Tüm Haberlere Dön
PETROL YATAKLARI YASALARLA KORUNAMAZ (REFERANS)
Basından Genel Merkez

PETROL YATAKLARI YASALARLA KORUNAMAZ (REFERANS)

FAİK AKÇAY
Geçen ay kabul edilen 5574 sayılı Türk Petrol Kanunu, ülke gündemine damgasını vuran gelişmelerden biri oldu. Böylesine önemli bir konuda çıkarılan yasanın tartışılması çok güzel. Doğru ya da yanlış, bu ülkenin yazarları, çizerleri, düşünürleri, kamuoyu, geçmişi, bugünü, geleceğiyle kendisini ilgilendiren bir tartışmaya katılmasından daha doğal, daha güzel bir şey yoktur. Katılım güzel, ancak, tartışmaların akılcı, tutarlı olarak yapıldığını söylemek oldukça güç.
Petrol, uzun süre, en etkili enerji kaynağı olmuştur Bu nedenle, uluslararası alanda gündemden hiç düşmemiştir, Ulus devletlerin, bu devletlerin hükümetlerinin vönetime gelmelerine, yönetimden uzaklaştırımalarına varan olaylara kaynaklık yapmıştır. Petrol küresel bir enerji kaynağı olduğu için, küresel gelişmenin, küresel bölüşümün, küresel ekonomik, siyasal kapışmalann önemli araçlarından biri durumundadır.

Kıt kaynakların kullanımı

Dünya yeni enerji kaynakları arama, bu kaynaklara yönelme peşinde koşmaktadır. Petrol kaynakları giderek azalmaktadır. Bu kaynakların kullanımı sonsuz değildir. Petrol kaynaklarının 40 yıl daha kullanılabileceği sanılmaktadır. Dünya, petrolün yerine geçecek yeni enerji kaynakları bulmak zorundadır. "İran‘ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, nükleer teknolojinin kendileri için çok önemli olduğunu, bu nedenle nükleer programdan vazgeçemeyeceklerini söyledi. Nükleer teknoloji konusunun ülkenin geleceğiyle ilgili Önemli bir konu olduğunu belirten Hamaney, ‘Nükleer enerji ülkenin geleceği ve kaderidir‘ diye konuştu. " İran gibi önemli bir petrol üreticisi bile, geleceğinin, petrol dışında olduğunu anlamış durumda.
BirGün Gazetesi, Sayın Cemil ERTEM‘in hazırladığı, "Petrol Dosyası" başlıklı bir yazı dizisi yayımlandı. Bu yazı dizisinden bazı alıntıları paylaşmak istedim:
" ...Türkiye‘nin üretilebilir petrol rezervinin, bir milyar varilin biraz üzerinde olduğu, bunun 811 milyon varilinin üretilmiş olduğu, kalan üretilebilir rezervin 286 milyon varil (42 milyon ton) olduğu görülür. Bu 42 milyon tonluk kalan üretilebilir petrol, 3O milyon fon civarındaki yıllık tüketimin 1.5 katından azdır." Bu bilgiler, Türkiye‘de öyle fırtına koparılmasına hiç de gerek olmayan, yıllık petrol tüketiminin 1.5 katı kadar bir petrol üretimi kaynağı bulunduğunu göstermektedir. Dünya petrol kaynaklarından önce, Türkiye‘nin petrol kaynaklarının biteceği açıktır. Türkiye petrol enerjisinde, çok yakın gelecekte, bugünkünden daha çok dışa bağımlı bir ülke dummuna gelecektir.

Standartların altında


"Türkiye‘de Cumhuriyet tarihi boyunca petrol aramak için 3 bin 600 civarında kuyu açılmış, oysa dünyada yalnız bir yılda yarısı ABD‘de olmak üzere 20 binden fazla kuyu açılıyor". Türkiye‘de petrol arama çalışmaları, dünya orta-amasının çok altındadır. Türkiye‘de petrol 3-6 bin metre derinlikten çıkarılmaktadır. Petrol üretimimizi yapacak yedi kuruluşlar, bilgi, teknolojik donanım olarak yetersizdir. Ülkemizde üretilen petrolün yalnızca yüzde 9‘u yerii, yüzde 91‘i yabancı petrol şirketleri tarafından elde edilmektedir. Yabancı şirkedere çıkın, gidin deseniz, yerli şirketlerin petrol üretimimizi karşılamaları güç gözükmektedir. Bilimsel çalışmalar yapma yerine, 40 yıl türban, Kıbrıs, İmam Hatip tartışmasıyla geçirilen yıllardan sonra gelinecek nokta bundan farklı olamaz.
80 yıl Öncesinin koşullarında, yabancı şirketler olmadan petrol üretimi yapamk olanaksızdı. Ulusal kaynakların peşkeş çekildiği gibi savlar, üretim aşamasında ortaya çıkan gerçekler karşısında havada kalmaktadır.
"Cumhuriyet‘in kuruluşundan sonra ciddi olarak ele alınan petrol arama faaliyetleri TPAO‘nın kurulduğu 1954 yılından itibaren yabancı sermayenin de katkısıyla sürdürülmekte. Bugüne kadar Türkiye‘de yaklaşık olarak 180 yabancı ve 20 yerii şirket faaliyetle bulunmuştur". Bu sayılar, Türkiye‘de petrol arama işinin yabancı şirketlerin elinde olduğunu, bunun yeni bir iş olmadığını ortaya koymaktadır. Yabancı şirketler petrol arama işini bırakırlarsa, bu işin kolay kolay yapılamayacağı da ortada, Ulus ötesi şirketler, yalnız Türkiye‘de değil, gittikleri her ülkede bir iş yaparken, o ülkenin ulusal çıkarlarından önce kendi çıkarlarını korumak peşindedirier. Bunun anlaşılmayacak, yadırganacak bir yanı yoktur.

Ulusal çıkarı korumak


Yeni petrol yasasına getirilen en önemli eleştirilerden biri, yasada, "ulusal çıkarları koruma" konusunda yeterli düzenleme getirmemiş, önceki yasada yer alan sözcükleri de konamamıştır. Petrolü üretecek teknolojiniz yoksa, elinizdeki teknolojiler de dış ülkelerden alınmışsa, çıkardığınız yasalarda, istediğiniz kadar "ulusal çıkar" koruma sözcükleri yerleştirin, havanda su döversiniz. Eski yasada ulusal çıkarları koruyacak düzenlemeler yürürlükteyken, üretilen petrolün yüzde 91‘ini yabancı şirketler çıkarırken, ulusal çıkarlar gerektiği gibi korunabilmiş midir? Ulusal çıkarlar, yasalara yaptırımlar koyarak komnamamaktadır. Bilimsel araştırmalar yaparak, teknoloji üreterek korunabilmektedir. 6 bin metre derinlikte olan petrol kaynaklarını işletebilecek teknolijiniz yoksa, petrol yasasına istediğiniz kadar, ulusal çıkar koruma sözcükleri yerleştirin, ulusal çıkarlarınızı koruyamazsınız, Topraklarımızda bulunan petrol kaynaklarını kullanmadan, dışarıdan petrol alacak zenginlik içinde değiliz. Kaynaklarımızı kullanmak zorundayız.
[email protected]

(Referans 22.02.2007)