BAŞKENT Elektrik Dağıtım A.Ş.nin Sıhhiye Hanımeli Sokaktak genel müdürlük binası önünde 13 Ocak 2009 günü toplanan ÖKP Ankara Bileşenleri "BEDAŞın devri durdurulmalıdır" pankartı açarak "Elektrik kamu hizmetidir satılamaz", "Özelleştirme karanlık ve pahalılık demektir", "BEDAŞ halkındır satılamaz", "Tüm çalışanları ve emekten yana olanları mücadeleye çağırıyoruz" sloganları attı.
Basın açıklanmasının okunmasının ardından ÖKP Ankara Bileşenleri üyeleri Hanımeli Sokak, Atatürk Bulvarı, GMK Bulvarı, İzmir Caddesi ve Necatibey Caddesinde elektrik fatura dağıtarak BAŞKENT Elektrik A.Ş.nin Sabancı-Verbund ortaklığına devredilecek olmasını protesto ettiler ve özelleştirilen tüm yerlerin kamulaştırılmasını istediler.
ÖKP Ankara Bileşenleri Sekreteryası adına ESM Ankara 1 Nolu Şube Başkanı Hasan Hüseyin Kayanın eylemde okuduğu basın bildirisi aşağıda yer almaktadır:
Başkent Elektrik Dağıtımın özelleştirilmesi, pijamalı politikanın son çizgisidir!
Hükümet yetkilileri ve onların bürokratları her ağızlarını açtıklarında kamuya ait işletmelerin satılmasının zorunluluğundan bahsetmektedirler. Yapmayı beceremeyenlerin en iyi bildikleri satmak. Onlar kamu mallarını değil, onlarca yılda oluşan kamunun birikimlerini yani geçmişi değil aynı zamanda geleceği de satıyorlar. "Stratejik yermiş. Ne stratejisi, önemli olan müşteri bulmak. Müşteri gece gelsin, pijamayla çıkarım karşılamaya" diyenlerin bakan olduğu hükümetin ekonomiden anladığı kamu mallarını sermayeye peşkeş çekmekten başka ne olabilirdi ki? Tüm dünyada yaşanan özelleştirmenin Türkiyedeki mimarı Turgut Özalın şort giyerek sürdürdüğü ve uluslararası sermaye kuruluşları için cazip hale getirdiği Türkiyenin ekonomi politikası, yerli ve yabancı sermaye gruplarını pijama ile kapıda karşılamaya hazırlanan bir Maliye Bakanına devroldu.
Elektrik dağıtım şirketleri hazır kâr ile devredilecek
AKP Hükümetinin elektrik birim fiyatlarına üç ayda bir yaptığı otomatik zam politikası, özelleştirme politikaları sonucu elektrik üretim ve dağıtımına soyunan yerli ve yabancı sermaye gruplarının iştahını kabartmaktadır. Otomatik zam furyası yoksul halkın, işçinin, memurun köylünün ve küçük esnafın belini bükmektedir. Aralık 2007 tarihli gazete kupürlerinde yer alan şu haber ilginçtir: " IMF Türkiye Masası Şefi Lorenzo Giorgianni başkanlığındaki teknik heyetin temasları sürüyor. Heyet Devlet Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile bir araya geldi. Görüşmelerde elektrik zammının da gündeme geldiği ve IMF heyetinin enerji KİTlerinde finansman açığının oluşması için elektriğe zam yapılmasın istediği öğrenildi. Ekonomik yönetimi ise elektrik zammı konusunda iki alternatif hazırlayarak IMFye sundu. Bu alternatiflerin ilkini elektriğe 2008de toplam yüzde 10-15 zam yapılması oluşturuyor. İkinci alternatif ise 2008in ilk çeyreğinden itibaren elektrik fiyatlarında otomatik fiyatlandırmaya geçilmesi öngörüyor.
Her iki alternatiften hangisinin uygulanacağı IMF ile yapılacak değerlendirmelerin ardından netleşecek". Ulusal program hazırladık söylemini dilinden düşürmeyenlerin programları işte bu kadar "ulusal".
Elektrik üretim ve dağıtım işine girecek sermaye sınıfının halkın sırtından daha fazla kâr etmesini plânlayan IMF ve özelleştirme yanlısı hükümetler bu plânlardan ikincisini yani otomatik fiyatlandırmaya geçilmesini kabul etti ve elektriğe artık her üç ayda bir zam yapılmaya başlandı. IMFden icazet alarak politika üretenlerin, pijamalarla karşıladıkları firmaların halkı sömürmesine göz yumacakları gün gibi aşikardır.
"Başkent Dağıtım A.Ş. Avusturyalı kamu kurumuna satıldı"
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, BAŞKENT Elektrik Dağıtım A.Ş.nin devrinin Ocak 2009 sonuna kadar tamamlanacağını açıkladı. Kamuoyunun çok yakından bildiği gibi BAŞKENT Elektrik Dağıtım A.Ş. açık artırma sonucu 1.225 milyon dolara Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş. ve % 51i Avusturya Cumhuriyeti Devletinin olan Verbund - Enerjisa Enerji Üretim A.Ş. Ortak Girişim Grubuna satıldı. Kendisi Kamu üretiminden çekilme yönünde politikaları hayata geçirerek özelleştirmeler yapan Hükümet, BAŞKENT Dağıtım A.Ş.yi Avusturya Kamu Şirketine satmıştır. Ankara başta olmak üzere 7 il, 81 ilçe, 113 belde ve 3168 köyün elektrik dağıtım ve satış faaliyetleri 30 yıl süreli işletme hakkına dayalı hisse satışı yoluyla bu ortaklığa hediye edildi.
Toplumu özelleştirmelere ikna etmek için KİTlerin devletin sırtında yük olduğu iddia edilip, KİTler hakkında sistemli bir karalama kampanyası yürütülürken, bir çok KİT bilinçli olarak zarara uğratılmış, kötü yönetilmiş, basın yoluyla özelleştirmelerin ülke ve toplum yararına olacağı propagandası yapılmıştır. Bizler biliyoruz ki, özelleştirmenin temel hedefi kamusal üretimi yok etmek ve sermayedarlar için yeni kâr alanları açmaktır. Bu ay içinde devir işlemleri yapılacak olan Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş. verimsiz, kâr getirmeyen bir yer değil bilakis verimli ve karlı bir dağıtım bölgesidir.
2007 Yılı Faaliyet Raporunda bu şirketin genel yapısı şöyle:
· Türkiyede sunulan hizmetin alan olarak %8ine,
· kullanıcı sayısı olarak %10.2sine,
· nüfus olarak %9una,
· enerji tüketimi olarak % 8.6sına,
· toplam kurulu güç olarak %9,6sına
karşılık gelen BAŞKENT Elektrik Dağıtım A.Ş.de kayıp kaçak oranı %8.68 oranıyla %19 olan Türkiye ortalamasından çok iyi durumda ve % 7 olan OECD ülkeleri ortalamasını yakalamış durumdadır.
Üç milyona yakın insana elektrik dağıtan şirket, BEDAŞı alan ortaklığa 79.273 km hat, 15.005 trafo, üç ayda bir zam garantisi ile altın tepside sunulmaktadır. BAŞKENT Elektrik Dağıtım A.Ş.nin bir başka özelliği de 2007 yılı verilerine göre yapılan tahsilatın tahakkuka oranı % 91 gibi oldukça yüksek bir oranı oluşturmasından gelmektedir. Kısaca yatırımlarıyla, hat uzunluğu ve trafo sayısıyla uzun bir birikimin ürünü olan bu kurumun, Sabancı-Verbund ortaklığına devri kamu kaynaklarının yerli ve yabancı sermaye gruplarına kaynak aktarımından başka bir şey değildir. Özelleştirilen kurumların elde ettiği gelirin büyük bölümü ülke ekonomisine yeniden dönmemekte ve özelleştirmeler nedeniyle yatırımlar artmamakta, aksine düşmektedir. Bu kararın uygulanmasına bir an önce son verilmelidir.
Bugün, tüm dünyada kapitalizm büyük bir kriz yaşıyor...Son 30 yıldır dünyayı kasıp kavuran, bu krizle birlikte her şey özelleştirilmelidir anlayışı yerle bir oldu. ABD, AB ve bir çok ülkede krizle baş edebilmek için; tarihin dev kamulaştırmalarını ve devletleştirmelerini gerçekleştirdiler, gerçekleştirmeye de devam ediyorlar. Devletin adalet ve güvenlik dışında her alanda çekilmesini savunan eski özelleştirmeciler şimdi devletçi, hatta devletin yeterince müdahale etmemesinden şikayetçiler. Yani özelleştirme ideolojisi büyük darbe aldı.
Ülkemizde kriz kendisini binlerce iş yerinin kapanması ve yüz binlerce işçinin işini kayıp etmesi şeklinde hissettirirken, Başkent EDAŞın özelleştirilerek devredilmesi işsizlere, yeni işsizlerin eklenmesi ve çalışanların daha ağır koşullarda çalışıp daha az ücret alacakları anlamına gelmektedir.
ÖZELLEŞTİRME KARŞITI PLATFORM
ANKARA BİLEŞENLERİ