Bu durumda Kızılırmak suyunu getirmek yerine dağıtım şebekesinin niye iyileştirilmediği ve kayıpların normalize edilmediğinin Ankaralılara açıklanması gerekiyor. Her şeyden öte Ankara‘nın barajlarındaki su miktarı nasıl birden bire yüzde 5 seviyesine düştü? Niye bu noktaya gelmeden önce önlem alınmadı? Sertlik derecesi, klorür (30 kat) ve sülfat (16 kat) oranları yüksek Kızılırmak suyunun Ankara‘ya getirilmesinden kimler ne çıkar elde ediyor?