AVRUPA HAREKETE GEÇTİ
Avrupa`da Rusya-Ukrayna savaşının ardından başlayan enerji krizi sonrası Fransa, yüzde 84 hissesi devlete ait olan elektrik şirketinin yüzde 15.9 hissesini de "millileştirme" kararı aldı. Almanya ise kömür kaynaklarını devlet eliyle ön plana çıkarıp "dışa bağımlılığı" azaltmak için girişimde bulundu.
TÜRKİYE ÖRNEK ALMALI
EMO Başkanı Ulutaş, "Devletler, kamu çıkarı için enerji tekellerini kamulaştırmalı" derken tarihçi Dr. Kehale, "Türkiye de bunu yapabilecek güçte. Ama bu güç, özel şirketleri kurtarmak için harcanırsa devletin, halkının yararına bir karar alması olanaksızlaşır" ifadelerini kullandı.
Fransanın elektrik şirketlerini kamulaştırma kararı enerji güvenliği tartışması başlattı
Öncelik yurttaşın yararı
Avrupa enerji krizi yaşarken Fransa özelleştirdiği şirketi satın alıp "kurtarma hamlesi" yaptı. Enerjide dışa bağımlı Türkiye için ise uzmanlar, "Öncelik şirketlerin değil kamu yararı olmalı" dedi.
Avrupada özel enerji şirketleri krizle karşı karşıya. Fransada elektrik üretim ve dağıtım şirketi EDFnin yüzde 15.9 hissesi yaklaşık 9.7 milyar Avro karşılığında "yeniden millileştirme" kararı aldı. Şirketin yüzde 84 hissesini elinde bulunduran Fransanın kamulaştırma nedeni olarak şirketin mali zorlukları da gösterildi. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası başlayan doğalgaz krizi sonrası Almanya ise ülkenin en büyük enerji şirketlerinden Unipere kaynak aktarma hazırlığında.
Stratejik önemde
Almanya ayrıca "stratejik" öneme sahip enerjide kömür kaynaklarını ön plana çıkarıp "dışa bağımlılığı" azaltmak için girişimde bulundu.
Avrupada bunlar yaşanırken gözler Türkiyeye de çevrildi. "Enerji güvenliği" tartışmalarının Türkiyeye yansımasını Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Mahir Ulutaş değerlendirdi. Ulutaş, "Devletler, stratejik öneme sahip enerji yönetiminde, kamunun çıkarını göz önünde tutarak enerji tekellerini kamulaştırmalıdır" dedi.
Yurttaşa yüktür
Ulutaş, Türkiyenin enerji politikasını şu sözlerle anlattı: "Buradaki yapı çok daha kötü durumda, ikamesi bulunmayan elektriğin dağıtımında, özelleştirme uygulamalarıyla bölgesel tekeller yaratıldı. Dağıtım hatlarında bakımlar yapılmıyor. Bu durum geçen yıl görüldüğü gibi orman yangınlarına neden olabiliyor. Ya da Isparta örneğinde olduğu gibi uzun süreli kesintiler yaşanabiliyor."
"Fransadaki örneğine karşı olarak sermayedarlara kâr ettirmek için değil, yurttaşın faydasına uygun kamulaştırmalar yapılmalıdır" tespiti yapan Ulutaş, Türkiyedeki özelleştirmelere ilişkin "Bizdeki özelleştirmeler, çok büyük krediler ile Avro ve dolar cinsinden yapıldı. Türk Lirasının değerini yitirmesiyle bu masraflar da yurttaşın faturasına zam olarak yansıtıldı" dedi.
Türkiyenin enerji portföyünde fosil yakıtların (petrol, doğalgaz, kömür) payının büyüklüğüne dikkat çeken Ulutaş, "dışa bağımlılık" vurgusu da yaptı. Dünyada enerjide yaşanan krizden yurttaşın en az etkilenmesi için izlenecek yolu da anlatan Ulutaş, "yerli" ve "yenilenebilir enerjinin" önemine işaret etti. Ulutaş, "Böylesi uzun vadeli stratejik bir programı ancak kamu yapabilir" diye konuştu.
ATATÜRKÜN FİKİRLERİ DÜNYAYA YÖN VERİYOR
Fransa ve Almanyadan gelen yeniden millileştirme hareketleri akıllara 1923-1938 arasında başarı ile uygulanan Atatürkün "Devletçilik" ilkesini getiriyor. Devlet gerektiğinde özelleştirme, gerektiğinde kamulaştırma yapabilir. Burada esas olan kamu yararıdır. Atatürk, "Biz kamu iktisadı kuruluşlarını kâr etmesi için kurduk, gerekli koşullar oluştuğunda satabiliriz" derken gerekli koşulun da kamu yararı olduğunu belirtmiştir. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti; Osmanlının dış borçlarını öderken, 1929 dünya ekonomik krizi ile uğraşırken ulusal güvenlik gibi çeşitli nedenlerle yabancı şirketlerin elindeki çok sayıda şirketi bedelini ödeyip satın almıştır. Gerek ulusal güvenlik, gerekse halkın refahı için özelleştirilen şirketler Fransanın yaptığı gibi satın alınabilir. Türkiye bunu yapabilecek güçtedir. Ancak bu güç, özel şirketleri kurtarmak için harcanırsa devletin halkının yararına karar alması olanaksızlaşacaktır.