Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Ulusaler, elektrik dağıtımında özelleştirme ve serbestleştirme politikalarından vazgeçilmesi gerektiğini savundu. Ulusaler, Ankara İTÜ Evi‘nde düzenlediği basın toplantısında, elektrik dağıtımında özelleştirme sürecini eleştirirken, bu kapsamda kampanya başlatarak, "enerjine sahip çık, geleceğini karartma" çağrısında bulunduklarını bildirdi. Türkiye‘nin elektrik alanında özelleştirme uygulamaları nedeniyle karanlıkta kalma tehdidiyle karşı karşıya kaldığını iddia eden Ulusaler, enerjide dışa bağımlılık ile arz güvenliğinin de yakın zamanda sıkıntı yaratacağını ileri sürdü. Kamunun bir an evvel yatırım yapabilmesinin yolunun açılması gerektiğini vurgulayan Ulusaler, arz güvenliğinin de özel sektöre bırakılmayacak kadar önemli bir konu olduğunu ifade etti. Bu yılın ilk yarısı itibariyle elektrik üretiminde kamu santrallerinin toplam kurulu gücü üretimdeki paylarının yüzde 47,4‘e gerilediğine, üretimin yarıdan fazlasınını özel sektör tarafından gerçekleştirildiğine dikkat çeken Ulusaler, özel sektör tarafından pahalı elektrik üretiminin yansımasının bugün TETAŞ‘ın fiyatlarını önce yüzde 23, ardından 2007 yılından itibaren yüzde 8 düzeyinde artırması olarak görüldüğünü kaydetti. Ulusaler, "Daha özelleştirme süreci başlamadan tüketicilere yansıtılacak zam tartışması başlamıştır" dedi. Üretimdeki özelleştirmenin kamuya ve halka pahalı elektrik olarak geri döndüğünü savunan Ulusaler, bu sürecin dağıtım özelleştirmelerinin de yapılmasıyla katlanarak devam edeceğini söyledi.
Sistemde çok aktör ile ‘saadet zinciri‘
Özelleştirme ile elektrik alanında çok parçalı bir yapının oluşacağını ve bir çok aktörün devreye gireceğini ifade eden Ulusaler, böylelikle, üretici maliyetleri, toptan satış şirketinin işletim giderleri, üretim sistemi maliyeti, dağıtım sistemi giderleri, perakende işletim giderlerine konulan ayrı ayrı kar marjları ile sistemin adeta bir "saadet zincirine" dönüşeceğini kaydetti. EMO Başkanı Ulusaler, "100 birimlik üretim maliyeti olan elektrik, araya girecek çeşitli özel sektör kuruluşlarıyla yaklaşık 2.5 katına tüketiciye satılacaktır. Bunun üzerine vergi ve fon paylan da eklendiğinde birim maliyet 300‘e kadar ulaşabilecektir" diye konuştu.
Dağıtım bölgelerini özelleştirme gerekçelerinin de gerçekleri yansıtmadığını iddia eden Ulusaler, kayıp-kaçak planlaması gerekçesine dayanarak da neden öncelikle kayıp-kaçak oranlan yüksek bölgelerden başlamak yerine, kar marjları yüksek bölgelerden özelleştirmelere başlandığının merak konusu olduğunu söyledi.
‘Kamu tekeline dönülmeli‘
Üç dağıtım bölgesinin özelleştirilmesi için açılan ihalede, ön yeterlilik verilen uluslar arası şirketler konusunda da kaygılan olduklarım belirten Ulusaler, şöyle devam etti:
"Türkiye‘den ön yeterlilik alan şirketlerin yabancı şirketlerle ortaklık kurma arayışında olduktan görülmektedir. Bu durum tek başına yerli şirketlerin bu ihaleyi alma şansları olmadığını gösterdiği gibi, yabancıların yanında yerli şirketlerin de taşeron olacağı izlenimini yaratmaktadır. Tüm bu ÇEAŞ, AKTAŞ gibi yaşanmış örnekler bu kadar taze iken, aynı hatalı uygulamadan ısrar etmenin mantığı yoktur. Bir ülkenin geleceğini yalandan ilgilendiren ve stratejik olan enerji politikalarının çeşidi lobilerin talepleriyle değil, kamu yararı gözetilerek belirlenmesi gerekmektedir."
(Hürses, 4 Ocak 2007)