarsitiplatform.org)

10.11.2008