Songül SELVİ - ANKARA
Türkiye‘nin enerji arz güvenliğini mercek altına alan Dünya Bankası‘nın hazırladığı raporda, enerji talebindeki yüzde 8‘lik artış göz önünde bulundurulduğunda 2008‘de arz açığı tehlikesi ile karşı karsıya olunabileceğine dikkat çekildi. Dünya Bankası, riske karşı, "acil durum santrallannın satın alınmasına/kurulmasına başlayın" önerisinde bulundu.
Dünya Bankası Türkiye eski Direktörü Andrew Vorkink‘in, görevinden ayrılmadan önce Enerji Bakanı Hilmi Güler, Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakçı, DPT Müsteşarı Ahmet Tıktık, Özelleştirme İdaresi Başkanı Metin Kilci ve EPDK Başkanı Yusuf Günay‘a enerji arz güvenliği konusunda bir mektup ve bir rapor gönderdiği ortaya çıktı.
2009-2011 yılları arasında mevcut durum göz önünde bulundurulduğunda enerji arz açığı riskinin ‘alarm verici olmayan‘ düzeyden ‘ciddi‘ düzeye çıkabileceğine dikkat çekilen raporda, şu tedbirler önerildi:
"Kısa vadede, arz açığı ihtimalinin olduğu yılın ötelenmesi, yeterli bir arz-talep dengesine ulaşılması ve sürdürülmesi için gerekli yeni yatırımların yapılması için yeterli zaman oluşturulmalı. Orta vadede, zamanında yeni üretim kapasitesinin sağlanması ve enerji piyasasının tek başına yeterli üretim kapasitesi yatırımı açısından cazip olmamasından kaynaklanan risklerin bertarafını teminen kapasite teşvik mekanizması oluşturulmalı."
Talep azaltılmalı
Enerji talebi konusunda kapasite yükümlülüğü tesis edilmesinin gerekliliğine vurgu yapılan raporda, talebin azaltılması gerektiğine dikkat çekildi, Türkiye, enerjide arz açığının 2010 yıllarında ortaya çıkmasını beklerken, Dünya Bankası arz açığı tehdidinin yakın zamanda ortaya çıkabileceğine dikkat çekti. Dünya Bankası‘nın enerji arz güvenliğine yönelik tespitlerde bulunulan raporunda Türkiye‘nin enerji arz güvenliği ile ilgili uyarısının yanı sıra öneriler de yer aldı. Raporda erken yapılacak girişimlerin bazı riskleri önleyebileceğine dikkat çekildi.
DB‘nin santrallere Yönelik Tavsiyeleri
DSİ hidroelektrik projeleri: Buradaki kaygı, teknik güçlükler ve bütçe kısıtlarından kaynaklanan inşa sürecinde karşılaşılan gecikme deneyimleridir.
Termik santrallar: Üretim şirketleri ve otoprodüktörler tarafından yatırımı yapılan inşa halindeki termik kapasitenin yaklaşık 1300 MW‘lık kısmı doğalgaza dayalıdır. Buradaki kaygı, bu santralların üretim maliyetlerinin toptan elektrik satış fiyatının (TEF) üzerine çıkmasına neden olan doğalgaz fiyatıdır. Doğalgaz yakıtlı santral inşası gecikebilir veya hiç başlamayabilir. Hatta mevcut serbest tüketiciler bile yeniden dağıtım şirketlerinden elektrik enerjisi alma yoluna gidebilirler. DUY‘un uygulanmaya başlanması, yatırımcıların kendi tekliflerinden (ve eğer teklifler maliyetlere dayalı ise maliyetlerinden) daha düşük olmayan fiyatlardan elektrik enerjisi satmalarını mümkün kılacağından ve TETAŞ‘ın düzenlemeye tabi fiyatlarından etkilenmeksizin karar verebileceklerinden bu sorunu kısmen çözebilir.
Yenilenebilir projeler: Yenilenebilirler TEF üzerinden 7 yıl süreli sözleşmeye sahip olabileceklerden ilk etapta bu projelerde daha az gecikme yaşanabileceği söylenebilir. Ancak, Türk Lirası‘ndaki ani değer kaybı, rüzgâr, küçük hidroelektrik ve jeotermal projelerin çekiciliğini ciddi olarak azaltmış olup, bu kapsamdaki projelerin küçük bir kısmı tamamlanabilir.
(Dünya 07.12.2006)