BASINA VE KAMUOYUNA
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi tarafından Dicle Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası işbirliğiyle 8-9-10 Haziran 2007 tarihleri arasında Diyarbakır‘da gerçekleştirilen, "Elektrik, Elektronik, Haberleşme ve Bilgisayar Mühendisliği Günleri"nin sonuç bildirgesini basın ve kamuoyuyla paylaşmak üzere bir araya gelmiş bulunmaktayız .
İki gün boyunca yaklaşık 600 kişinin izlediği etkinlikte "elektrik", "iletişim teknolojileri", "elektronik", "bilişim" konulu 4 oturum ve "Bilgi Temelli Kalkınma Modelleri, Diyarbakır‘a Uygulanabilirliği" adlı bir panel gerçekleştirilmiştir.
Türkiye‘de ve Doğu-Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Elektrik, Elektronik, Haberleşme ve Bilgisayar Mühendisliği meslek alanlarıyla ilgili kamuoyunun gündeminde bulunan seçilmiş konulardaki gelişmelerin toplum yaşamına yansımaları, ve doğada yarattığı maliyetler ele alınarak bölgeye ve ülkeye faydalı sonuçlar çıkarılmıştır.
Etkinlik kapsamında EMO Diyarbakır Şubesi tarafından bölgemizdeki meslektaşlarımızın profilleri konusunda yapılan anket sonucunda, bölgemizde çalışan meslektaşlarımızın büyük çoğunluğunun genç ve bölge üniversiteleri mezunu olduğu eğitim ve ücretlendirme konularında iyileştirmelerin yapılması gerektiği ortaya çıkmıştır.
Yaklaşık 300 kişinin katılım sağladığı "Elektrik" Oturumunda; Ilısu Barajının tarihi, kültürel, çevresel maliyetlerinin ve kayıplarının çok yüksek olduğu; baraj yapımı ile ilgili konu üzerinde söz sahibi olması gereken yöre halkı, sivil toplum kuruluşları, bölge üniversiteleri, konuyla ilgili bilim adamları ile hiçbir fikir teatisinde bulunulmadığı ve yapım karşısındaki tepkilerinin yok sayıldığı ortaya çıkmıştır.
Ilısu Barajı ve HES‘in yapım sürecinden sorumlu devlet kurumlarının, barajın yapımı ile ilgili yeniden yerleşim planı ve projesinin yapım detaylarını, baraj yapımı ile ilgili kredi bulma süreçlerini ve benzeri işleri, barajın yapımını üstlenen konsorsiyuma bırakması devlet zafiyeti olarak gözükmektedir. Bununla birlikte Türkiye‘de değerlendirilebilecek %65‘lik bir hidrolik potansiyel varken; rüzgar, güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılacak daha az yatırımlarla bölgenin ciddi güneş ve rüzgar enerjisi potansiyelinin değerlendirilmesi ve bu yatırımların çok daha kısa sürede bitirilmesi mümkün olabilecekken Ilısu ve benzeri çevresel, kültürel etkileri maksimum olan projelerin öncelikli olarak ele alınmasının tamamen yanlış enerji politikalarının ürünü olduğu vurgulanmıştır.
"Enerji üretiminin daima bir alternatifi vardır. Ancak, bir daha geri getirilemeyecek binlerce yıllık tarihi ve kültürel değeri olan Hasankeyf‘lerin alternatifi yoktur." vurgusu ön plana çıkmıştır.
"Elektronik" Oturumunda; elektronik ve otomasyon sistemleri verimliliği artırmakta, maliyetleri azaltmakta olduğundan bu konuda teşvik edici politikaların hayata geçirilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Ülkemizde elektronik sanayisinin montaj ağırlıklı geliştiği,bu alanda dışa bağımlılıktan kurtulmak amacıyla elektronik malzeme üretimine devlet destekli yatırımlarla gelişmesi gerektiği katılımcılar tarafından dile getirilmiştir.
"İletişim Teknolojileri" Oturumunda; iletişim sektöründeki hızlı gelişmelerin bireyselleşmenin gelişmesi sonucunu ve bireyin toplumsal yapıdan kopması riskini ortaya çıkarması nedeniyle toplumsal dayanışmayı geliştiren kamucu politikaların ön plana çıkarılması gerektiği vurgulanmıştır.
Baz istasyonlarının insan sağlığına etkileri konusunda net bilimsel veriler tam anlamıyla elde edilememiş olmasına rağmen; cep telefonları ile kısa konuşmak, ihtiyaç halinde kullanmak, araç kiti gibi cihazlardan yararlanmak, vücuttan ve hassas organlardan uzak tutmak gibi tedbirler alınmalı; telefon erişiminin zayıf olduğu noktalarda görüşme yapmaktan kaçınılmalı, çocuk veya bebeklerin cep telefonlarını direkt kullanmaları kesinlikle engellenmeli, SAR (Vücut Soğurma Kapasitesi) değerleri düşük olan cep telefonları tercih edilmelidir. Ayrıca SAR değerlerinin cihaz ambalajları üzerinde okunabilir ve fark edilebilir boyutta bulundurulması, tehlike sınır değerlerinin yazılı olması kullanıcının doğru ürün tercihi açısından önemli bir gereklilik olduğu; telefon kullanıcılarının bilgisine ve dikkatine sunulmuştur.
Hızlı teknolojik gelişmeler karşısında hukuk gelişim süreçleri ağır işlediğinden, ahlakın yasalarla sınırlanmasının mümkün olmadığı durumlarda insani değerler ve insan hakları kavramlarının geliştirilmesi ile etik problemlerin giderilebilmesinin mümkün olabileceği ortaya çıkmıştır.
"Bilişim" Oturumunda; e-devlet hedefinin gerçekleşebilmesinin katılımcılık esasının yürütülmesine, e-vatandaşın da eylem planında önemli bir yere sahip olmasına, dezavantajlı gruplar dikkate alınarak, bölgesel gelişmişlik farklarının giderilmesine, daha uzun vadeli projelerin ve planların gündeme alınarak bilgiye erişimde eşitlik ilkesinin sağlanmasına özen gösterilmesi, kişisel, özel bilgilerin saklanması ve gizliliğinin sağlanması açısından tüm güvenlik önlemlerinin alınması gerektiği; bilgi güvenliğini sağlayacak en önemli unsurlardan biri olan e-imzanın, özellikle ilk olarak kamuda yaygınlaşabilmesi için fiyat düzenlemesine gidilmesi, akabinde genel olarak tüm bireysel kullanıcıların kullanımına uygun maliyetlerle sunulabilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Moderatörlüğünü EMO Diyarbakır Şubesi Başkanı Nedim TÜZÜN‘ün yaptığı "Bilgi Temelli Kalkınma Modelleri, Diyarbakır‘a Uygulanabilirliği" panelinde; Bölgenin Türkçe, Kürtçe, Arapça gibi çok dilli, çok kültürlü sosyolojik yapısı ve bölgesel stratejik çekim konumu, turizm potansiyeli, yoğun genç nüfusa sahip olması gibi durumları dikkate alındığında, Diyarbakır‘ın bölgesel ve küresel anlamda önemli bir merkez olmaya aday olduğu; Bu yoğun genç nüfusu nitelikli işgücüne dönüştürebilmek için eğitime ağırlık verilmesinin gerektiği dile getirilmiştir
Bilgi temelli stratejileri geliştirmek üzere, konuyla ilgili devlet kuruluşları, eğitim kurumları, yazılım firmaları, yerel yönetimler, basın kuruluşları, meslek odaları ve STK‘ların koordinasyonuyla bölgemizde ve Diyarbakır‘da bir çalışma grubunun oluşturulması ve bu grubun projeler üretmesi, bölgemizin gelişimi açısından son derece önemli olacağı vurgulanmıştır.
Bilgi temelli kalkınmanın temel bileşenlerinin nitelikli işgücü (emek), sektör (Kamu/Özel) ve ortam yani ilgili bölge coğrafyası olduğu dikkate alındığında, Bölgede son 30 yıldır yaşanan çatışmalı ortamın, olağanüstü hal uygulamalarının ve şiddet sarmalının etkisi altında olduğu, başta bilgi temelli olmak üzere her türlü kalkınmanın, ancak ve ancak bölgede huzurun geliştirilebileceği ve toplumsal uzlaşmanın sağlanacağı bir ortam ile gerçekleşebileceği, bu ortamın da ancak gerçek demokrasi ve barışın gelişmesiyle mümkün olabileceği sonucu çıkmıştır.
"Elektrik, Elektronik, Haberleşme ve Bilgisayar Mühendisliği Günleri" kapsamında yapılan oturumlarda elde edilen sonuçların, ilgili tüm kişi ve kuruluşlara iletilerek, sorunların takipçisi olacağımızı ve ortaya çıkan olumlu düşüncelerin uygulanması konusunda elimizden gelen tüm çabayı göstereceğimizi bildiririz. 26/06/2007
Etkinlik Yürütme Kurulu