Sunumda önce yıldırımın oluşumu ele alındı. Fırtına bulutunda yükün birikmesinden basamaklı liderin inişine, yerden yükselen karşı liderle birleşmesine kadar süreç anlatıldı. Paratonerin görevinin, karşı liderin bina üzerindeki uygun noktadan güvenle çıkmasını sağlamak ve akımı kontrollü biçimde toprağa iletmek olduğu vurgulandı. Bu çerçevede Franklin çubuğu ve Faraday kafesine dayanan pasif sistemlerle, erken streamer emisyonlu (ESE) aktif sistemler karşılaştırıldı. Pasif sistemlerin koruma alanının yuvarlanan küre ve açı gibi geometrik yöntemlerle belirlendiği, performansının sahada doğrulanabildiği belirtildi. ESE sistemlerinin dayandığı NF C 17-102 için ise eşdeğer bir IEC veya CENELEC dokümanının bulunmadığı, bu sistemlerin sahadaki gerçek performansının bağımsız olarak doğrulanamadığı ifade edildi. IEC 62305 serisinin ESE teknolojisini bilinçli olarak kapsam dışı bıraktığı, NFPA’nın konvansiyonel olmayan sistemlerin standarda alınması yönündeki başvuruları reddettiği, Standards Australia’nın saha verisiyle doğrulanamayan benzer bir yöntemi standardından çıkardığı ve ICLP Bilim Komitesi’nin 2005'te bu sistemler hakkında resmi bir uyarı yayımladığı aktarıldı. Türkiye’de yıldırımdan korunma tasarımının referansının TS EN 62305 olduğu hatırlatıldı.
Seminerin mevzuat bölümünde Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin 64. maddesi ile Elektrik Tesislerinde Topraklamalar Yönetmeliği, ETTY ve Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Elektrik Tesisatı Genel Teknik Şartnamesi’ndeki ilgili hükümler değerlendirildi. TS EN 62305 serisinin dört bölümü olan genel kurallar, risk yönetimi, yapılarda fiziksel hasar ve hayati tehlike ile yapılardaki elektrik ve elektronik sistemler tanıtıldı. Risk analizi kapsamında bir yıldırım darbesinin dört farklı yolla hasar verebileceği, bunun can kaybı, yapı ve içeriğinde fiziksel hasar ile iç sistem arızası olmak üzere üç kayıp tipine yol açtığı ve risk değerlerinin bu kayıp tipleri üzerinden değerlendirildiği örneklerle açıklandı.
Tasarım bölümünde yıldırımdan korunma sistemi sınıfları, yuvarlanan küre ve kafes yöntemlerine göre hava sonlandırma sistemi tasarımı, iniş iletkenlerinin sayısı, yerleşimi ve aralıkları ile iletken kesitleri ele alındı. Yanabilir malzemeden yapılmış çatılarda kafesin en az 10 cm yukarıda tesis edilmesi gibi uygulama ayrıntılarına değinildi. Sistemin yapı tasarımı ve inşasıyla koordineli yürütülmesinin ve işin eğitimli, uzman tasarımcı ve uygulayıcılar tarafından yapılmasının önemi vurgulandı. Yıldırım akımının etkilerine karşı alınacak önlemlerin anlatıldığı bölümde eşpotansiyel dengeleme, ayrım açıklığı (ISG) kullanımı, özellikle ATEX kapsamındaki tehlikeli bölgelerde sertifikalı ürün gerekliliği, ayırma mesafesi kuralı ve istisnaları, parafudr seçimi, manyetik ekranlama, kablo güzergâhı ve dokunma ve adım gerilimine karşı fiziksel önlemler işlendi. Seminer, yıldırımdan korunma sisteminin muayenesi, ölçümleri ve sahada sık karşılaşılan hatalarla çözüm önerilerinin değerlendirilmesiyle tamamlandı.
EMO İzmir Şubesi, üyelerimizin güncel mevzuat ve standartlar konusunda bilgi düzeyini artırmaya yönelik bu tür etkinliklere, Şube sınırları içindeki organize sanayi bölgelerinde de devam edecektir.