Tüm Haberlere Dön
NEVŞEHİR-AKSARAY-ŞEREFLİKOÇHİSAR YEREL ENERJİ FORUMU SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDI
Haberler Ankara

NEVŞEHİR-AKSARAY-ŞEREFLİKOÇHİSAR YEREL ENERJİ FORUMU SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDI

EMO Ankara Şubesi tarafından planlanan 2008-2009 yerel enerji forumlarının ikinci ayağı Nevşehir-Aksaray-Şereflikoçhisar Yerel Enerji Forumu 10 Ocak 2009 Pazar günü Nevşehir Ticaret Borsası Toplantı Salonu'nda gerçekleşti. Forumun sonuç bildirgesi haberimizin devamındadır.

"ENERJİ ve ÇEVRE"

ANA TEMASI İLE GERÇEKLEŞTİRİLEN

NEVŞEHİR-AKSARAY ŞEREFLİKOÇHİSAR TEMSİLCİLİKLERİ

YEREL ENERJİ FORUMU

SONUÇ BİLDİRGESİ

10 Ocak 2009 tarihinde EMO Nevşehir, Aksaray ve Şereflikoçhisar Temsilcilikleri tarafından Nevşehir‘de organize edilen yerel enerji forumu "Enerji ve Çevre" ana temasıyla konunun tüm ilgililerini buluşturmuş ve aşağıdaki konular tespit edilmiş, önerilerimiz sıralanmıştır:

YERYÜZÜ TEMİZ ENERJİYE YÜZÜNÜ DÖNÜNCEYE DEK...

Yeryüzü, enerji üretim kaynakları üzerindeki hâkimiyet savaşlarıyla kirletilmekte, insanlık bu uğurda yok edilmektedir. Bir varil petrol uğruna en temel insani haklar görmezden gelinmektedir.

Sadece savaşlar değil, enerji temin etme yöntemleri ve araçları da dünyamızı kirletmektedir. Daha fazla kâr hırsına kapılanlar doğaya verdikleri zararla yer küreye kalıcı hasarlar vermektedirler. Bunun sonucu olarak da buzullar erimekte, denizlerin seviyesi yükseltmekte, kuraklıklar, kıtlıklar ve dengesiz iklim koşulları yeryüzünde egemen olmaktadır. Kısacası insanlığın içinde yaşadığı küre, yaşanabilir olmaktan çıkmaktadır.

Bilindiği üzere enerji, sosyal ve ekonomik kalkınmanın itici gücüdür. Enerji olmayınca kalkınma da gerçekleşememektedir. Ancak ne yazık ki, enerjiyi üretelim derken de çevreyi kirletmiş oluyoruz. Bu ikisi arasında bir denge kurmak, çevreyi kirletmeden enerjiyi üretmek ve enerjiyi toplumun emrine vermek gerekmektedir. Enerji birçok kimyasal sürecin bir yan ürünüdür ve gerek Bileşik Devletler gibi gelişmiş, gerekse Çin gibi gelişmekte olan ülkelerde enerji talebi arttıkça, kimyacılar yeni enerji kaynakları bulmak için çabalamaktadırlar. Şu an dünyadaki ana enerji kaynağı fosil yakıtlardır. Günümüzdeki tüketim oranına bakılırsa, bu yakıtlara ait rezervlerin 50-100 yıl daha süreceğinin tahmin edilmesi acilen alternatif kaynaklar bulmamızı gerektirmektedir. Enerji üretimi ve tüketimi çevremizin kalitesi ile çok yakından ilintilidir. Fosil yakıt yanmasının en önemli dezavantajı çevreye sera etkisine neden olan (atmosferin ısınmasına yol açan) karbondioksit ile asit yağmurları ve dumana yol açan kükürt dioksit ve azot oksitlerin verilmesidir.

Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Sekreterliği tarafından hazırlanan ve 1990-2004 yılları arasında sera etkisi yaratan gaz emisyonu oranlarına göre 40 ülkenin değerlendirildiği raporda Türkiye açısından çarpıcı sonuçlar yer alıyor. Türkiye‘nin, söz konusu tarihler arasında emisyonu %72,6 oranında artmış ve diğer ülkeleri geride bırakmıştır. Bunun başat nedenleri arasında; Türkiye‘de, 1990‘lı yıllardan sonra hızla büyüyen sanayi sektöründe, çevre öncelikli yeni teknolojik yatırımların yapılmaması, fosil enerji kaynaklarına bağımlılık ve ulaşımda yanlış politikaların hızla yaygınlaşması, toplu taşımacılık ilkesinden giderek uzaklaşılması sayılabilir.

Fosil yakıtlar, çevreye verdiği zararlar yanında dışa bağımlılık açısından da değerlendirilmelidir. Ülkemizin elektrik enerjisi üretiminin %50‘den fazlasının doğalgazla sağlanması yüzünden kalkınmamız ve yurttaşlarımızın temel ihtiyaçlarının karşılanması, bu yakıtı temin ettiğimiz ülkelerin inisiyatifine bırakılmaktadır. Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına direnç gösteren anlayışlar, bağımsız bir enerji politikamızın oluşmasının önünde engel olduklarını da idrak etmelidirler.

ÖNERİLER :

1.   Sektördeki özelleştirme uygulamalarına son verilerek koordinasyon, yetişmiş insan gücü, ekonomik kaynak ve ileri teknoloji politikalarıyla güçlendirilmiş kamu kontrolünde örgütlü ve etkin bir yapı oluşturulmalıdır.

2.   Enerji tasarrufu ve verimliliği politikaları geliştirilerek uygulanmalıdır.

3.   Ulaşımda yanlış politikalardan vazgeçilmeli, raylı toplu taşımacılık temel ilke olarak kabul edilmelidir.

4.   Rüzgâr, güneş, jeotermal başta olmak üzere yenilenebilir enerji kaynakları enerji planlamasının ana unsuru olmalıdır.

5.  Enerji-çevre etkileşimi dikkate alınarak, enerjiye yönelik tüm faaliyetlerin çevre üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirerek, ekolojik dengeyi bozmadan, kaynaklar tüketilmeden, çevre tahrip edilmeden, kalkınma ve sanayileşme sürecinin devamı sağlanarak, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak hedeflenmelidir.

6.  Kirlilik önleme prensibine göre geliştirilen yeni teknolojilerin sanayi tesislerinde kullanılmaya başlanılması sağlanmalıdır.

7.  Daha fazla tüketimin bir refah göstergesi olarak sunulduğu ekonomik sistemde, en yüksek sera gazı emisyonuna sahip ülkenin taraf olmadığı Kyoto Protokolü vb. araçlarla küresel ısınmanın olası etkilerinin en aza indirilip indirilemeyeceği tartışmalıdır. Öte yandan, Kyoto Protokolü‘nde öngörülen mekanizmalardan biri olan emisyon ticareti, gelişmiş kapitalist merkezler arasında rekabete de aracı olabilmektedir. Kirliliğin, iklim sorununun metaya dönüştürülmesi ve pazar ekonomisine katkı sağlayacak duruma getirilmesi ise önemli etik bir sorun olarak değerlendirilmelidir.

8.  Yenilenebilir enerji kaynakları arasında değerlendirilen biyodizelin kontrolsüz üretiminin ekosisteme zarar vereceği, bunun da gıda sıkıntısına yol açacağı, yeryüzünde gıda üzerinden yeni savaşların çıkması olasılığı göz ardı edilmemelidir.

Tüm ilgililerin ve kamuoyunun dikkatine önemle sunulur.

EMO Ankara Şubesi