EMO Ankara Şubesine bağlı Temsilciliklerin yetkililerinin katılımın dikkat çektiği forum üç oturumdan oluştu. Oturumlardan önce açılış konuşmaları sırasıyla EMO Nevşehir İl Temsilcisi Hamit Yılmaz Kara ve EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Pektaş tarafından yapıldı.
EMO Nevşehir İl Temsilcisi Hamit Yılmaz Kara konuşmasına içinde bulunduğumuz günlerde dünyanın zor şartlardan geçtiğine işaret ederek "televizyonları her açışımızda şok şok şok, flaş, flaş, flaş... diye başlayan kara haberlerle karşılaşıyoruz. Bir gün doğalgaz, bir başka gün savaş haberleri ile bu kara haberler sürekli gündemimize oturuyor. Geçe yıl İran bu yıl da Rusyanın Ukraynanın doğalgazında kesintiye gitmesi ülkemizi olumsuz etkilemektedir. Bizler de enerji gündemli bu kadar kara haberin içinde "enerji tasarrufu ve yenilenebilir enerji" başlığının altını çizecek bir forum hazırlamaya çalıştık. Ülemizde 2008 Enerji verimliliği yılı olrak ilan edilmişti bu konudaki çalışmalar 2009 yılında da devam edecek. EMO olarak bu çalışmalara katkıda bulunuyoruz, bulunmaya da devam edeceğiz." dedi. Forumun hazırlık sürecinden ve içeriğinden da kısaca bahseden Kara emeği geçenlere teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.
Karadan sonra açılış konuşmasını yapan EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Pektaş, geçtiğimiz günlerde yitirdiğimiz EMO Bursa Şubesi Müdürü Mehmet Şeni anarak konuşmasına başladı. Dünyada meydana gelen kriz ve savaş ortamlarının temel nedenlerinden biri olan enerji ve enerji kaynaklarının paylaşımından bahseden Ramazan Pektaş yanı başımızda süren insanlık dışı saldırılar için şunları söyledi: "Ortadoğu halkları üzerindeki emperyalist saldıranlık bir türlü son bulmuyor, son olarak İsrail zaten yılardır işgalci konumunda bulunduğu coğrafyada Filistine bir kara harekatı başlattı ve görülmemiş bir vahşetin altına imza atıyor. Orada çocuk, yaşlı, genç, sivil demeden önüne çıkan tüm Filistin halkına karşı bir soykırım gerçekleştiriyor. Biz Ankaradaki emek ve meslek ve örgütleri olarak bu tabloya sessiz kalmamak için bu saldırganlık son bulana kadar Filistin için ses ver eylemleri başlattık ve gücümüz yettiğince bu konuda eylemlilikler örgütlemeye çalışacağız, tüm duyarlı kamuoyunu da bu tür etkinliklere destek vermeye çağırıyoruz."
Özellikle yaz aylarında gündemdeki yerini hiç kaybetmeyen küresel iklim değişikliği ve buna yönelik tedbirlerden, mücadelelerden de bahseden Pektaş yaşamın temel unsuru olan su üzerindeki planlamalardan bahsetti. Suyun bile özelleştirmesinin hayata geçirileceği neoliberal düzenlemeler ve saldırılara yönelik ise topyekün mücadele hattında buluşmak gereğine vurgu yapan Pektaş herkesi Özelleştirme Karşıtı Platform mücadelesinde yer almaya davet etti.
Son günlerde odamızın gündemini meşgul eden bir diğer konu olan Doğalgaz ve Doğalgaz Sayaçları hakkında da bilgilendirmelerde bulunan Pektaş, yaklaşan seçimlere yönelik birer yatırım olarak uygulanan kömür dağıtımı ve buna bağlı özellikle büyükşehirlerde hissedilen hava kirliliğinden de bahsetti. Seçim ya da enerji gündemli yatırımların maalesef insan odaklı değil de çıkar odaklı olduğuna vurgu yapan Pektaş bir türlü ülke gündeminden inmeyen Nükleer Santralar ile ilgili Oda görüşlerni yansıtırken, tam da bu noktada Nevşehirde yenilenebilir enerji ve tasarruf vurgusuyla bir forum yapmanın önemine işaret etti.
Açılış konuşmalarının ardından başlayan ilk oturum "Türkiyede Elektrik Enerjisi Üretiminin Bugünü ve Yakın Geleceği", "Türkiyede Özelleştirme Gerçeği" ve "Enerjide Özelleştirme" başlıkları ile tamamlandı. Öğleden sonra gerçekleşen ikinci ve üçüncü oturumun konu başlıkları ise şöyleydi: "Yenilenebilir Enerji Kaynakları", Bio Enerji", "Jeotermal Enerji", "Enerji Vermliliği", "İklim Değişikliği ile Mücadele Enerji Politikaları", "Tarım ve Turizmde Enerji Sorunları" ve "Aksaray Bölgesi Enerji Sorunları".
Tamamlanan oturumların ardından Forum Sonuç Bildirgesi EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Yazman Üyesi Ömürhan Soysal tarafından okunmasıyla etkinlik son buldu. Nevşehir Aksaray Şereflikoçhisar Yerel Enerji Forumunun sonuç bildirgesine haberimizin devamından ulaşabilirsiniz.
"ENERJİ ve ÇEVRE"
ANA TEMASI İLE GERÇEKLEŞTİRİLEN
NEVŞEHİR-AKSARAY ŞEREFLİKOÇHİSAR TEMSİLCİLİKLERİ
YEREL ENERJİ FORUMU
SONUÇ BİLDİRGESİ
10 Ocak 2009 tarihinde EMO Nevşehir, Aksaray ve Şereflikoçhisar Temsilcilikleri tarafından Nevşehirde organize edilen yerel enerji forumu "Enerji ve Çevre" ana temasıyla konunun tüm ilgililerini buluşturmuş ve aşağıdaki konular tespit edilmiş, önerilerimiz sıralanmıştır:
YERYÜZÜ TEMİZ ENERJİYE YÜZÜNÜ DÖNÜNCEYE DEK...
Yeryüzü, enerji üretim kaynakları üzerindeki hâkimiyet savaşlarıyla kirletilmekte, insanlık bu uğurda yok edilmektedir. Bir varil petrol uğruna en temel insani haklar görmezden gelinmektedir.
Sadece savaşlar değil, enerji temin etme yöntemleri ve araçları da dünyamızı kirletmektedir. Daha fazla kâr hırsına kapılanlar doğaya verdikleri zararla yer küreye kalıcı hasarlar vermektedirler. Bunun sonucu olarak da buzullar erimekte, denizlerin seviyesi yükseltmekte, kuraklıklar, kıtlıklar ve dengesiz iklim koşulları yeryüzünde egemen olmaktadır. Kısacası insanlığın içinde yaşadığı küre, yaşanabilir olmaktan çıkmaktadır.
Bilindiği üzere enerji, sosyal ve ekonomik kalkınmanın itici gücüdür. Enerji olmayınca kalkınma da gerçekleşememektedir. Ancak ne yazık ki, enerjiyi üretelim derken de çevreyi kirletmiş oluyoruz. Bu ikisi arasında bir denge kurmak, çevreyi kirletmeden enerjiyi üretmek ve enerjiyi toplumun emrine vermek gerekmektedir. Enerji birçok kimyasal sürecin bir yan ürünüdür ve gerek Bileşik Devletler gibi gelişmiş, gerekse Çin gibi gelişmekte olan ülkelerde enerji talebi arttıkça, kimyacılar yeni enerji kaynakları bulmak için çabalamaktadırlar. Şu an dünyadaki ana enerji kaynağı fosil yakıtlardır. Günümüzdeki tüketim oranına bakılırsa, bu yakıtlara ait rezervlerin 50-100 yıl daha süreceğinin tahmin edilmesi acilen alternatif kaynaklar bulmamızı gerektirmektedir. Enerji üretimi ve tüketimi çevremizin kalitesi ile çok yakından ilintilidir. Fosil yakıt yanmasının en önemli dezavantajı çevreye sera etkisine neden olan (atmosferin ısınmasına yol açan) karbondioksit ile asit yağmurları ve dumana yol açan kükürt dioksit ve azot oksitlerin verilmesidir.
Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Sekreterliği tarafından hazırlanan ve 1990-2004 yılları arasında sera etkisi yaratan gaz emisyonu oranlarına göre 40 ülkenin değerlendirildiği raporda Türkiye açısından çarpıcı sonuçlar yer alıyor. Türkiyenin, söz konusu tarihler arasında emisyonu %72,6 oranında artmış ve diğer ülkeleri geride bırakmıştır. Bunun başat nedenleri arasında; Türkiyede, 1990lı yıllardan sonra hızla büyüyen sanayi sektöründe, çevre öncelikli yeni teknolojik yatırımların yapılmaması, fosil enerji kaynaklarına bağımlılık ve ulaşımda yanlış politikaların hızla yaygınlaşması, toplu taşımacılık ilkesinden giderek uzaklaşılması sayılabilir.
Fosil yakıtlar, çevreye verdiği zararlar yanında dışa bağımlılık açısından da değerlendirilmelidir. Ülkemizin elektrik enerjisi üretiminin %50den fazlasının doğalgazla sağlanması yüzünden kalkınmamız ve yurttaşlarımızın temel ihtiyaçlarının karşılanması, bu yakıtı temin ettiğimiz ülkelerin inisiyatifine bırakılmaktadır. Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına direnç gösteren anlayışlar, bağımsız bir enerji politikamızın oluşmasının önünde engel olduklarını da idrak etmelidirler.
ÖNERİLER :
1. Sektördeki özelleştirme uygulamalarına son verilerek koordinasyon, yetişmiş insan gücü, ekonomik kaynak ve ileri teknoloji politikalarıyla güçlendirilmiş kamu kontrolünde örgütlü ve etkin bir yapı oluşturulmalıdır.
2. Enerji tasarrufu ve verimliliği politikaları geliştirilerek uygulanmalıdır.
3. Ulaşımda yanlış politikalardan vazgeçilmeli, raylı toplu taşımacılık temel ilke olarak kabul edilmelidir.
4. Rüzgâr, güneş, jeotermal başta olmak üzere yenilenebilir enerji kaynakları enerji planlamasının ana unsuru olmalıdır.
5. Enerji-çevre etkileşimi dikkate alınarak, enerjiye yönelik tüm faaliyetlerin çevre üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirerek, ekolojik dengeyi bozmadan, kaynaklar tüketilmeden, çevre tahrip edilmeden, kalkınma ve sanayileşme sürecinin devamı sağlanarak, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak hedeflenmelidir.
6. Kirlilik önleme prensibine göre geliştirilen yeni teknolojilerin sanayi tesislerinde kullanılmaya başlanılması sağlanmalıdır.
7. Daha fazla tüketimin bir refah göstergesi olarak sunulduğu ekonomik sistemde, en yüksek sera gazı emisyonuna sahip ülkenin taraf olmadığı Kyoto Protokolü vb. araçlarla küresel ısınmanın olası etkilerinin en aza indirilip indirilemeyeceği tartışmalıdır. Öte yandan, Kyoto Protokolünde öngörülen mekanizmalardan biri olan emisyon ticareti, gelişmiş kapitalist merkezler arasında rekabete de aracı olabilmektedir. Kirliliğin, iklim sorununun metaya dönüştürülmesi ve pazar ekonomisine katkı sağlayacak duruma getirilmesi ise önemli etik bir sorun olarak değerlendirilmelidir.
8. Yenilenebilir enerji kaynakları arasında değerlendirilen biyodizelin kontrolsüz üretiminin ekosisteme zarar vereceği, bunun da gıda sıkıntısına yol açacağı, yeryüzünde gıda üzerinden yeni savaşların çıkması olasılığı göz ardı edilmemelidir.
Tüm ilgililerin ve kamuoyunun dikkatine önemle sunulur.
EMO ANKARA ŞUBESİ