Önce Paul Doanynin Sabah Gazetesi‘nde yer alan açıklamalarına yakından bakalım. Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı şunları söylüyor: "Şehir için aramalarda 2004‘ten bu yana ilk kez artış yapılacak. Artışlar enflasyon seviyesini geçmeyecek. Şehirlerarası ve milletlerarası aramalarda yüzde 55‘i aşan indirimler yapılacak. Sabit hattan GSM (cep telefonu) aramalarında Temmuz 2006‘da yüzde 39‘a varan indirim yapılmıştı, yeni indirimle bu oran yüzde 50‘yi aşacak. Müşterilerin toplam telefon ödemeleri içindeki sabit ücret payını Avrupa seviyesine yaklaştırmak için artışlar yapılacak, bunun yanında kullanıcılara ücretsiz kontör verilecek" (Sabah Gazetesi, 30 Aralık 2006, S.9).
Birincisi, 2004 yılından bu yana kentiçi konuşmalara zam yapılmamış olması doğru mu? Doğru değil, ancak şu anlamda: Son beş yıldır aslında kentiçi görüşme ücretlerine "yeniden dengeleme" adı altında zam yapılıyor. Yeniden dengeleme, kentiçi konuşmaların fiyatlarına kıyasla, kentlerarası ve uluslararası konuşmaların fiyatlarının düşürülmesi anlamına geliyor. Kentiçi konuşmanın kontür fiyatı artmamış olabilir, ancak sabit kalsa bile diğer konuşma türleri aşağıya çekilirken kentiçi konuşmanın artması anlamına gelir. Bunun yanında Türk Telekom‘un özelleştirmeden hemen önce oluşturduğu hizmet paketleri incelendiğinde kentiçi konuşmalara eski tarifeye oranla bir zam uygulandığı ortaya çıkar, özellikle sınırlı sayıda konuşma yapan tüketiciler açısından. Örneğin "konuşkan hat" isimli hizmet paketinde bunu görmek mümkündür. Bu hizmet paketinde çok konuşma yapanlar açısından konuşma başına bir düşme söz konusuydu, ancak konuşma sayısı düşük olanlar açısından tarifelerin maliyeti yükselmişti.
Gelelim Avrupa‘daki fiyatlarla bizim fiyatlar arasındaki farka... Yıllardır bu köşede, çeşitli uluslararası kuruluşların (OECD, ITU ve Dünya Bankası gibi) istatistiklerine dayanarak Türkiye‘de Türk Telekom‘un özellikle telefon hizmetlerinin başka ülkelerin ortalamalarından düşük olduğunu anlatmaya çalıştık. Üstelik deprem sonrasında konan iletişim vergisi dahil olmak üzere.... Özelleştirme yanlısı kişi ve kuruluşlar bunları anlamak istemediler. Çünkü onların retoriğine göre hizmetlerde ucuzlama için Türk Telekom‘un satılması şarttı. Görmezden geldiler. Şimdi Paul Doany‘nin Türkiye‘deki hizmetin Avrupa‘dan ucuz olduğu için, bizi Avrupa düzeyine çıkarmak için zam yapılması gerektiği görüşüne ne diyecekler?
Özelleştirme sürecinde yaşanan en önemli derslerden biri, kentiçi görüşmelerde fiyatların yükselmesidir. Bir yanıyla bunun bir tasarım olduğunu söylemek mümkündür. Çeşitli iktisadi söz oyunlarıyla, kentiçi görüşmelerin sosyal nedenlerle düşük tutulduğu, buradaki kaybın kentlerarası ve uluslararası telefon görüşmelerini yüksek tutarak karşılandığı savıyla "yeniden dengeleme" oyunu uluslararası yeni telekom düzeninin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Bu tasarımın sonucuysa ülkeler arasında ve ülkeler içinde özellikle büyük ticari kullanıcıların maliyetlerinin düşürülmesi, bir başka deyişle maliyetlerin ev kullanıcılarına ve küçük esnafa kaydırılmasıdır. İkinci bir neden, uluslararası konuşmalarda başka seçeneklerin ortaya çıkması (internet gibi) ve özelleştirmeyle birlikte bu alanlarda yeni firmaların rekabete girmesinin daha kolay olmasıdır. Böyle olunca, özelleştirme sürecinde on milyonlarca ABD Dolan‘na satın aldığınız bir telekom firmasının elindeki tekel pazarının (kentiçi görüşmeler) kremasını almaktan başka yol kalmamaktadır.
(Birgun, 04.01.2007)