Ankara Sohbetleri‘nin bu haftaki konuğu Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Veysel Eroğlu: ‘Yatırımda özel sektörü kucakladık 20 milyar dolar yatırım yapacağız‘
ANKARA SOHBETLERİ
Songül SELVİ - ANKARA
Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Veysel Eroğlu, Türkiye‘nin su ve enerji problemlerinin çözümü için özel sektör ve devlet işbirliğinin önünü açtıklarını, bu çerçevede önümüzdeki 4 yılda toplam 20 milyar dolar yatırım yapılacağını söyledi.
Ankara Sohbetleri‘nin bu haftaki konuğu olan Eroğlu, önümüzdeki 4 yılda özel sektörün 14 milyar dolarlık yatırım yapacağını, DSİ‘nin ise her yıl 1.5 milyar dolar olmak üzere toplam 6 milyar dolar olmak üzere yatırımın 20 milyor dolan bulacağını kaydetti. Erdoğlu, görevde bulundukları süre içerisinde 3.3 milyar YTL‘lik tasarruf sağladıklarını belirterek,"Eğer biz olmasaydık bu paralar buhar olacaktı" dedi.
Gerek DSİ, gerekse özel sektörün yatırımlarına hız kazandırmak için mevzuat değişikliği çalışmalarının sürdüğünü belirten Eroğlu, yap-işlet ve yap-işlet-devret modelleriyle sulama projeleri ve HES‘lerin önünün açılacağını, bu iki işin de paket halinde yapılacağını bildirdi.
Geçtiğimiz haftaya damgasını vuran Yuvacık Barajı‘ndaki su sıkınasına da değinen Erdoğlu, barajın çok pahalıya mal olduğunu belirterek, "Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler‘in talimatı ile bütün bölge illerimiz Ankara, Bursa, İstanbul, Eskişehir olmak üzere Kocaeli ile ilgili durum değerlendirmesi yaptık. Oluşturulan komitede 11 tane durum değerlendirmesinde bulunduk. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı, DSİ, İSKİ birlikte Kocaeli ile ilgili problemleri kısa, orta ve uzun vadede çözmek için çalışıyoruz" diye konuştu.
25 yıllık ihaleleri 3 senede bitirdik
- Türkiye‘nin en büyük su problemi yaşayan illerinden İstanbul‘da suyun başındaki bir kişi iken DSİ‘ye genel müdür olarak getirildiniz. Görevde bulunduğunuz dönemin kısa bir muhasebesini yapar mısınız?
Ben hep problemli yerlerde görev alıyorum. Hatırlayın 1994 yılında belediyede hiç para yoktu. Adeta meteliğe kurşun atılıyordu. Her gün haciz memuru geliyordu, mallar haczediliyordu. 1 milyar dolar borç olduğu gibi suyumuz da hiç yoktu. Şimdi DSİ‘ye geldiğimde de hakikaten çok büyük sıkıntılarla karşılaştım. Sayın Başbakanımız beni davet etti ve geldim. Şunu da belirtmeliyim, İstanbul Teknik Üniversitesi‘nde öğretim üyeliği görevim devam ediyor. Geldiğimde yaklaşık bin 400 tane taahhüt fişi vardı. Önceki hükümet, 25-30 yıllık ihaleleri yapmış, üstelik işler çok düşük keşif bedelleri ile ihale edilmişti. Yani bir anlamda önümüz kapatılmıştı. İhale edilmiş işlerin toplam yatırım miktarı, DSİ‘ye aynlan bütçe kaynaklarıyla ancak 30 yılda tamamlanabilecek düzeydeydi.
- Bu sadece size özgü bir durum mu?
Hayır, durum aşağı yukarı diğer kurumlarda da böyle. Hatta 65 yıl bitirme süresi olan projeler bile var. Biz göreve geldiğimizde ne yapacağımızı düşündük ve öncelikle işin genel bir fotoğrafını çektik. Özellikle projelerin bitirilme sürelerinde çok yanlışlık olduğunu fark ettik. Öyle projeler var ki işler zamanında bitirilemediği için daha tesis devreye girmeden ömrünü tamamlamış.
Türkiye‘yi susuz bırakmayacağız
- Geçmiş hükümet döneminde yapılan hatalardan söz ettiniz. Siz göreve geldikten sonra bu yanlışları düzeltmek için ne yapatınız? Şu anda gündemde olan bir kuraklık problemi var. Sorunun çözümü için neler yapıyorsunuz?
Öncelikle mevcut anlayışı değiştirmemiz gerektiğini düşündük. Peki sınırlı bütçe imkanlarıyla nasıl değiştirecektik? DSİ tarihinde ilk defa 3 büyük adım attık. Birinci adım mevcut bütçeyi en rasyonel şekilde kullanmak. Faydası azami olacak şekilde bitmeye yakın projeleri ön plana aldık.
Verimliliği düşük veya yeni başlanmış işlere ise ‘dur‘ dedik. Yani onlar için bütçede sembolik ödenekler ayırarak ani hale getirdik. Bu uygulamanın çok faydası oldu ve tamamlanan projeleri ekonomiye kazandırdık. Enerji ürettik, sulama suyu verdik, pek çok şehre su götürdük. İstanbul, Edirne, Balıkesir, Samsun‘un sorunlarını çözdük. Uşak Barajı‘nı bitirdik, arıtma tesisi kaldı. Kilis, Konya, Mersin ve Sivas‘ta da projeleri tamamladık. 18 kilometreden kuş uçmayan yerlerden içme suyu getirdik. Son dönemlerde Şemdinli ve Mardin Kızıltepe‘nin sorunlarını çözmek için yoğunlaştık. Yani Türkiye‘nin en ücra köşelerini bile susuz bırakmama hedefine doğru hızla ilerliyoruz.
- DSİ özel sektörün yatırımlarda önünü daha fazla açmak için mevzuat değişikliği çalısmaları yapıyor. İlgili değişikliğin ardından özel sektör bu işin neresinde olacak?
Sayın Başbakanımız‘ın talimatıyla 3 tane yasa teklifi hazırladık. Biz halen nüfusu 100 binden büyük belediyelere hizmet veriyoruz. Daha küçük birimlere hizmet vermemiz için Bakanlar Kurulu kararı gerekiyordu. Yeni düzenlemeyle Bakanlar Kurulu kararına gerek kalmadan küçük belediyelere de hizmet verebileceğiz. İkinci yasa teklifimizde yap-işlet modeli ile sulama projelerinin önünü açacağız. Bir diğer önemli düzenleme ise ihale yöntemleriyle ilgili olacak. Halen hidroelektrik santraller ve sulama tesisini ayrı ayrı ihale ediyoruz. Bundan sonra hidroelektrik santralleri ile sulama tesisi projelerini beraber ihale edeceğiz. Su Kullanım Hakkı Anlaşması çerçevesinde ikisini birlikte vermek için bir kanun teklifi hazırladık. Bunlan da yaparsak önümüz açılacak. Özel sektöre yap-işlet-devret veya benzer şekilde önemli bir imkan sağlanacak. Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Bizim dönemimizde özel sektörün DSİ projelerine katkısı arttı, piyasalar canlandı. Şu örneği verirsek durum daha iyi anlaşılır. Eskiden ortalık iş arayan mühendislerle doluydu. Şimdi işler o kadar çoğaldı ki kimse çalıştıracak mühendis bulamıyor.
Muş Ovası Türkiye‘nin kaderini değiştirecek
- Gerçi siz çalışmalardan bahsettiniz ama Türkiye‘nin en önemli tarımsal bölgelerinden birisi olarak bildiğimiz Muş Ovası, bugün ne durumda? GAP‘ta olduğu gibi anlaşılan Muş Ovasından ve bölgedeki akarsulardan yeteri derecede faydalanamıyoruz...
Muş bölgesinde çalışmalarımız büyük hızla devam ediyor. Bir kere ıslah edilmemiş Karasu nehrinin, o güzelim ovayı adeta bitirmiş, bataklığa dönüşmüş. Şimdi sizin de ifade ettiğiniz gibi burada gerçekten çok büyük bir potansiyel var: Biz burada büyük bir seferberlik ilan ettik. Adeta bataklığa dönüşmüş Muş Ovası‘nda çalışmalar tamamlandığında iddia ediyorum Türkiye‘nin kaderini değiştirecek bir potansiyele ulaşmış olacağız. Bizim bu çalışmalarımızdan dolayı Muş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Talip Devrim bana mektup yazmış. Mektupta, "Bugüne kadar hayatımda hiç kimseyi övmedim. İlk defa size metih mektubu yazıyorum. Çünkü siz gerçekten 100-200 yıldır görülmeyen bir şeye el attınız" diye yazıyordu. Tabii çalışmalarımızın bu şekilde sonuca ulaştığını görmek bizi de çok mutlu ediyor ve duygulandırıyor.
Yuvacık Barajı, çok pahalıya mal edilmiş
- Yuvacık Barajı nın susuz kalması nedeni ile bir çok firma üretimini durdurmanın eşiğine geldi. DSİ olarak sizin bu sorunları çözmek için nasıl bir girişiminiz oldu?
Yuvacık Barajı‘nı 1997 yılından beri takip ediyorduk. O zaman İSKİ Genel Müdürü‘ydüm. Çok pahalıya mal edilmiş. Zaten konuyla ilgili bilirkişi raporlarında da inşaatın pahalıya mal edildiği belirtilmişti. Ayrıca su parası son derece fahiş fiyatta. Hatta suyu verse de vermese de parasını almaktadır. Birde sözleşmeyi öyle yapmışlar ki halka su verirse bir de ekstra para almaktadır. Ancak su bittiği için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler‘in talimatı ile bütün bölge illerimiz Ankara, Bursa, istanbul, Eskişehir olmak üzere Kocaeli ile ilgili durum değerlendirmesi yaptık. Oluşturulan komitede 11 tane durum değerlendirmesinde bulunduk. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı, DSİ, İSKİ birlikte Kocaeli ile ilgili problemleri kısa orta ve uzun vadede çözmek için çalışıyoruz. Öte yandan Eroğlu, CHP Kocaeli milletvekili ve eski İzmit Büyükşehir Belediye Başkanı Sefa Sirmen‘in bugün bazı basın-yayın organlarında yer alan "Yuvacık Barajında suyun kasıtlı olarak bitirildiği, devlet hazinesine çok büyük maliyetler getirdiği ve konuyla ilgili sorumlunun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğu" şeklindeki açıklamasını değerlendirdi. Yuvacık Barajı‘nın yapımı aşamasında İSKİ Genej Müdürü olarak görev yaptığını hatırlatan Eroğlu, barajdan temin edilecek suyun İSKİ tarafından satın alınacağına dair İSKİ Genel Müdürlüğü ile İzmit Büyükşehir belediyesi arasında bir protokol veya taahhüt bulunmadığını vurguladı. Erdoğlu, "Geçmişte böyle bir protokol veya taahhüt bulunsaydı, şimdi sadece Kocaeli halkı ve sanayisi susuz kalmayıp, 15 milyon nüfuslu İstanbul da susuz kalmış olacaktı" dedi.
Sulama mantığını değiştirdik
- DSİ olarak yenilenebilir birincil kaynaklar içerisinde önemli bir yere sahip olan HES‘ler ve sulama tesislerine yönelik neler yapıyorsunuz?
Hidrolik santrallerde büyük ilerlemeler kaydettik. Bu yılın sonunda Borçka HES bitiyor. Batman‘da yıllarca sürüncemede kalan hidroelektrik santral vardı, onu da bitirdik. Bunun dışında çalışmalarımız kapsamında sulama tesisi var. Hidroelektrik santralde olduğu gibi sulamada da aynı şekilde en büyük hamleyi yaptık. Bir kere Türkiye‘de sulama mantığını değiştirip kapalı şebeke sulaması ve yağmurlama sulama sistemine geçtik. Bunun için öncelikle ilgili tarafları DSİ‘de bir araya getirdim. İnsanların olaylara at gözlüğüyle bakmasını engellemek ve ufuklarının açılmasını sağlamak için ilk defa sulama sempozyumu düzenledik. Abdal, Yaylak ve Bozova‘da dünyanın en modern sulama sistemlerini kurduk. Kayseri‘de 6 sulama sistemi açılışa hazır bekliyor, Sinop‘ta da aynı durum söz konusu. Böyle projeleri arka arkaya sıralarsak sayıları 200‘ü geçer.
- DSİ denilince akla su ve baraj geliyor. Türkiye‘de yapımı devam eden ve tamamlanan barajların yanı sıra küçük nehirleri de ekonomiye kazandırmaya yönelik adım attınız. Bu çalışmadan sonuç alabildiniz mi?
Türkiye‘de maalesef uzun süre dereler sahipsiz kalmış. Bir işin sahibi çok fazlaysa, o işin hiç sahibi yok demektir. Bunu şöyle de ifade edebiliriz; bir bardağı on kişi taşırsa o bardak yolda kırılır. O yüzden ‘sahibi çok‘ dememin manası, ‘sahibi yok‘ demektir. Bu yüzden biz şimdi derelere sahip çıkmak için havza koruma, erezyon kontrolü, ağaçlandırma, derelerin ıslahı konusunda DSİ tarihinde ilk defa çok büyük bir hamleyi gerçekleştirdik. Bunu bir taraftan özel sektör bir taraftan da DSİ‘nin makineleri ile yaptık. Daha önce yüzde 10 verimlilikle çalışan DSİ‘nin makinelerini tam kapasite ile çalıştırmaya başladık. Daha önceden, iki dakikalık bir iş için tüm ekip ve araçlar bir yere gidip günlerce orada kalıyordu. Dolayısıyla verimlilik çok düşüktü. Bu durumu yasaklayarak makineleri toplu çalışma sistemine geçirdik. Örneğin Ergene nehrindeki çalışma her sene ancak 2 kilometre ilerleyebiliyormuş. 33 senede sadece 50 kilometre yol yapabilmişler. Biz ise adeta seferberlik ilan ederek kalan 100 kilometreyi 2 yılda bitirdik.
Özel sektörden 4 yılda 14 milyon dolarlık yatırım
- Boşa akan sulan değerlendirmek için hazırlanan Su Kullanım Hakkı Anlaşması ile büyük bir adım attığınızı ve bunun bir milat olduğunu dile getiriyorsunuz. Anlaşmanın Türkiye ekonomisine katkısı ne oldu ve bundan sonra ne olacak?
Aslına bakarsanız bizim esas yaptığımız inkılap boşa akan suları değerlendirmek. Kafalardaki örümcek ağlarını değiştirerek bir yönetmelik çıkardık. Bu hamle özel sektörü hidroelektrik santrallere talip olma imkanının önünü açtık. İnternet üzerinden yaptığımız ilanlarla şu ana kadar 844 adet hidroelektrik santralini ihale ettik. Bunlar, 1 megavattan başlayıp 500 megavata kadar çıkıyor. Toplam kurulu gücü 13 bin megavat. Yani kısa süre içinde son 50 yılda yapılan kadar iş yaptık. Az önce de ifade ettiğimiz gibi kamu ile özel sektörün potansiyelini birlikte değerlendiriyoruz. Şimdi büyük bir yarış içindeyiz. İnternet sitesinden her şeyi 1 ay süreyle ilan ediyoruz. Eğer başvuru birden fazlaysa yarışmaya tabi tutuyoruz. Taliplilere ‘Enerjiden ne kadar hisse verirsin arkadaş?‘ diye soruyoruz. En fazla hisse vereni EPDK‘ya gönderiyoruz. Onlar karşıma gelince ‘müşterim‘ diye hitap ediyorum, Velinimetimsiniz‘ diyorum şaşırıyorlar. Bir probleminiz varsa bana söyleyin diyorum. Bu şekildeki yaklaşımımızın ekonomiye ne getirdiğini soracak olursanız, yaklaşık 14 milyar dolar olduğunu söyleyebilirim. Önümüzdeki 4 yılda özel sektör 14 milyar dolarlık yatırım yapacak, biz ise her yıl 1.5 milyar dolar olmak üzere toplam 6 milyar dolar yatıracağız. Görevde bulunduğumuz süre içinde 3.3 milyar YTL tasarruf sağladık, eğer biz olmasaydık bu paralar buhar olacaktı.
- Toplam 20 milyar dolarlık yatırımdan bahsediyorsunuz ama bir de bu HES‘lerin yatırım maliyetlerini diğer enerji kaynaklarıyla karşılastırabilir misiniz?
Hidroelektrik santrallerin sağladığı toplam fayda çok büyük. Bir kere yatırımdan sonraki işletme maliyederi çok düşük, su bedava. Ayrıca orada biriktirdiğin su ile hem enerji üretiyorsun hem de sulama yapıyorsun. Öbür taraftan içme suyu ve bölgenin yeşillenmesi için de kullanıyorsun. Yani bir bölgeye su geldiği zaman her şey değişiyor. Zaman zaman eski fotoğraflara bakıyorum, Atatürk Barajı yapılmadan önce barajın bulunduğu alan tam anlamıyla bir çöldü. Baraj yapıldıktan sonra her taraf cennet gibi olmuş. Bu arada llısu Barajı‘nın olduğu alanı helikopterle inceledim. Her taraf çöl, ancak baraj tamamlanınca buranın çevresi de cennet olacak. Burada 4 milyar kilovat saat gibi muazzam bir enerji üreteceğiz. Bütün bu çalışmaları yaparken, önemli bir meseleyi daha çözdük. Merkez ve taşra teşkilatlarımız kalite yönetim sistemi belgesini almaya hak kazandı. Sadece bir teşkilatımız kaldı. O da çalışmasını kısa sürede bitirince toplam kurumsal olarak toplam kalite sistemine geçmiş olacağız.
250‘den fazla kitap ve makale yazdı
1948 yılında Afyonkarahisar‘ın Şuhut ilçesinde doğan Veysel Eroğlu, 1966‘da Afyon Lisesini 1971‘de İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi‘ni bitirdi. Eroğlu, doktorasını da tamamladığı İTÜ‘de 1980-1981 döneminde Dr. asistan olarak görev yaptı. 1981-82 döneminde International Institute for Hydraulic and Environmental Eng. Delft‘te araştırma yapan Eroğlu, dönem birincisi oldu. İTÜ‘de 1984-1986 yılları arasında Doçent Dr. olarak çalışan Veysel Eroğlu, 1994‘te İSKİ Genel Müdürlüğü‘ne getirildi. Burada 600 projeye imza atan Eroğlu, 7 şubat 2003‘ten bu yana da DSİ Genel Müdürlüğü görevini yürütüyor. Eroğlu‘nun 45‘i yabancı dile çevrilmiş, 250‘den fazla kitap, makale, tebliğ ve raporu bulunuyor.
Adıyaman‘ın fahri hemşehrisiyim
- İSKİ Genel Müdürü iken diğer şehirlerin su problemi ile ilgilendiğinizi de biliyoruz. Su sıkıntısı yaşayan kentlere de yardım ettiniz. Hatta İstanbul‘dan çok uzakta olan Adıyaman‘a bile...
Su sıkıntısının ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Bunun için kimsenin bu sıkıntıyı yaşamasını istemiyorum. Sıkıntının çözümü için yardımcı olduğum kentler arasında Adıyaman da vardı. O sayede Adıyaman‘ın fahri hemşerisi oldum. Bir gün baktım ki, kocaman, kapı gibi bir şey getirmişler. "Bu nedir?" dedim. Açtılar ‘hemşerilik beraatı‘ kocaman bir yere yapıştırmışlar. ‘Adıyaman Belediye Başkanı ve encümeni tarafından Adıyaman ilimize yaptığı hizmetler dolayısıyla bütün partilerin oy birliğiyle fahri hemşehrilik beraatı verilmiştir‘ diye getirdiler.
İşe girip çıkarken kart basan tek müdür benim
- Anlattığınız kadarıyla pek mümkün görünmüyor ama kendinize vakit ayırabiliyor musunuz?
Tahmininiz tamamen doğru çünkü boş zamanım genellikle olmuyor. Zaten boş zamanım olursa tesisleri gezmeye gidiyorum. Genellikle ben mesaiye çok erken başlarım. Hatta benim giriş kartım vardır. Mesaiye giriş ve çıkışımda kartımı kullanırım. Muhtemelen böyle kart kullanan tek genel müdür sadece ben varımdir. Kart kullanmamın sebebi bir genel müdür çalışırsa arkasındaki koşar, genel müdür durursa arkasındaki de durur. Ben koşarak katları çıkarken, bir personel geçen gün sormuş: Ya bu genel müdür niye koşuyor? Arkadaş da cevap vermiş, "Ya sen bilmiyorsun o her zaman koşuyor."
Ayrıntılardaki Veysel Eroğlu
Ferit B.PARLAK
[email protected]
Su sorunu‘nun gündem oluşturduğu bir dönemde, Türkiye‘deki su kaynaklarının planlanması, yönetimi, geliştirilmesi ve işletilmesinden sorumlu yetkili kuruluş olan DSİ‘nin Genel Müdürü Veysel Eroğlu ile sohbet etme fırsatı bulduk.
İSKİ Genel Müdürlüğü sırasında yaptığı başarılı çalışmarıyla tanıdığımız, kabine üyelerine dahi lafını esirgemeyen, kurumunda ‘koşan adam‘ diye tanınan, şantiyelerde sabahlamaktan kaçınmayan Eroğ-lu‘yla sohbetimiz, sıkıntılı geçen bu süreçte birbiri ardına yaptığı toplantılar ve sorunların intikali ile sık sık bölünse de, Eroğlu‘nun konulara hakimiyetini görme olanağı da sağladı.
"Boşa akan sularımızı değerlendirmeye çalışıyoruz, bunun için hidrolik santralların önünü açtık." Diyerek başlıyor sözlerine Eroğlu.
Bu hamleyle, kafalardaki örümcek ağlarını temizlediklerini ve özel sektöre fırsat tanıdıklarını vurguluyor ve yine bu hamleyle 844 hidroelektrik santralın ihale edildiğine dikkat çekiyor. ‘ Bu sayede 3 yılda, DSİ‘nin son 50 yılda yaptığı iş kadar iş yaptıklarının altını çiziyor.
Özel sektöre güveniyor Eroğlu.
Onlara ‘müşterilerim‘ diye hitap ediyor, onları görünce kucaklamaktan çekinmediğini söylüyor, problemlerinin çözümü için günün her saati hazır olduğunu belirtiyor.
Tüm bu davranışların 14 milyar dolarlık özel sektör yatırımının önünü açtığını üstüne basa basa tekrarlıyor. Devletin imkanları dahilinde yatırımlar için son 4 yılda ancak 6 milyar dolar harcayabildiğini söylemeden de geçemiyor. Devlet-özel sektör birlikteliğiyle susuz nokta bırakmayacaklarına söz veriyor.
Doğu‘nun kullanılmayan potansiyelinin, ‘cennet‘ olabilecek bölgelerin ‘çorak‘ bırakıldığının farkında Eroğlu.
Bu soruyu yönelttiğimizde llısu ve Muş Ovası projeleriyle bölgenin cennete çevrileceğinin, verimli arazilerden faydalanmaya başlayabileceğimizin müjdesini veriyor.
1994 yılında 1 milyar dolar borç, 3 trilyon TL yıllık gelirle devraldığı İSKİ‘yi, 8 yılda 600 tesis inşa etmiş, 1 katrilyon TL yıllık gelire ulaşmış, İstanbul‘un su ve su sağlığı ve kurumun borç sorununu çözmüş olarak 2002 yılında devreden Eroğlu, aynı başarıyı DSİ‘de de gösterecek mi? Sorusunun yanıtı; gelecekte su savaşlarına sahne olacak dünyada, Türkiye‘nin alacağı pozisyonun da yanıtı olacak.
(Dünya 22.12.2006)