Kuşkusuz, burada, bir havayolu işletmesinde olduğu gibi, kokpitte "pilot" olarak görevli olanların, yani, uçakları uçuranların kusurundan söz etmiyoruz. Sorun, uçak parkını yenilemeyi, geliştirmeyi boş verip son dakikada aklı basma gelen (o da kuşkulu), bu süreçte hızla artan yolcu talebine karşı, uçakları "istiap haddi"nin üzerinde uçurmaya kalkışan havayolu yönetimindedir. Günümüz ülke enerji yönetim sisteminde, ipler (yetkiler) kamunun (Enerji Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) vb.) tekelinde olmaya devam ediyor. Her yetkinin mutlaka sorumluluk karşılığı olduğu biliniyor. Birkaç ay sonra, ilk yasasının gerçekleştirilmesinin yedinci yıldönümünü idrak edecek olan rekabet amaçlı /esaslı enerji/ elektrik piyasasını, bugüne kadar geçen sürede ve özellikle son beş yılda doğru dürüst işler duruma getiremeyen Enerji Bakanlığı ve piyasa düzenleyici özerk kurum (EPDK) sorumluluklarını ne kadar yerine getirmişlerdir; ya da getirmişler midir? Getirselerdi, bugün Türkiye‘de bir kez daha enerji/elektrik kriz senaryolarından söz ediliyor olur muydu? Son dönemde, enerji serbest piyasası sisteminde baş aktör pozisyonundaki özel sektör, piyasa beklentisinde sabır sınırlarım aşmış görünüyor. Sektör, buna rağmen, enerji alanında serbest piyasa kapsamında yatırım projeleri gerçekleştirme ümidini muhafaza ediyor. Özel sektörün enerji alanındaki tespitlerinin doğruluk payının yüksek olduğundan kuşku duymamak gerekir. Çünkü, rekabetin ön planda olması amaçlanan enerji serbest piyasasında yatırım yapacak onlardır. Önleri açık değilse, piyasa riskleri kabul edebileceklerinin üzerinde ise, aldıkları yatırım ve işletme lisanslarını yaşama geçirmekte tereddüt ederler. Günümüzde, enerji serbest piyasası ortamında yaşanan budur. Çoğumuza "olmaması gerek" dedirten elde kalan lisansların piyasası oluşmuştur. Enerji Bakanlığı ve EPDK, sorumluluklarını yerine getirmiş olsalardı, bugün Türkiye‘de elektrik kriz senaryolarından söz etmiyor olacaktık. Buna karşılık, enerji serbest piyasasında kurulduğu 2001 yılından beri ciddi yatırım kapasitesi oluşturulamamaktadır. Yeterli yatırım yoksa, enerji/elektrik krizi kaçınılmazdır. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), son 4-5 yıllık dönem boyunca özel sektörün yaşama geçen enerji /elektrik (üretim) yatırımlarının yıllık ortalama 700 megavat (MW) düzeyine bile ulaşamadığını belirtiyor.1 Oysa, Türkiye‘nin ortalama yüzde 8 elektrik tüketimi artışıyla her yıl bunun üç-dört katı yeni üretim kapasitesine gereksinimi bulunuyor. Enerji serbest piyasası beş yılı aşan süredir tıkandığı halde, günümüz siyasal ve enerji yönetimlerinin, kısa ve orta dönemde işletmeye alınabilecek yeni kamu elektrik üretim projeleri başlatma konusunda bir derdi bulunmuyor. Geçtiğimiz beş yıl boyunca her yıl 1500-2000 MW büyüklüğündeki açık, önceki iktidarlar döneminde başlatılan elektrik üretim projelerinin son yıllarda ulusal şebekeye katılması ile kazanılan yabana atılamayacak boyutta (Yıllık 60 milyar kilovat saat (kWh) dolayında) kapasite sayesinde yıllardır hissedilmiyor. Ne zamana kadar? Bu, hazır bulunan 60 milyar kVVh/yıl‘lık ilave kapasite tüketilinceye kadar. Bir ülkede, enerjide serbest piyasa sistemine geçilse bile, enerjinin zamanında, yeterli, sürekli ve kaliteli olarak sağlanması görev ve sorumluluğu ülke siyasal ve kamu enerji yönetimlerine aittir. Enerji piyasasında yerli ve yabancı özel sektörü yatırıma yöneltmek/teşvik etmek de, aynı yönetimlerin sorumluluğu ve görevi kapsamındadır. Yerli ve yabana özel sektör, riskli ortamlarda yatırım yapmak istemez. Bunun şaşılacak bir yanı yoktur. Özellikle enerjide kritiğe girilmesi beklenerek, çözüm için özel sektörden fedakârlık istenmesi, dünyanın hiçbir ülkesinde rastlanan bir davranış biçimi değildir, ülkemize özgüdür. Son örneğine yakın tarihlerde tanık olduk. Kamu elektrik üretim kurumunun (EÜAŞ) baş yöneticisi "Özel sektör risk almıyor" diye yalanmıştır.2 Enerji /elektrikte kritik döneme girildiği bir aşamada, inşaatı normal koşullarda beş yıldan fazla sürecek, sorun çıktığında on yılı bulacak (örnekleri önümüzde) büyük bir termik santral grup ihalesine teklif çıkmamıştır. Türkiye‘de, enerjinin "bıçak sırtında" olduğu başka hangi örnekle gösterilebilir?
1 "Enerjide AKP Fiyaskoları", Özlem Yüzak, Cumhuriyet, 8 Ağustos 2007
2 "Bütün: Özel Sektör Beş Kat Kaymaklı Kadayıf Bekliyor", Milliyet, 1 Ağustos 2007 Ekim 2007 GLOBAL ENERJİ
GLOBAL ENERJİ, 01 EKİM 2007